Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının 02.06.2016 tarihli iddianamesi ile suça sürüklenen çocuk hakkında banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 245 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca açılan dava neticesinde Denizli Çocuk Mahkemesinin 04.09.2018 tarihli kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı Kanun'un 245 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 2 yıl 5 ay hapis ve 120,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş ve bu kararın Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 14.01.2019 tarihli istinaf başvurusunun esastan reddi kararı ile kesinleştiği belirlenmiştir.
Suça sürüklenen çocuk müdafinin yeniden yargılama talebine ilişkin Denizli Çocuk Mahkemesinin 16.07.2019 tarihli kararı ile yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine karar verildiği, bu karara karşı suça sürüklenen çocuk müdafiinin itiraz etmesi neticesinde Denizli 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.07.2019 tarihli kararı ile itirazın kesin olarak reddine karar verildiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 10.12.2021 tarihli ve 2021/7163 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 14.01.2022 tarihli ve KYB-2021/156732 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 14.01.2022 tarihli ve KYB-2021/156732 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“1-5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 23/3. maddesinde yer alan “Yargılamanın yenilenmesi hâlinde önceki yargılamada görev yapan hâkim aynı işte görev alamaz” şeklindeki düzenleme ile aynı Kanun’un 318/1. maddesinde ki “Yargılamanın yenilenmesi istemi, hükmü veren mahkemeye sunulur. Bu mahkeme, istemin kabule değer olup olmadığına karar verir.” biçimindeki düzenleme karşısında, ilk kararı veren hâkimin olayla ilgili kanaatinin oluştuğu, görüşünün ilk hükümle belirginleştiği, yeniden yargılama aşamasında ya da bu aşamaya götürecek talebin kabule değer olup olmadığına dair vereceği kararda önceki kanaat ve görüşünün etkisi altında kalabileceği, bu nedenle adil yargılama hakkının bir uzantısı olarak olaya tamamen yabancı, farklı bir hâkimin, yargılamanın yenilenmesi talebini incelemesi gerektiği cihetle, somut olayda mahkûmiyet hükmünü veren hâkim Mükerrem Aslan'ın yargılamanın yenilenmesi talebini değerlendiremeyeceği gözetilmeden, itirazın bu yönden kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde,
2-Denizli Çocuk Mahkemesinin 16/07/2019 tarihli kararı ile "...SSÇ'nin ruh sağlığı hastalıkları hastanesinden alınmış raporu karşısında, uzmanlık alanı olmayan adli tıp kurumundan alınan rapora itibar edilmemiş olup, ayrıca raporun 2015 yılında alınmış olduğu, ayrıca yargılama aşamasında bu hususun dile getirilebileceği, SSÇ yönünden bakılırsa bu durumun yargılamada sonra ortaya çıkmış yeni bir olay olmadığı..." gerekçesiyle yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar verilmiş ise de;
Dosya kapsamına göre, Denizli Çocuk Mahkemesinin 16/07/2019 tarihli kararının kesinleşmesini müteakip, sanık müdafiinin yargılamanın yenilenmesine dair dilekçesine ek olarak ibraz edilen, adı geçen hükümlünün 27/08/2014 tarihinde işlediği banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama suçuna ilişkin olarak İskenderun 3. Asliye Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama esnasında tanzim edilen Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı'nın 12/06/2015 raporunda, işlediği suçun 5237 sayılı Kanun'un 32/2. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinin bildirilmesi üzerine İskenderun 3. Asliye Ceza Mahkemesince anılan rapor uyarınca sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 32/2. maddesinin uygulandığı, Denizli Çocuk Mahkemesince yapılan yargılama aşamasında da anılan hususun ileri sürülmediğinin anlaşılması karşısında, hükümlünün 5237 sayılı Türk Kanun'un 32. maddesi uyarınca işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamadığının veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azalmış olup olmadığının Adli Tıp Kurumunca tespiti lüzumunun bulunması nedeniyle, Mahkemesince yargılamanın yenilenmesi talebinin kabulüne karar verilerek bu yönde rapor alınması gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde, isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
1. a) 5271 sayılı Kanun'un "Yenileme isteminin kabule değer olup olmadığı kararı ve mercii" başlıklı 318 inci maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci fıkrası;
“(1) Yargılamanın yenilenmesi istemi, hükmü veren mahkemeye sunulur. Bu mahkeme, istemin kabule değer olup olmadığına karar verir...”
Aynı Kanun'un "Yargılamaya katılamayacak hâkim" başlıklı 23 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan üçüncü fıkrası;
“(3) Yargılamanın yenilenmesi hâlinde önceki yargılamada görev yapan hakim aynı işte görev alamaz.”
Şeklinde düzenlenmiştir.
b) Belirtilen yasal düzenlemeler uyarınca, aynı olay hakkında daha önce görüşünü belirtmiş olan hakimin, daha sonra yargılamanın yenilenmesi sürecinde görev yapması önlenerek hakimin tarafsızlığı sağlanmıştır. Kanun koyucunun amacı ile adil yargılanma ilkesi gereğince bu hükmün geniş yorumlanması ve mahkumiyet kararında görev yapan hakimin, yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin kararda görev yapamayacağının kabul edilmesi gerekmektedir.
2. Denizli Çocuk Mahkemesinin 16.07.2019 tarihli kararı ile suça sürüklenen çocuk müdafiinin yargılamanın yenilenmesi talepli dilekçesine ek olarak sunduğu Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından düzenlenen 12.06.2015 tarihli 5237 sayılı Kanun'un 32 nci maddesine ilişkin raporunun yeni delil sayılamayacağı belirtilmiş ise de, suça sürüklenen çocuğun 27.06.2014 tarihinde işlediği banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçuna ilişkin 5237 sayılı Kanun'un 32 nci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında değerlendirilmesinin uygun olduğuna dair söz konusu rapora istinaden İskenderun 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.06.2016 tarihli ve 2015/525 Esas, 2016/515 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı Kanun'un 32 nci maddesinin ikinci fıkrasının uygulandığı ve bu hususun yargılama aşamasında ileri sürülmediği belirlenmiştir.
3. a) Kanun yararına bozma istemine konu olayda; suça sürüklenen çocuk hakkında banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçundan verilen Denizli Çocuk Mahkemesinin 04.09.2018 tarihli mahkumiyet hükmünü veren hakim Mükerrem Aslan'ın dava ile ilgili yargılama yaparak ulaştığı kanaatini ilk hükümle dosyaya yansıtması nedeniyle yargılamanın yenilenmesi isteminin kabule değer olup olmadığı yönünden yapılan değerlendirmede önceki kanaatinden etkilenebileceği dikkate alınarak, farklı hâkim tarafından istem hakkında karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı davranılması,
b) 5237 sayılı Kanun'un 32 nci maddesi gereğince suça sürüklenen çocuğun suç tarihinde işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğini ortadan kaldıran veya bu fiille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azalmasına yol açan bir akıl hastalığı ve yüklenen suç yönünden cezai ehliyetinin bulunup bulunmadığı konusunda tam teşekküllü Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinden ya da Adli Tıp Kurumu ilgili İhtisas Kurulundan rapor alındıktan sonra sonucuna göre hukuki durumunun takdir ve tayini zorunluluğu nedeniyle Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Denizli 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.07.2019 tarihli kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.03.2024 tarihinde karar verildi.