Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Gaziosmanpaşa 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.04.2018 tarihli ve 2015/180 Esas, 2018/106 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun HMK'nin 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkili ile davalıların İstanbul ili, Gaziosmanpaşa ilçesi, 5610/2052 parsel sayılı taşınmazda paydaş olduklarını, taraflar arasında derdest ortaklığın giderilmesi davası bulunduğunu, üzerindeki binanın müvekkilinin yurt dışında çalışırken gönderdiği paralarla yaptırıldığını belirterek muhdesatın tespitini istemiştir.
Davalılar Semehe ve Gülhanım vekili ile davalı ...; davacı tarafın muhdesat tespitine ilişkin talebinin haksız olduğunu, muris ... vefat etmeden evvel taşınmazdaki inşaatların neredeyse tamamının bitmiş olduğunu, muris vefat ettikten sonra da olduğu gibi taşınmazın mirasçılara geçtiğini belirterek, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece; dinlenen tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre; binanın davacı tarafından yaptırıldığının ispat edilemediği, davacının binanın yapımında maddi katkısı olsa bile bu durumun binanın mülkiyetinin davacıya ait olacağı sonucunu doğurmayacağı belirtilerek ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesince (2018/1846 E, 2019/1306 K); taşınmaz üzerindeki muhdesatın kim tarafından meydana getirildiğinin tespitine ilişkin davalarda, mahkemece araştırılması gerekenin, muhdesatın kim tarafından, hangi gelirlerle, kimin adına ve hesabına yaptırıldığının olduğu, bu doğrultuda muhdesatın tamamen davacı tarafından yaptırıldığı iddiasının da, tereddüte meydan vermeyecek biçimde davacı tarafça kanıtlanamadığı, İlk Derece Mahkemesince kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı belirtilerek davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm yine davacı vekilince temyiz edilmiştir.
muhdesatın tespiti istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 270 m2, arsa vasfıyla kayıtlı 5610/2052 parselde tarafların kardeşlerin iştirak halinde malik olduğu, davalı olarak gösterilen anne ... ...’ın ise paydaş olmadığı, parsel üzerinde 9 ve 11 dış kapı numaralı bodrum+zemin+4 normal kattan oluşan iki adet kargir binanın bulunduğu, 11 dış kapı nolu binanın 4. katının inşaat halinde atıl vaziyette olduğu anlaşılmaktadır.
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere, hukuki ilişkinin nitelendirmesine göre davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Somut olayda; davacı tanığı olarak dinlenen ... ...’ın; “…muris vefat etmezden önce taşınmaz üzerinde bulunan eski binanın alt katında koltuk döşeme yapıyordum ...’ın kiracısı idim taşınmaz üzerinde iki bina vardır eski olan binayı ...’ın yaptırdığını tahmin ediyorum çünkü ben yeri ...’dan kiraladım aynı taşınmaz üzerine başka bir bina yapılıyor idi üçüncü katı kaba inşaat halinde bitmiş idi dördüncü katın kalıbı çakılmıştı o sırada muris vefat etti………..muris ile sağlığında konuşurken kendisi bana yeni yapılan binanın Avusturya’da olan oğlunun yolladığı paralar ile ve oğlunun kendisinde bulunan birikmiş parası ile yaptırdığını söylüyordu hatta ben kendisine yeni binayı satacak mısın ne yapacaksın diye sorduğumda kendisi bana ait değil oğlumun ona yaptırıyorum diye söylüyordu……” şeklinde beyanda bulunduğu, bir başka davacı tanığı Erdoğan Mert’in ise; “….taşınmaza komşu olmaktayım taşınmaz üzerinde iki bina vardır biri eski biri sonradan yaptırılmıştır muris ile komşu olduğumuzdan sohbet ederdik muris ……yeni yapılan binayı da oğlunun yaptırdığını söylerdi hatta ben mobilya işi yaptığım için murise binanın mobilya işlerini ben yapayım diye söylediğimde oğlum yaptırıyor o ne derse o olur benim param yok para ondan geliyor diye söylerdi yeni binanın üçüncü katına kadar kaba inşaat bitmişti dördüncü katına başlanmıştı o esnada muris öldü muris öldükten sonra yeni binayı davacı tamamladı..…” dediği, yine davacı tanığı olarak dinlenen ...’ın da; “Davacının babası ... 1986 yılında vefat etti muris vefat etmeden önce taşınmazın üzerindeki binanın 3 katı kaba inşaat halinde yapılmıştı dördüncü katın kalıbı çakılıyordu kaba inşaatı ... Avusturya’da çalışıyordu onun yolladığı paralar ile muris yaptırdı benim 30 yıl çalıştırdığım bakkal dükkanı vardı muris benim yanıma gelip otururdu sohbet ettiğimizde binayı ...’ın yolladığı paralar ile yaptırdığını bana söylüyordu……” şeklinde beyan bulunduğu, öte yandan dava konusu parselde tapu kayıtlarına göre paydaş olmayan ancak eldeki dosyada davalı olarak gösterilen murisin eşi-tarafların annesi ... ...’ın ise duruşmada; benim eşim, eski binayı yapmıştı oğlum da o zaman köyde çalışıyordu oğlum davacıdır o zaman köyden murise para yollardı köyde çalışırdı daha sonra yeni inşaata başlandı yani yeni binanın inşaatına başlandı oğlum olan davacı iki defa Viyana’dan para getirdi inşaat devam etti ondan sonra da 3 defa da arkadaşları ile para yolladı parayı babasına yolladı zaten inşaat bitmeden de eşim kalp krizinden vefat etti….” dediği, davacı vekilinin, davalı ...’ın beyanlarını kabul ettiği ve binalardan birinin muris tarafından, diğerinin ise tamamen davacının yurt dışında çalışarak murise göndermiş olduğu paralar ile yaptırıldığını belirttiği, böylelikle yukarıda belirtilen davacı tanıkları ve davalı anne ... ...’ın beyanları doğrultusunda davacının iddiasını ispat ettiği, “yeni bina” olarak adlandırılan parsel üzerindeki yapının muris tarafından davacının gönderdiği paralar ile davacı nam ve hesabına yaptırıldığı anlaşılmakla, Mahkemece, yeni bina olarak adlandırılan yerin hangi bina olduğu netleştirilerek (9 dış kapı nolu mu, 11 dış kapı nolu mu) bu yapı yönünden kabul kararı verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Yukarıda açıklanan (2) nolu bentte yazılı nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf isteminin esastan reddine dair kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi hükmünün 6100 sayılı HMK'nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, (1) nolu bentte yazılı nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, HMK'nin 373/1.maddesi gereği kararın bir örneğinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi (6.) Hukuk Dairesine, dosyanın ise İlk Derece Mahkemesi Gaziosmanpaşa 3. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 28.04.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.