Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 27.04.2021 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalılar adına gelen olmadı. Karşı taraftan davacılar vekili Avukat ....geldi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı vekili, vekil edeninin dört parça taşınmazı 29.02.1978 tarihinde davalıların murisi Havva'dan satın aldığını ve 36 yıldır tarım arazisi ve meyve bahçesi olarak kullandığını, üç parça taşınmazı Havva'nın tapuda devrettiğini ama dava konusu 836 parselin devredilmediğini, kayıt maliki Havva'nın ölümünün üzerinden 40 yılı aşkın zaman geçtiğini, davalıların 2014 yılında intikal yaptırdıklarını, tapunun hukuki değeri kalmadığını açıklayarak 836 parsele ait tapu kaydının iptali ile davacı adına tescile karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, dava dışı üç parça taşınmazın satılarak tapuda devrin yapıldığını ama dava konusu 836 parselin satılmadığını, taraflar arasında bir sözleşme de bulunmadığını, taşınmazın zilyetlikle kazanılamayacağını, tanık dinletilmesini kabul etmediklerini açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, ilk hükümle, dosyaya davacı ile davalılar veya murisi arasında yapılmış yazılı bir anlaşma sunulmadığı, dava tarihi itibarıyla tapuda intikali yapılmamış ve mirasçılar adına kaydedilmemiş gayrimenkuller için TMK'nin 712 ve 713.maddelerine göre tapu kaydının zilyetliğe dayanılarak iptal edilemeyeceği gerekçesi ile şartları oluşmayan tapu iptali ve tescil davasının reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiş, Dairenin 23.02.2016 tarihli ve 2015/20855 Esas, 2016/3136 Karar sayılı ilamı ile ‘…Davacı vekilinin dava dilekçesinde, dava konusu taşınmazın davacı tarafından satın alındığını, davalıların murisi ve kayıt maliki ....'in ölümünün üzerinden 40 yıl geçtiğini, taşınmazın davacı tarafından 36 yıldır tarım arazisi ve meyve bahçesi olarak kullanıldığını, tapunun hukuki değeri kalmadığını açıkladığı, temyiz dilekçesinde de, TMK'nin 713/2.maddesindeki kazanma koşullarının gerçekleştiğini belirttiği görülmüştür. Olayları anlatmak taraflara, hukuki nitelendirmeyi yapmak ise, HMK'nin 25,26,31 ve 33. maddeleri (1086 sayılı HUMK'un 74,75 ve 76. maddeleri) gereğince Hakime aittir. Açıklanan beyanlardan, davacı vekilinin TMK'nin 713/2. fıkrasında yer alan, "...kayıt malikinin 20 yıl önce ölmüş bulunması nedeniyle tapu kütüğünün hukuki değerini yitirdiği" hukuki nedenine dayanarak davalılar murisi Havva adına iken 07.05.2014 tarihinde intikalen davalılar adına kayıtlı dava konusu 836 parsele ait tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tescil isteğinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, TMK'nin 713/2.maddesindeki ölüm nedeni Anayasa Mahkemesi'nin 17.03.2011 tarihli ve 2009/58 Esas, 2011/52 sayılı Kararının 27.03.2011 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ilamı ile iptal edilmişse de, Dairenin sapma göstermeyen uygulamalarında, Anayasa Mahkemesi'nce yürürlüğün durdurulmasına ilişkin kararın verildiği, 17.03.2011 tarihine kadar hak sahipleri yararına kazanma koşulları oluşmuş, malik 20 yıl önce ölmüş ve 20 yıllık kazanma süresi de dolmuş ise, bu tür hak sahiplerinin de dava açma yönünden kazanılmış haklarının olduğu kabul edilmektedir. TMK'nin 713/5.maddesi gereğince; mülkiyet zilyet lehine kazanma koşullarının tamamlandığı anda edinilir. Bu açıklamalar karşısında; davada TMK'nin 713/2. maddesinde yer alan “ölüm” sebebine dayanıldığına göre, iddia ve savunma doğrultusunda tarafların delillerinin dayanılan sebep dikkate alınarak toplanması ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre işin esası ile ilgili bir hüküm kurulması gerekirken, hataya düşülerek yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır…’gerekçesi ile bozulmuştur. Mahkemesince yeniden yapılan yargılama neticesinde, davanın kabulü ile 836 parsel sayılı taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına kayıt ve tesciline, Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1024,65 TL harçtan peşin olarak alınan 256,20 TL harcın mahsubu ile bakiye 765,45 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine 'ye gelir kaydına, davacı tarafça sarf olunan toplam 1.213,10 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davacı lehine tayin ve takdir olunan 2.180,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
TMK'nin 713/2. maddesindeki ölüm hukuki sebebine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilâmında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. TMK'nin 713/2. maddesindeki yollama nedeniyle bu tür davaların aynı maddenin diğer fıkralarında yazılı koşullara tabi olması gerektiği sonucuna ulaşılır. Aynı maddenin 3. fıkrasındaki "tescil davası" sözcüğünün 1. ve 2. fıkraya göre açılacak davaları kapsadığının kabulü gerekir. (Yargıtay HGK.nin 17.02.2010 tarihli ve 2010/8-58 Esas, 2010/78 Karar, M.R.Karahasan - İ. Özmen, Zilyetlik-Tescil-Tapu İptali Davaları, 1983-Sh; 1451). Buna göre gerek yasal hasım durumunda bulunan Hazine ve diğer kamu tüzel kişileri ve gerekse iptal ve tescil isteği nedeniyle davada taraf durumunu almış bulunan kayıt malikinin mirasçıları davalılar harç, avukatlık ücreti ve diğer yargılama giderlerinden sorumlu tutulamazlar. Eksik harcın davacıdan alınmasına, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına ve davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmesi gerekir. Mahkemece; bu husus gözden kaçırılarak harç, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalılardan alınmasına karar verilmesi doğru olmamıştır. Davalılar vekilinin temyiz itirazları bu yönden yerinde olup hükmün bu nedenle bozulması gerekmekteyse de; bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün HUMK'un 438/7. fıkrası uyarınca düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan sebeplerle; davalılar vekilinin temyiz itirazı yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 2.bendindeki "Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1024,65 TL harçtan peşin olarak alınan 256,20 TL harcın mahsubu ile bakiye 765,45 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine 'ye gelir kaydına" ibaresinin hüküm fıkrasından çıkarılmasına, yerine ‘Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1024,65 TL harçtan peşin olarak alınan 256,20 TL harcın mahsubu ile bakiye 765,45 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına" ibaresinin eklenmesine, hükmün 3. bendindeki "Davacı tarafça sarf olunan toplam 1.213,10 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine" ibaresinin hüküm fıkrasından çıkarılmasına, yerine "Davacı tarafından yapılan masrafların davacı üzerinde bırakılmasına" ibaresinin eklenmesine, hükmün 4. bendindeki "Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davacı lehine tayin ve takdir olunan 2.180,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine" ibaresinin hüküm fıkrasından çıkarılmasına, yerine "Davanın niteliği gereği davacılar lehine avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına" ibaresinin eklenmesine, hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 438/7 maddesi gereğince düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının (1) nolu bentte açıklanan sebeplerle reddine, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 27.04.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.