Esastan Ret

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin yaklaşık 3 yıldır davalı ...Ş. Çok Amaçlı Motor İşlemesi ...Projesinde, diğer davalı Tepe Güvenlik bünyesinde güvenlik görevlisi olarak çalıştığını, müvekkilinin 24.06.2013 tarihinde ve saat gece 22.00 sularında devriye görevini yerine getirirken, çatıda bazı sesler duyduğunu ve durumu diğer mesai arkadaşlarına bildirerek, çatıyı kontrol etmek üzere yukarıya çıktığını, ancak çatının bir bölümünün sadece plastik malzeme ile kaplanması nedeni ile yaklaşık 6 metreden aşağı düştüğünü, bu esnada telefon ve telsizinin de uzağa düştüğünü ve arkadaşlarına hemen haber veremediğini, sağ diz kapağının tamamen parçalandığını, sol ayak başparmaklarında da kırıklar olduğunu, müvekkilinin önce Ümraniye Devlet Hastanesine götürüldüğünü, ancak ameliyat sırasının çok fazla olması nedeni ile gerekli yardımların yapılamadığını, müvekkilinin olayın sabahına kadar sedye üzerinde beklemek zorunda kaldığını, müvekkile ilk etapta 45 gün iş göremezlik raporu verildiğini, çeşitli ameliyatlar geçiren müvekkilinin halen ayağa kalkamadığını, fizik tedavi süreci ile birlikte uzun bir süre daha çalışamayacağını beyan ederek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaldı ile şimdilik, 112.571,88 TL maddi tazminat ile ilk kez ıslah dilekçesi ile talep olunan 30.000,00 TL manevi tazminatın işleyecek faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının diğer davalı Tepe Savunma ve Güvenlik Sistemleri A.Ş.’nin çalışanı olup, müvekkil şirketin deposunda güvenlik görevlisi olarak çalıştığını, davacının işvereninin müvekkil şirket olmadığını, davacıya emir ve talimat verme yetkisinin de bulunmadığını, davacı gibi işyerinde çalışan tüm güvenlik personelinin mutlak idaresi ve kontrolünün diğer davalı çalışanlarınca yürütüldüğünü, davanın müvekkil şirket açısından husumet nedeniyle reddi gerektiğini, davacının mesnetten yoksun iddialarını kabul etmediklerini, davacının kendisine gerekli güvenlik eğitiminin verilmediğini öne sürmesinin manasız olduğunu, kazanın meydana gelmesine davacının görevini, yetkisini ve işyeri güvenlik kurallarını aşarak hareket etmesinin sebep olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

Davalı Tepe Savunma ve Güvenlik Hizmetleri A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkil şirket bünyesinde çalışırken geçirdiği kaza sonucu iş gücü kaybına uğradığı iddiasıyla açtığı maddi ve manevi tazminat talepli davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, öncelikle davacının çıkmış olduğu çatının devriye alanında olmadığını, davacı ve diğer işçilerin çıkmasının yasak ve hatta girişinin kilitli olduğunu, merdiven önünde uyarı levhası olduğunu, davacının yaşamış olduğu kazada müvekkilinin hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını, işçinin kusurlu davranışı nedeniyle meydana gelen kaza nedeniyle işverenin sorumlu tutulamayacağını, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının maluliyetinin bulunmadığını, davacının karşılanmamış zararının da bulunmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, iş kazasının oluşumunda davacının %25 davalı işverenlerin % 75 oranında kusurlu olduğu, davacının davaya konu iş kazası nedeniyle %7,2 oranında sürekli iş göremezliğe girdiğinden hareketle davacıya 112.571,88 TL maddi tazminat ile 20.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı ...Ş. vekili istinaf sebepleri olarak; kazanın meydana geldiği yerin devriye dışında olduğunu, davacının yetkisi olmayarak kendi inisiyatifi ve kusuruyla çatıya çıktığını, meydana gelen olayda tüm kusurun ve sorumluluğun davacıda olduğunu, dosyada dinlenen tanık beyanlarının da bunu doğruladığını, davacının şüpheli bir durum olması halinde çatıya çıkmayıp amirine ve kolluk güçlerine haber vermesi gerektiğini, davacının yakın zamana kadar davalı şirkette çalıştığından son aldığı ücretin tespiti mümkünken asgari ücretin 1,64 katı alınmasının hatalı olduğunu, dava dilekçesiyle talep edilmeyen manevi tazminatın ıslahla istenemeyeceğini belirterek Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davalı Tepe Savunma vekili istinaf sebepleri olarak; kazanın meydana geldiği yerin devriye dışında olduğunu, davacının yetkisi olmayarak kendi inisiyatifi ve kusuruyla çatıya çıktığını, meydana gelen olayda tüm kusurun ve sorumluluğun davacıda olduğunu, dosyada dinlenen tanık beyanlarının da bunu doğruladığını, davacının şüpheli bir durum olması halinde çatıya çıkmayıp amirine ve kolluk güçlerine haber vermesi gerektiğini, davacının çalıştığı yerin diğer davalıya ait işyeri olması nedeniyle burada davalı Tepe şirketinin güvenlik önlemi alması beklenemeyeceğinden sorumluluklarının olmadığını, Adli tıp raporuna göre davacının maluliyetinin en fazla 4 aya kadar uzayabileceği belirtilmesine rağmen, davacının uzun süre ayağa kalkamayacağı iddiasının haksız olduğunu, davacının yakın zamana kadar davalı şirkette çalıştığından son aldığı ücretin tespiti mümkünken asgari ücretin 1,64 katı alınmasının hatalı olduğunu, dava dilekçesiyle talep edilmeyen manevi tazminatın ıslahla istenemeyeceğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne dair ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalılar vekilleri sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmişlerdir.

Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13,16,20 ve 21 inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi

3.a. Davalı vekillerinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden onanmasına karar vermek gerekmiştir.

3.b. Davalı vekillerinin manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Dosya kapsamından davacı vekilince yargılama aşamasında ilk kez 04.06.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile davaya konu iş kazası nedeniyle 30.000,00 TL manevi tazminat talep ettiği, aynı tarihte ıslah harcını yatırdığı ancak başvurma harcını yatırmadığı görülmüştür.

HMK’nun 176 ve devam maddelerinde düzenlenmiş olan ıslah müessesesi, mahkemeye yöneltilmesi gereken tek taraflı ve açık bir irade beyanı ile tarafların dilekçelerinde belirttikleri vakıaları, dava konusunu veya istem sonucunun değiştirebilmesi imkânını sağlamaktadır. Usule ilişkin işlemlerin tamamen ya da kısmen ıslahı mümkündür. Ancak, her iki durumda da usulüne uygun açılmış bir davanın bulunması şarttır. Başka bir anlatımla ıslah, açılmış bir davada taraflarca yapılmış usule ilişkin işlemlere yönelik olarak yapılmalıdır. Bu bağlamda, yargılaması devam eden bir dava içinde ıslah ile ikinci bir davanın açılması olanağı bulunmamaktadır.

Öte yandan harca tabi davalarda her dava açılırken davalıdan başvurma harcı ile nispi harca tabi davalarda nispi karar ve ilam harcının dörtte biri peşin olarak alınır. Gerekli harçlar alındıktan sonra dava dilekçesi esas defterine kaydedilir ve dava, dava dilekçesinin esas defterine kayıt edildiği tarihte açılmış sayılır.

İnceleme konusu olan bu olayda manevi tazminata ilişkin usulüne uygun bir dava açılmadığı gibi, ıslah dilekçesinin de nispi harç yatırılmak suretiyle mahkemeye verilmekle beraber başvuru harcının yatırılmadığı anlaşılmaktadır. Dilekçenin bu haliyle bir ek dava dilekçesi olarak kabulü dahi mümkün değildir. Islahta dava konusu olmayan bir istemin dava kapsamına alınması mümkün değildir.

Bu halde Mahkemece yapılacak iş “davacının manevi tazminat istemine ilişkin ayrıca dava açma hakkı saklı kalmak üzere manevi tazminata ilişkin istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına” şeklinde karar verilmesi gerekirken davacı kazalının manevi tazminat talebi hakkında karar verilerek, ıslah dilekçesine bu yönden değer verilmesi doğru bulunmamıştır.

Mahkemece, yukarda belirtilen maddi ve hukuksal olgular gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilerek temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir

Açıklanan sebeplerle,

1. Davalılar vekillerinin maddi tazminata yönelik temyiz isteminin reddi ile bu yönden Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,

2.Davalılar vekillerinin manevi tazminata yönelik temyiz isteminin kabulüne,

Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi kararının manevi tazminat yönünden BOZULMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin ilgililerden alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

06.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.