Davanın Kısmen Kabulü

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı ..., davalı ... mirasçısı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Kadastro sırasında, irsen intikal, pay devri, satın alma ve kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği gibi nedenlerle Trabzon ili Çaykara ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 115 ada 3,8,9,10,127 ada 19,164 ada 5,6,10,187 ada 11,33 ve 194 ada 7 parsel sayılı muhtelif yüz ölçümdeki taşınmazlardan, 115 ada 3 parsel sayılı taşınmaz ...; 115 ada 8 ve 10 parsel sayılı taşınmazların 7/8 payı ..., 1/8 payı ...; 115 ada 9 ve 164 ada 6 parsel sayılı taşınmazlar ...; 127 ada 19 parsel sayılı taşınmazın 2/4 payı ..., 1/4 payı ..., 1/4 payı ...; 164 ada 5,10,187 ada 11,33 ve 194 ada 7 parsel sayılı taşınmazların 3/4 payı ..., 1/4 payı ... adlarına tespit edilmiş ve bu tespitlere ... tarafından yapılan itiraz, Kadastro Komisyonunun 16.05.2008 tarihli kararı ile reddedilmiştir.

Davacı ... dava dilekçesinde; taşınmazların müşterek murisleri ... ...'dan intikal ettiğini ve mirasçılar arasında terekenin taksim edilmediğini ileri sürerek, kadastro tespitlerinin iptali ile taşınmazların muris ... ... mirasçıları adına tescilini istemiştir.

Davalı ... 24.10.2008 tarihli celsede davayı kabul ettiğini bildirmiş; davalı ... ise 24.10.2008 tarihli celsede çekişmeli taşınmazları davacının miras bırakanı ... ...'dan satın aldığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin 10.06.2011 tarihli ve 2008/99 Esas, 2011/58 Karar sayılı ilk kararı ile; "... davanın ispatlanamadığı ..." gerekçesiyle davanın reddine, çekişmeli taşınmazların komisyon kararı gibi tesciline karar verilmiş; hükmün, davacı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 08.05.2012 tarihli ve 2011/7370 Esas, 2012/4103 Karar sayılı ilamıyla; "... araştırma, inceleme ve uygulamanın karar vermeye yeterli bulunmadığı, kural olarak, terekenin bir bütün olarak tüm mirasçılara intikal ettiğinin kabulünün zorunlu olduğu, bunun aksini iddia eden mirasçının, mirasçılar arasında yöntemince yapılmış taksimi veya mirasçıları arasındaki pay devirlerini ispat etmesi gerektiği, çekişmeli taşınmazlara ait kadastro tutanakları ve komisyon tutanakları incelendiğinde, çekişmeli 115 ada 3 ve 9 ile 164 ada 6 parsel sayılı taşınmazların öncesinin tarafların amcaları ...'e ait olduğu, davalılarca satın alındığı, çekişmeli 115 ada 8 ve 10 parsel sayılı taşınmazların tarafların miras bırakanı ... ... ve ...'e ait iken ölümleri ile mirasçılarına kalıp, mirasçıları arasında pay satışları olduğu belirtilerek tespit edildiklerinin anlaşıldığı, mahallinde yapılan her iki keşifte dinlenilen birer yerel bilirkişi ve birer tespit bilirkişisinin ise beyanlarında, çekişmeli taşınmazların tamamının öncesinin ... ...'a ait iken, yapılan taksim sonucu tespit maliklerine tespitteki payları oranında kaldığının belirtildiği, ne var ki mahkemece çekişmeli taşınmazların öncesinde kime ait olduğu, ... ...'a ait olan taşınmazlarda mirasçılar arasında pay satışları mı, yoksa taksim mi bulunduğu hususlarında doğan çelişkilerin giderilmeden karar verildiği, aynı şekilde; 115 ada 8 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağında 1972 tarihli satış senediyle kardeşi ...'a satıldığı belirtildiği halde, bu taşınmaza ait kadastro tutanağının ekinde 1972 tarihli bir senet bulunmadığı gibi, tutanağa eklenen belgeler bölümünde de böyle bir senedin kaydı bulunmayıp, mahallinde yapılan keşiflerde de bu senedin getirtilerek uygulanmadığı, ayrıca, davalı ...'un, 24.10.2008 tarihli ilk oturumda satın almaya dayandığı ve dayanağı olan noter senedini sunduğunu bildirerek tutanağı imzalamış olduğu halde dosya içinde, davalı ...'un alıcı olarak göründüğü herhangi bir noter senedine rastlanmadığı gibi, Trabzon 2. Noterliğinin 31.08.1972 günlü, 10371 ve 10372 yevmiye numaralı ... ...'un miras paylarının satışına yetkili olmak üzere Ali oğlu ...'in vekil tayin edildiğine ve aynı kişiden satış bedeli olarak 6.000 Türk Lirası alındığına ilişkin onaysız belgeler bulunduğu halde vekil olan ve satış bedeli olarak ... ...'a para veren ...'in kim olduğu, ...'un ... ...'un miras payını kimden ve nasıl aldığı hususlarında da araştırma ve inceleme yapılmadığı açıklanarak, taraflardan uyuşmazlık konusu olan hususları aydınlatmak için bildirecekleri delil ve tanıkları yeniden sorulup saptandıktan ve varsa dayanaklarını oluşturan senet ve diğer kayıtlar dosya içine getirtildikten sonra mahallinde yeniden keşif yapılması, bu keşifte, yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıklarından çekişmeli taşınmazların öncesinin kime ait olduğu, kim tarafından hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, zilyetliğin kimden kime ve nasıl geçtiği, öncesi üçüncü kişilere ait olan taşınmazların ... ... tarafından mı, yoksa oğlu ... tarafından mı satın alındığı, ... ...'dan kalan taşınmazlar yönünden mirasçıları arasında yöntemince yapılmış bir taksim olup olmadığı veya mirasçılar arasında pay satışlarının olup olmadığı, taksim veya pay satışları yapılmışsa hangi tarihte ve hangi mirasçılar arasında yapıldığı, taksim yapılmışsa her bir mirasçının payına hangi taşınmazların düşüp bu taşınmazların akıbetlerinin ne olduğu, taksimde taşınmaz almayan mirasçıların miras paylarına karşılık ne aldıkları, yukarıda belirtilen noter senetlerinde adı geçen ...'in kim olduğu, davalı ...'un kardeşi ... ...'un miras paylarını kimden ve nasıl aldığı, karşılığında ne verdiği, ... ...'un miras paylarının tamamını satmasının nedeninin ne olduğu, kendi mirasçılarına hiç yer bırakıp bırakmadığı gibi hususların tek tek ve olaylara dayalı olarak sorulup saptanması; varsa, tarafların dayanaklarını oluşturan kayıtlar ve senetlerin de yöntemince mahalline uygulanması; yerel bilirkişi ve tanıkların kayıt ve senet uygulamasına ilişkin sözlerinin komşu taşınmazlara ait tutanak örnekleri ve varsa dayanaklarını oluşturan kayıtlarla denetlenmesi; yerel bilirkişi ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkilerin gerektiğinde yüzleştirme yapılarak yöntemince giderilmesine çalışılması; dinlenecek yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile kadastro ve komisyon tutanaklarına aykırı sonuçlara ulaşılması halinde de, kadastro tespit bilirkişileri ile komisyon tutanakları soruşturma zaptında imzası bulunan kişiler tanık sıfatıyla dinlenilerek aykırılıkların giderilmesine çalışılması; keşfe katılacak fen bilirkişisinden yapılacak keşif ve uygulamaları izleyip denetlemeye olanak verir, varsa kayıt uygulamalarını gösteren ayrıntılı rapor alınması ve bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek, öncesi ... ...'a ait olan veya ... ... tarafından satın alınarak terekesine dahil olan tüm taşınmazların hangileri olduğu, ... ...'un ölümünden sonra terekesinin yöntemince taksim edilip edilmediği, taksime tüm mirasçıları veya yetkili temsilcilerinin katılıp katılmadığı, her bir mirasçının payına karşılık taksimde ne aldığı ve bu taşınmazların akıbetlerinin ne olduğu ile ... ... mirasçıları arasında yöntemince yapılmış bir taksim yoksa, mirasçılar arasında pay devirlerinin olup olmadığı ve özellikle davacının babası ... ...'un, miras payını davalı ...'a satıp satmadığı, satmışsa hangi tarihte ve ne şekilde sattığı, zilyetliğini devredip devretmediği gibi hususlar tek tek tartışılıp değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi " gereğine değinilerek bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonucunda, "...davalı tarafça taksim ve pay devirlerinin ispatlanamadığı..." gerekçesiyle verilen, davacının davasının kabulüne, çekişmeli 115 ada 3,8,9,10,127 ada 19,164 ada 5,6,10,187 ada 11,33 ve 194 ada 7 parsel sayılı taşınmazların 16.05.2008 tarihli kadastro komisyon kararlarının iptali ile hüküm yerinde gösterilen payları oranında ... ... mirasçıları ... ve müşterekleri adına tapuya kayıt ve tesciline ilişkin ikinci karar, davalı ... vekili ve davalı ...' un temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 21.05.2018 tarihli ve 2015/18764 Esas, 2018/3330 Karar sayılı ilamıyla; "... yapılan inceleme, araştırma ve uygulamanın hüküm vermeye yeterli bulunmadığı, Yargıtay bozma ilamına uyulduğuna göre, bozma ilamında işaret edilen hususların eksiksiz şekilde yerine getirilmesi gerektiği, zira, bozma ilamına uyulmakla, taraflar yararına usuli müktesep hak oluşacağı, hükmüne uyulan bozma ilamında, taraflara tüm delillerini, tanıklarını ve varsa iddialarının dayanağını oluşturan senet ve diğer kayıtları sunmaları için süre ve imkan tanınması gerektiği belirtildiği halde, mahkemece bozmadan sonra taraflara delil ve tanıklarını bildirmek üzere süre verilmediği, taraflarca yeni tanık ve delil listesi sunulmadığı ve mahallinde yapılan keşifte de herhangi bir tanık dinlenilmediği, yine bozma ilamında yerel bilirkişi kurulunun katılımıyla keşif yapılması, kadastro tespit tutanaklarının edinme sebebi kısmında yeralan açıklamalara aykırı sonuca ulaşılması halinde tespit bilirkişileri ile komisyon tutanaklarında imzası bulunan kişilerin tanık sıfatıyla dinlenilmesi gerektiği belirtildiği halde taşınmaz başında yapılan keşifte bir mahalli bilirkişi ve bir tespit bilirkişisinin dinlenildiği ve bunların uyuşmazlığı çözmekten uzak ve ayrıntı içermeyen çelişkili beyanlarıyla yetinilerek karar verildiği, bozma ilamında, çekişmeli bir kısım taşınmazların öncesinin ...’e mi yoksa ... ...’a mı ait olduğu, ... ...’a ait taşınmazlarda mirasçılar arasında pay satışları mı, yoksa taksim mi bulunduğu hususlarında doğan çelişkiler giderilmeden karar verildiği belirtildiği halde bozma ilamına uyulmasından sonra yapılan yargılama ve mahallinde yapılan keşifte de sözkonusu çelişkilerin giderilmediği açıklanarak, öncelikle taraflara uyuşmazlık konusu olan hususların aydınlatılmasına yönelik olarak tüm delillerini ve tanıklarını bildirmek üzere yeniden süre verilmesi, daha sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu, tespit bilirkişilerinin tümü, kadastro komisyon tutanaklarında imzaları bulunan şahıslar ve taraf tanıkları ile fen bilirkişisinin katılımıyla keşif yapılması, bu keşifte yerel bilirkişi kurulu ve tanıklardan çekişmeli taşınmazların öncesinin ... ...’a mı yoksa tarafların amcaları ...’e mi ait olduğu, bu taşınmazlarda kök muris ... ve ... ... dışında başkalarının hisselerinin bulunup bulunmadığı, bulunmakta ise bu hisselerin akıbetinin ne olduğu, çekişmeli taşınmazların kim tarafından ne zamandan beri ve ne şekilde kullanıldığı, zilyetliğin kimden kime ve nasıl geçtiği, tarafların amcası ...’e ait taşınmazlar ve hisselerin kim tarafından, ne zaman ve ne şekilde satın alındığı, kök muris ... ...’dan kalan taşınmazlar yönünden mirasçılar arasında yöntemince yapılmış bir taksim bulunup bulunmadığı ve mirasçılar arasında pay satışları olup olmadığı, taksim veya pay satışları yapılmış ise hangi tarihte, hangi mirasçılar arasında ve ne şekilde yapıldığı, taksim yapılmışsa her bir mirasçının miras payına hangi taşınmazların düşüp bu taşınmazların akıbetlerinin ne olduğu, taksimde taşınmaz almayan mirasçıların miras paylarına karşılık olarak ne aldıkları, ... ... mirasçısı ...’a ait miras payının diğer mirasçı ...’a satılıp satılmadığı, satılmış ise ne zaman ve ne şekilde satıldığı hususlarının tek tek ve maddi olaylara dayalı olarak sorulup saptanması, varsa tarafların dayanaklarını oluşturan kayıtlar ve senetler yöntemince mahalline uygulanarak kapsamlarının belirlenmesi, yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmesi, beyanlar arasında oluşacak çelişkilerin gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle yöntemince giderilmesi, dinlenecek yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin sonucunda, kadastro ve komisyon tutanaklarına aykırı sonuçlara ulaşılması halinde, tespit bilirkişileri ve kadastro komisyon tutanaklarında imzaları bulunan şahıslar tanık sıfatıyla dinlenilerek aykırılıkların giderilmesine çalışılması, davalı ... ...’nın hissedar olduğu taşınmazlar yönünden davayı kabul beyanının dikkate alınması, çekişmeli taşınmazların tapusuz olmaları sebebiyle satış ve pay temliklerinin her türlü delille ispatlanabileceğinin göz önünde bulundurulması, fen bilirkişisine keşfi takibe imkan verir ayrıntılı rapor ve kroki düzenlettirilmesi, bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi..." gereğine değinilerek bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, "...dosya içerisinde mevcut Nisan 1955 tarih ve 87 sıra numaralı tapu kaydının 115 ada 8,9 ve 10; Nisan 1955 tarih ve 90 sıra numaralı tapu kaydının 187 ada 11 ve 194 ada 7; Nisan 1955 tarih ve 92 sıra numaralı tapu kaydının 115 ada 3; Nisan 1955 tarih ve 94 sıra numaralı tapu kaydının 164 ada 5,6 ve 10 ve Nisan 1955 tarih ve 96 sıra numaralı tapu kaydının ise 127 ada 19 parsel sayılı taşınmaza hudutları itibariyle uyduğunun anlaşıldığı, tapu kayıtlarına göre davacının dedesi kök muris ... oğlu ... ...'un 1/15 hisse ile kayıt maliki olup, ... ...'ın ölümünden sonra mirasçıları arasında tüm mirasçılarının katılımıyla usulüne uygun bir miras taksimi yapılmadığı, davacının babası ... ...'un babasından kendisine kalan miras payını kardeşi davalı ...'a satışı için ...'e vekalet verdiği ancak vekil tayin edilen ...'in vekillik görevini yerine getiremeden vefat ettiği, dava konusu taşınmazların tapulu yerler olup, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 15/3. maddesi uyarınca, tapulu taşınmazlardaki pay satışlarının yazılı delille ispat edilebileceği göz önünde bulundurulduğunda ortada geçerli bir pay satışından söz edilemeyeceği, çekişmeli 187 ada 33 parsel sayılı taşınmazın ise dosya içerisinde mevcut tapu kayıtlarından hiç birisinin kapsamında kalmadığı, evveliyatında ... ...'a ait iken mirasçılarına intikal ettiği ve tüm mirasçılarının katılımıyla usulüne uygun bir miras taksiminin yapılmadığı, ancak davacının babası ... ...'un babasından kendisine kalan miras payının kardeşi davalı ...'a satışı için ...'e vekalet verdiği, ...'un satış bedelini ... aracılığıyla ... ...'a verdiği, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 15/3. maddesi uyarınca tapusuz taşınmazlardaki pay satışlarının her türlü delille ispat edilebileceği göz önünde bulundurulduğunda yapılan pay satışının geçerli olduğu ..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, çekişmeli 115 ada 3,8,9,10,127 ada 19,164 ada 5,6,10,187 ada 11,187 ada 33 ve 194 ada 7 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile taşınmazların hüküm yerinde gösterilen payları oranında davacı ve davalılar adına ( 115 ada 3,8,9,10,127 ada 19,164 ada 5,6,10,187 ada 11 ve 194 ada 7 parsel sayılı taşınmazların 1/15 payının 1/4'ünün davacı ... murisi ... ... mirasçıları, kalan paylarının ise tespit malikleri / mirasçıları adına, 187 ada 33 parsel sayılı taşınmazın ise tespit malikleri / mirasçıları adına) tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ..., davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince, yukarıda ayrıntıları açıklanan gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın hüküm vermek için yeterli olmadığı anlaşılmaktadır.
Şöyle ki; hükme esas alınan tapu kayıtları tesislerinden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte getirtilip, dosya arasına alınmadığı gibi, tapu kayıtlarının kadastro tespiti sırasında revizyon görüp görmedikleri de araştırılmamış, bu kapsamda revizyon görmüş iseler revizyon gördükleri taşınmaz ya da taşınmazlara ilişkin kadastro tespit tutanakları ile tespitleri kesinleşmiş ise kadastro sonucu oluşan tapu kayıtları celbedilmemiş, tapu kayıtlarının uygulanmasında komşu taşınmazların kadastro tespit tutanakları ile varsa tespitlerine esas kayıt ve belgelerden yararlanılmamış, bu surette kayıt uygulamasına ilişkin soyut ve denetime elverişsiz bilirkişi raporu ile yetinilmiş; öte yandan, sözü edilen tapu kayıtları pay tapusu olup, tarafların murisleri dışında başkaca paydaşlar da bulunduğu halde bu paydaşlar arasında bir taksim olup olmadığı, taksim mevcut ise taşınmazların kime düştüğü, taşınmazların kim tarafından ne zamandan bari hangi hukuki nedene dayalı olarak zilyet edildiği hususları da açıklığa kavuşturulmadan karar verilmiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için, İlk Derece Mahkemesince öncelikle, dayanak tapu kayıtlarının tesislerinden itibaren tüm tedavülleri ile varsa kroki ya da haritaları Tapu Müdürlüğü ve Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Arşiv Dairesi Başkanlığından ayrı ayrı istenerek dosya arasına alınmalı, diğer yandan tapu kayıtlarının kadastro sırasında revizyon görüp görmedikleri merciinden sorularak varsa revizyon gördükleri taşınmazlara ait kesinleşme durumunu gösterir şekilde onaylı kadastro tutanak örnekleri ve tutanakları kesinleşmiş ise tapu kayıtları celbedilmeli, bundan sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile teknik bilirkişinin katılımı ile yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte, tapu kayıtları, tesislerinden itibaren tüm tedavülleriyle birlikte okunup kayıtlarda yazılı hudutlar yerel bilirkişilere zeminde tek tek göstertilmeli, bilirkişilerce gösterilemeyen sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, komşu taşınmazların dayanak kayıtlarının dava konusu taşınmazların yönünü ne okuduğu tespit edilmeli, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli ve böylece tapu kayıtlarının kapsamı kesin olarak belirlenmeli; tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazları kapsadığının anlaşılması halinde, özellikle kullanım durumu dikkate alındığında tapu malikleri arasında taksim bulunması muhtemel olduğu gözetilerek, tapu malikleri arasında bir taksim bulunup bulunmadığı, taksim mevcut ise taşınmazların ayrı ayrı kime düştüğü ve hangi tarihten beri kim tarafından zilyet edildiği hususları sorulup saptanılmalı; tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazları kapsamadığının anlaşılması halinde ise, önceki günlü bozma ilamlarında da değinildiği üzere yerel bilirkişi ve tanıklardan, dava konusu taşınmazların kimden geldiği, tarafların kök murisi ... ...'dan gelip gelmediği, taşınmazların kime ait olduğu, kim tarafından, ne zamandan beri, ne şekilde ve ne sıfatla kullanıldığı, taşınmazların ... ...'a ait olduğunun anlaşılması halinde yöntemince taksim edilip edilmediği, ayrıca mirasçılar arasında pay satışları olup olmadığı, taksim veya pay satışları yapılmış ise hangi tarihte, hangi mirasçılar arasında ve ne şekilde yapıldığı, taksim yapılmışsa her bir mirasçının miras payına hangi taşınmazların düşüp bu taşınmazların akıbetlerinin ne olduğu, taksimde taşınmaz almayan mirasçıların miras paylarına karşılık olarak ne aldıkları, ... ... mirasçısı ...’a ait miras payının diğer mirasçı ...’a satılıp satılmadığı, satılmış ise ne zaman ve ne şekilde satıldığı hususları tek tek ve maddi olaylara dayalı olarak sorulup saptanmalı; varsa tarafların dayanaklarını oluşturan diğer kayıtlar ve senetler yöntemince mahalline uygulanarak kapsamları belirlenmeli; yerel bilirkişi ve tanık sözleri, komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli; beyanlar arasında oluşacak çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle yöntemince giderilmeye çalışılmalı; dinlenecek yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin sonucunda, kadastro ve komisyon tutanaklarına aykırı sonuçlara ulaşılması halinde, tespit bilirkişileri ve kadastro komisyon tutanaklarında imzaları bulunan şahıslar tanık sıfatıyla dinlenilerek aykırılıkların giderilmesine çalışılmalı; davalı ... ...’nın hissedar olduğu taşınmazlar yönünden davayı kabul beyanı dikkate alınmalı; fen bilirkişisine keşfi takibe imkan verir ayrıntılı rapor ve kroki düzenlettirilmeli ve bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.

İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözardı edilerek, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

İstek halinde peşin harcın temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

06.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.