Esastan ret

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin "Playtech" markası altında jetonlu çocuk oyun makinelerini imal edip sattığını, davalı ile yapılan satış sözleşmesi gereğince imal edilen oyun makinelerinin davalıya gönderildiğini, ödemelerin kısmen nakit ve senetle alındığını, makinelerin teslimine rağmen ödemelerin tam yapılmadığını, davalı ile 30.07.2012 tarihinde bir araya gelerek belge düzenlediklerini, 30.09.2012 tarihi itibariyle 110.000 USD borç kaldığını, davalının 115.000 USD olarak dört taksitle ödemeyi kabul ettiğini, davalıya gönderilen ihtarnameye rağmen borcun ödenmemesi nedeniyle takibe geçildiğini ve davalının haksız itiraz ettiğini ileri sürüp, itirazın iptaline, takibin devamına ve %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde, taraflar arasında ticarî ilişki bulunmadığını, oyun makinelerinin davacının yetkilisi olduğu şirket tarafından davalının yetkilisi olduğu şirkete satıldığını, davacı ile davalı arasında ilişki bulunmadığından husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesini, müvekkilinin yetkilisi olduğu şirketin davacının yetkilisi olduğu şirkete belge düzenlenmesi tarihindeki borcunun 110.000 USD ile vade farkı olan 5.000 USD olarak belirlendiğini, müvekkilinin, taraflarca mutabık kalınan 115.000 USD borcunun ödemesinin ise belgede belirtilen tarihlerde sözleşmede imzası bulunan ... tarafından yapılacağını, davalının da bu ödeme nedeniyle ...'a makineleri teslim edeceğini, müvekkilinin anlaşma gereğince makineleri ...'a devir ve teslim ettiğini, ...'ın da belgede bahsi geçen tarihlerde bono tanzim ederek davacıya verdiğini, müvekkilinin, borcun nakli sözleşmesi gereğince makineleri teslim ederek borçtan kurtulduğunu bildirerek, davanın reddine ve %20'den az olmamak üzere tazminata karar verilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, taraflar arasında düzenlenen 30.07.2012 tarihli belgede imzaya itiraz olmadığı, belgede; "borçlu ...", "alacaklı A.Murat Alkin" yazılı olduğu, belgenin, yanlar arasında ticarî ilişki bulunduğunu gösterdiği, taraflar arasında ticarî ilişki bulunduğundan; koşulları bulunmayan yetki itirazının reddedildiği, davalı borçlu, makine satımının tarafların temsil ettikleri şirketler arasında yapıldığını ve bu nedenle husumet oluşmadığını savunduğu, davacının davalıya, 03.10.2013 tarihli ihtarnamesini göndererek 110.000 USD borcun ödenmesini ihtar ettiği, icra takip dosyası dayanağının bu ihtarname olduğu, dayanak ihtarname dikkate alındığında, davalıdan olan alacak iddiası sebebiyle takibe geçildiği, bu sebeple, husumet ehliyeti yönünden eksiklik olmadığı, davalı borçlunun, 30.07.2012 tarihli belgeyi kabul ettiği, imzaya itiraz olmadığı, davalının, belgede ismi yazılı olan ...'a borcun naklinin gerçekleştiğini savunduğu, dış üstlenme sözleşmesinin düzenlendiği 6098 sayılı Türk Borçlar Yasası'nın 196'ncı maddesinde borçlunun yerine yenisinin geçmesi ve borcundan kurtarılması, borcu üstlenen ile alacaklı arasında yapılacak sözleşmeyle olur denildiği, dolayısıyla borcun dış üstlenmesi (naklinden) söz edebilmek için borcu üstlenen ile alacaklı arasında yapılmış sözleşmenin varlığını gerektirdiği, halbuki dosyada bu tür bir sözleşme bulunmadığı, davalının sözünü ettiği 30.07.2012 tarihli belgenin bu manada bir borcun nakli mahiyetinde olmadığı, davalının cevap dilekçesinde 110.000 USD borç ve 5.000 USD vade farkı konusunda mutabakattan söz ettiği, dolayısıyla, 30.07.2012 tarihli belgenin aksine bu borcun davalı borçlu tarafından ödendiği yasal ve yazılı belgelerle ispatlanamadığı, uyuşmazlığın ihtarnameden ve 30.07.2012 tarihli belgeden kaynaklanmakta olup, 'likit' olduğundan, davacının icra inkâr tazminatı talebi yerinde görüldüğü gerekçesiyle davanın kabulü ile davalının, Ankara 10. İcra Müdürlüğünün 2013/9648 E. sayılı takip dosyasında itirazının 110.000,00 USD alacak üzerinden iptaline ve takibin, takip koşulları ile devamına, hükmedilen alacağın (110.000 USDx1.9803 TL=) 217.833,00 TL'nin %20'si üzerinden hesap edilen 43.566,60 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; öncelikle davanın, mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili davalı ile davacı arasında herhangi bir akdi ilişkinin bulunmadığını, Göksu Özel Eğitim İnş. Enerji Turz. Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. ile müvekkil davacının yetkilisi olduğu ... Elektronik Turz. İth. İhr. İnş. San. Ltd. Şti. arasında ticari ilişkinin olduğu belirtildiği ve akdi ilişkinin başından itibaren inkar edildiği, hem davacının aktif husumetine, hem de müvekkili davalı yönünden husumete itiraz edildiği, dosyaya sunulan 30.07.2012 tarihli belgenin, borcun nakli belgesi olduğu, ...’ın, bu belgede imzası bulunduğu, ayrıca ...,
bu belgedeki borç karşılığında, belirtilen vade tarihlerine uygun bir şekilde, bono tanzim ederek, davacıya teslim etmiş ve borcu üstlendiği, karşılığında da müvekkili davalıdan makineleri teslim aldığı, nitekim belgedeki “makine anlaşılması durumunda aşağıdaki vadelerde 115.000 USD olarak hesap görülecektir.” şeklindeki ifade ile bu anlaşma anlatılmak istenmiş ve borcun ... tarafından üstlenildiğinin açıkça belirtildiği, davacı tarafından ...'a karşı bonolar nedeniyle takip başlatıldığını, bu takip sonrasında, borçlu ... ile davacının vekili tarafından, 29.03.2013 tarihli belge tanzim edilmiş, 3.500 TL tahsil edilmiş, kalan alacak için de ayrıca iki adet bono tanzim edilerek teslim edildiğini, bütün bunların, borcun ... tarafından üstlenildiğinin ve belgenin de borcun nakli sözleşmesi olduğunun kanıtı olduğunu, borcu üstlenenle alacaklı arasında yapılmış sözleşmenin bulunmadığına dair mahkeme gerekçesinin hatalı olduğunu belirterek istinaf talebinde bulunmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına ve özellikle borcun naklinden söz edebilmek için borcu üstlenen ile alacaklı arasında yapılmış sözleşme gerektiği, 30.07.2012 tarihli belgenin bu kapsamda borcun nakli mahiyetinde olmadığı, davalı taraf cevap dilekçesinde makineleri teslim aldığını dava dışı ...'a teslim ettiğini ödemenin adı geçen tarafından yapılacağını iddia etmişse de bu hususu kanıtlayamadığı gibi borcun ödendiğini de kanıtlayamamış olmasına göre ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık olmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, satıma dayalı alacağın tahsili için başlatılan ilamsız takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

07.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.