Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme Değerlendirme kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 11.01.2013 tarihinde "ART INTERNATIONAL İSTANBUL" ibareli 35/1,2,3. sınıf hizmetleri içeren marka tescil başvurusunda bulunduğunu, 2013/2705 kod numarası verilen başvuruya davalı şirketin "ART İSTANBUL INTERNATIONAL" ibareli 41. sınıf hizmetleri içeren 2012/52130 sayılı; "ARTINTERNATIONAL" ibareli 35 ve 41. sınıf hizmetleri içeren 2012/54644 sayılı markalarına dayanarak itirazda bulunduğunu, YİDK'nın 2014/M-15648 sayılı kararıyla başvurunun reddedildiğini, oysa başvuru konusu işaret ile redde mesnet markalar arasında görsel, sesçil ve anlamsal olarak bıraktıkları umumi intiba itibariyle iltibasa neden olacak bir benzerliğin bulunmadığını, anılan ibarelerin ... bir kişinin tekeline bırakılmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin anılan işareti zaten kullandığını ve müvekkili ile aynı grupta bulunan şirketlerin başvuru konusu işareti içeren markalarının zaten tescilli bulunduğunu, müvekkili için de bu durumun kazanılmış hak oluşturacağını ileri sürerek, davalı TÜRK PATENT YİDK kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
1.Davalı TÜRK PATENT vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Diğer davalı şirket vekili, görsel ve sesçil olarak taraf markalarının bıraktığı genel izlenimin aynı olduğunu, zira asıl ve ayırt edici unsurlarının "ART INTERNATIONAL" ibaresi tarafından temsil edildiğini, diğer farklılıkların geri planda kaldığını, bu sebeple yeterince ayırt edicilik sağlamadığını, redde mesnet markanın reddedilen ürün ve hizmetlerle aynı türden olan ürün ve hizmetleri içerdiğini, iltibas ve haksız yararlanma doğmasının kaçınılmaz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, redde mesnet alınan markaların asıl ve ayırt edici unsurunun "ART INTERNATIONAL" ibaresinden oluştuğu, diğer unsurların ayırt edicilikte yeterince ön planda olmadıkları, davacının başvurusunda da "ART INTERNATIONAL" ibaresinin asıl ve ayırt edici unsur olduğu, "İSTANBUL" ibaresinin yer bildirdiği ve işarete ayrı bir ayırt ayırt edicilik katmadığı, diğer unsurların ayırt edicilikte yeterince ön planda olmadığı, dolayısıyla ibareler yönünden markalar arasında anlamsal, görsel ve sesçil benzerliğin bulunduğu, redde mesnet alınan 2012/54644 sayılı markanın kapsamındaki 35. sınıftaki hizmetlerle başvuru konusu işaretin kapsamında olup reddedilen 35. sınıftaki hizmetlerin ilişkili ve aynı türden olduğu, davacının kendisine kazanılmış hak sağladığını iddia ettiği 2002/31200, 2003/30963 sayılı markaların dava dışı farklı tüzel kişilere ait bulunduğu, 2012/56599, 2013/2704,2013/42277 ve 2013/66347 sayılı markaların işbu başvurudan sonraki tarihlerde tescil edilmiş olduğu, ayrıca bu markaların işaretlerinin, yargılama konusu başvurudaki işaretten farklı bulunduğu, taraflar arasında görülen diğer davaların sonucunun bu davayı etkilemeyeceği anlaşıldığından beklenmesine gerek bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen dosyalarla mecburi dava arkadaşı olan davalılara karşı açılan davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin “ART İSTANBUL” ve “ART INTERNATIONAL ISTANBUL” markalarının “... hak sahibi” olup, anılan markalara ilişkin “kazanılmış hakkının” bulunduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvuru konusu 35/1,2,3. sınıf malların, itiraza mesnet markaların kapsamında da aynen yer aldığı, tarafların markalarının asıl ve ayırt edici unsurunun "ART INTERNATIONAL" ibaresinden oluştuğu, dolayısıyla ibareler yönünden markalar arasında anlamsal, görsel ve sesçil benzerliğin bulunduğu, davacının kazanılmış hak iddiasının dayandığı markaların bir kısmının dava dışı farklı tüzel kişilere ait olduğu, diğerlerinin ise tescil tarihleri itibariyle dava konusu başvuru yönünden, kazanılmış hak oluşturmak için gereken 5 yıllık sürenin geçmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık,YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
2. 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (556 sayılı KHK)
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.