Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan usul hükümleri gereği temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, 03.08.2011 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama suçundan cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.
2. Kadıköy 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.12.2012 tarihli kararı ile sanık hakkında başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama suçundan 1 yıl 1 ay 15 gün hapis ve 20,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ve bu karar itiraz edilmeksizin 04.01.2013 tarihinde kesinleşmiştir.
3. Sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrası gereğince uygulanan 5 yıllık denetim süresi içerisinde, kasten yeni bir suç işlemesi nedeniyle Antalya 20. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.02.2016 tarihli ve 2016/34 Esas, 2016/101 Karar sayılı kararı ile ihbarda bulunulması üzerine İstanbul Anadolu 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.06.2016 tarihli kararı ile sanık hakkında kurulan hüküm açıklanarak, 1 yıl 1 ay 15 gün hapis ve 20,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Sanığın temyiz isteği, suçu işlemediğine, suçu işlediğine dair mağdurun soyut beyanları dışında delil bulunmadığına, savunma hakkının ihlal edildiğine ve beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
Dava konusu olay, mağdurun akrabası olan sanığın, katılana ait, banka kartını babasının para gönderdiğini söyleyip ele geçirdikten sonra, farklı bankamatiklerden toplamda, mağdurun rızası dışında 1.735,00 TL nakit çekim yapıp fayda sağlamak suretiyle atılı suçu işlediği iddiasına ilişkindir.
Olayın intikal şekli ve zamanı, mağdurun aşamalardaki beyanları, sanığın kovuşturma aşamasında 26.08.2012 tarihinde alınan ve suçunu ikrar içeren savunması, bankaların cevabi yazıları ve tüm dosya kapsamına göre, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının ve yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın temyiz itirazlarının reddine; Ancak sanık hakkında hüküm kurulurken yapılan uygulama hatasının bulunduğu anlaşılmış ise de bunun Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.06.2016 tarihli, 2016/153 Esas, 2016/423 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının dördüncü parargrafında yer alan "1 yıl 1 ay 15 gün hapis" ibaresinin çıkarılarak yerine "1 yıl 15 gün hapis" yazılmak suretiyle hükmün, Tebliğnameye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.12.2023 tarihinde karar verildi.