Kısmen kabul-ret
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince bir kısım davalılar bakımından karar verilmesine yer olmadığına davalı ... bakımından ise davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin başvurusunun esastan reddine, davalı başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile dava dışı Civan İnş. Nak Tic. Ltd. Şti. arasında akdedilen 20.06.2013 ve 16.12.2013 tarihli Genel Kredi Sözleşmelerine istinaden kredi kullandırıldığını, davalılardan ..., ... ve ...'in sözleşmenin kefili olduklarını, ...'in ise sözleşme kefili ...'in mirasçısı olması sebebiyle borçtan sorumlu olduğunu, kredi borcunun zamanında ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek ihtarname keşide edildiğini, söz konusu ihtarnamenin tebliğine rağmen borcun ödenmediğini, kredi borcunun ödenmemesi üzerine kefil olan davalılar aleyhine genel haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, takibe geçilirken davalılardan ... ile dava dışı ... ve ... miras bırakanları ...'in ölümüne dek kullanılmış olan kredilerle sınırlı olmak üzere sorumlu olduklarını, davalıların haksız ve takibi uzatmak maksadıyla icra takibine itiraz etmeleri üzerine takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalıların Elazığ 2. İcra Dairesi'nin 2016/739 E. sayılı takip dosyası ile başlatılan icra dosyasına itirazlarının iptali ile takibin devamına talep etmiştir.
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacı bankadan çekilen bir krediye hiç bir şekilde kefil olmadığını, müvekkili dışında gerçekleşen ve geçerliliği tartışma konusu olan kredi sözleşmelerinden dolayı müvekkilinin sorumlu tutulmaya çalışılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı bankanın müvekkilinin mirası reddetmemesini ileri sürerek borçtan sorumlu tutmaya çalıştığını, ancak mirası zımnen reddin söz konusu olduğunu, murisin borca batık olması halinde mirasçıların reddi miras talebinde bulunmasına gerek olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Diğer davalılar davaya cevap vermemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı banka ile dava dışı üçüncü kişi Civan İnşaat Nak ve Tic Ltd.Şti arasında 16.12.2013 ve 20.06.2013 tarihli genel kredi sözleşmelerinin imzalandığı, davalılar ..., ..., ... ile davalı ...'in murisi ...'in müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmelerde imzasının bulunduğu, davalılar ..., ... ve ...'in yargılama sırasında itirazdan feragat ettiklerine dair dilekçe sundukları, bu davalılar yönünden itirazdan feragat nedeniyle davanın konusuz kaldığı, davalı ... yönünden ise; davalının Murisi ...'in 31.12.2013 tarihinde vefat ettiği, 20.06.2013 tarihli genel kredi sözleşmesinde kefalet limitinin 5.000.000,00 TL olduğu, 16.12.2013 tarihli genel kredi sözleşmesinde kefalet limitinin 12.000.000,00 TL olduğu, davalının murisinin vefatından önce dava dışı şirkete 21.06.2013 tarihinde 34698467-1004 no ile 2.500.000,00 TL BCH, 23.12.2013 tarihinde 34698467-1007 no ile 6.500.000,00 TL BCH kredisi kullandırıldığı, 34698467-1007 no'lu BCH kredisinin 02.01.2014 tarihinde tamamen tahsil edildiği, 34698467-1004 no'lu BCH kredisinin ise 10.01.2014,06.06.2014,11.06.2014,12.06.2014,23.06.2014 ve 25.06.2014 tarihlerinde yapılan tahsilatlar ile kapatıldığı, kefilin ölüm tarihinden sonra kullandırılan kredilerin kefalet kapsamında değerlendirilemeyeceği, takip tarihi itibariyle davalı ...'in herhangi bir borcunun bulunmadığı gerekçesiyle ... yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı ... hakkındaki davanın reddi kararının açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, banka ile dava dışı şirket arasında imzalanan 20.06.2013 ve 16.12.2013 tarihli kredi sözleşmeleri uyarınca ilgili firmaya müvekkili banka tarafından nakdi ve gayri nakdi kredi açıldığını ve kullandırıldığını, davalılardan ...'in murisi ...'in ise söz konusu kredi sözleşmelerini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, hesabının kredi borçlarının vadesinde ödenmemesi nedeniyle 14.01.2016 tarihinde kat edildiğini ve kat tarihi itibari ile 7.769.401,49 TL olan borcun ihtarnamenin tebliği tarihinden itibaren 1 gün içerisinde ödenmesine ilişkin ihtarname ile dava dışı asıl borçlu ile kefillerine ve kefillerinin mirasçılarına bildirildiğini, söz konusu ihtarnamelerin tebliğine rağmen borcu ödemediklerini, bunun üzerine genel haciz yolu ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, yerel mahkemece alınan bilirkişi raporunda hukuka ve yasaya aykırı şekilde hesaplama yapılarak davalı ...'in takip konusu edilen alacaktan sorumlu olmadığının değerlendirildiğini, yerel mahkemenin ise itirazlarına rağmen söz konusu hukuka aykırı bilirkişi raporunu esas alarak karar verdiğini, ...’in murisi olan ...’in vefatından önce kullandırılan krediler karşılığında müteveffa ... tarafından yapılmış bir ödeme olmadığını, kefil tarafından yapılan ödeme bulunmadığından kefaletin son bulmasının mümkün olmadığını, kefilin sorumluluktan kurtulması için sorumlu olduğu tutarı bizzat ödemesi veya borcun tamamının borçlu tarafından ödenmesi gerektiğini, somut olayda her iki durumunda söz konusu olmadığını, dava dışı firmaya kullandırılan kredilerin kefil ...’in ölümünden sonraki en düşük bakiyesi 2.497.000,00 TL olduğunu, kredi bakiyesinin söz konusu tutarın altına düşmediği gibi hiçbir zaman sıfırlanmadığını, bu nedenle davalı ...'in 2.497.000,00 TL ile bu tutara işleyen temerrüt faizinden sorumlu olduğunu, davalının kötü niyetinin göz önünde bulundurulması gerektiğini, mahkemece ödenmiş oldukları kabul edilen tutarların hiçbirinin ödenmediğini, bu nedenle kararın davanın davalı ... yönünden reddine ilişkin kısmının kaldırılarak talepleri gibi davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece, müvekkili yönünden açılan davanın reddine karar verildiğini, ancak yerel mahkemenin nispi vekalet ücreti yerine dava ile alakalı olmayan bir maddeye dayanarak bir tür maktu ücrete hükmettiğini, mahkemenin Avukatlık Ücret Tarifesinin ekler kısmının 3. bölümünde belirtilen nispi ücretlendirmeyi yok sayarak usul ve yasalara aykırı davrandığını, bu nedenle kararın bu yönüyle kaldırılması gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği, yargılamanın Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda belirtilen usullere uygun olarak yürütüldüğü, taraflarca gösterilen hükme etki edecek delillerin usulüne uygun olarak toplandığı, tüm dosya kapsamından; bilirkişi raporu, karar gerekçe içeriği bir bütün olarak değerlendirildiğinde mahkemece delillerin takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği, kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, davalı ...'in nispi ücreti vekalete hükmedilmesi gerektiği yönündeki istinaf talebinin ise davacı tarafça ... yönünden 2.497.000,00 TL asıl alacak, 39.500,00 TL gayrinakti ve 628.966,56 TL işlemiş faiz, 31.448,33 TL BSMV olmak üzere toplam 3.157.454,39 TL için takip yapıldığı ve davacı tarafın ...'e yönelik davasının reddine karar verildiği gözönünde bulundurularak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3 üncü kısmına göre ücreti vekaletin hesaplanması gerektiği ve bu miktarın 120.199,54 TL olduğu gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf talebinin kabulü ile, mahkeme hükmünün bu yönüyle kaldırılarak, yeniden hüküm kurulmasına davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenleri ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı itirazın iptali istemine ilişkindir.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2994 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.