Dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 3000 TL ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece dava dilekçesinin görevsizlik nedeni ile reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dilekçesinde; müvekkilinin paydaşı olduğu 3 adet bağımsız bölümün davalı tarafından kullanıldığını ileri sürerek; 25.01.2010 – 11.02.2011 tarihleri arasındaki dönem için payına isabet eden ecrimisilden şimdilik 3.000 TL nin yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece; bilirkişi raporu ile belirlenen ecrimisil tutarının 9.678 TL oluşuna göre görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğu kabul edilerek, dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
HUMK. nun 8. maddesinde, hangi davalara sulh hukuk mahkemesinde bakılacağı diğer bir anlatımla sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğu dava ve işler açıkça düzenlenmiş olup ecrimisil istemine konu bu dava, anılan yasa maddesinde sayılan davalardan değildir.
Bu durumda, davacı tarafça talep edilebilecek ecrimisil miktarına göre mahkemenin görevinin belirlenmesi gerekir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; isteme konu dönemde bağımsız bölümlerden elde edilebilecek kira geliri 9.678 TL olarak belirlenmek suretiyle ecrimisil hesaplaması yapılmıştır. Buna göre, taşınmazda toplam ½ oranında pay sahibi olan davacının talep edebileceği ecrimisil 4.839 TL olup, sulh hukuk mahkemesinin görev sınırı olan 7.780 TL yi geçmemektedir.
O halde mahkemece; işin esasına girilerek sonucu dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile dava dilekçesinin görev yönünden reddedilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 06.09.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.