Mahkûmiyet
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ankara 18. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.10.2018 tarihli ve 2018/13 Esas, 2018/261 sayılı kararı ile sanık hakkında terör örgütü propagandası yapmak suçundan 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 2 inci maddesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53 üncü maddesi uyarınca mahkûmiyet kararı verilmiştir.
2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 04.12.2020 tarihli ve 2018/3563 Esas, 2020/1309 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 24.02.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. Mahkeme kararının gerekçe içermediğine,
2.Mahkemenin alt sınırdan uzaklaşmasına ilişkin sebeplerin somut olayda bulunmadığına,
3.Sanığın kastının bulunmadığına,
4. Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara,
İlişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince sanığın eyleminin terör örgütü propagandası yapmak suçunu oluşturduğunun kabulü ile sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu'nun 5 ve 22 nci maddeleri gereğince elektronik imza ile imzalandığı belirtildiği halde, UYAP'ta yapılan kontrolde 03.07.2018 ve 10.10.2018 tarihli duruşma zaptlarının 183819 sicil numaralı katip tarafından elektronik ve ıslak olarak imzalanmaması mahallinde giderilebilir eksiklik olarak görülmüştür.
Sanığın 10.09.2010 tarihli basın açıklamasına katıldığı ikrarından sabit ise de, "şehit namırın" şeklinde slogan atmadığını beyan etmesi karşısında; görüntü iyileştirilmesi yapılması suretiyle sanığın olay sırasında çekilmiş görüntülerinin Adli Tıp, TÜBİTAK veya TRT gibi uzman kuruluşlara mensup bilirkişilere gönderilip görüntü ve fotoğraf analizleri yaptırılarak, slogan atıp atmadığının duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmesinden sonra hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 04.12.2020 tarihli ve 2018/3563 Esas, 2020/1309 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara 18. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
07.03.2024 tarihinde karar verildi.