Sanık ... müdafiinin temyiz talepleri yönünden yapılan ön inceleme neticesinde; sanık müdafii tarafından kanunî süresi içinde öne sürdükten sonra, sanığın 07.01.2022 tarihli dilekçe ile temyiz isteminden vazgeçtiğini bildirdiği ve temyiz davasının istek şartına bağlı olduğu anlaşılmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 266 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminden vazgeçme nedeniyle dava dosyasının, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle incelenmeksizin iadesine karar verilmiştir.
Sanıklar ..., ..., ... hakkında 5326 sayılı Kanun'un 36 ncı maddesi kapsamında verilen idari para cezasına ilişkin kararların temyizi kabil olmadığı, aynı Kanunun 27 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca itirazı mümkün olduğu, buna ilişkin İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin verdiği istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararın yok hükmünde olduğu belirlenerek; CMK'nın 264 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca, kanun yolunda yanılmanın başvuranın haklarını ortadan kaldırmayacağı, İzmir 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nce verilen idari para cezasına dair kararın itiraza tabi olup temyizi mümkün bulunmadığından temyiz incelemesine yer olmadığına, dava dosyasının, itiraz incelemesi yapılmak üzere CMK'nın 264 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, İzmir 15. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle incelenmeksizin iadesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen sanıklar ..., ..., ... hakkındaki diğer hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
A.Sanıklar ..., ..., ... hakkında hakkında Devletin birliğini ve bütünlüğünü bozma suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, İlk Derece Mahkemesinin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesinin kararında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılan sanık hakkında;
Yapılan yargılama sonunda toplanan deliller karar yerinde incelenip sanıkların üyesi bulunduğu silahlı terör örgütünün Devletin birliğini bozma ve ülke topraklarından bir kısmını Devlet idaresinden ayırma amacına yönelik olarak vahamet arz eden olayı gerçekleştirdiği, sübutu kabul olunan eyleminin amaç suçun işlenmesi doğrultusundaki örgütsel bağlılık ve ülke genelindeki organik bütünlüğüne göre amacı gerçekleştirme tehlikesi yaratabilecek nitelikte olduğu belirlenip kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edildiği, cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılındığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; karar gerekçelerine göre sanıklar müdafilerinin ve sanıkların ileri sürdüğü temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmemekle sanıklar hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B.Sanıklar ..., ..., ... hakkında hakkında tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyiz istemlerinin incelenmesinde;
24.11.2016 tarih ve 6763 sayılı Kanun'un 15 inci maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 174/2 nci maddesinde yer alan ''yarı oranında'' ibaresinin "bir kat" olarak değiştirilmesi, yine 3713 sayılı TMK'nın 5/2nci maddesinde ''suçun örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmiş olmasından dolayı ilgili maddesinde cezanın arttırılmasının öngörülmesi durumunda arttırımın bu maddeye göre yapılacağının ancak yapılacak arttırımın ise cezanın 2/3'sinden az olmayacağının'' ifade edilmesi karşısında; İlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun'un 174/1 inci maddesi gereğince belirlenen temel cezanın 3713 sayılı Kanun'un 5/2 nci maddesi yollamasıyla 5237 sayılı Kanun'un 174/2 nci maddesi gereğince 2/3 oranında artırım yapılarak sonuç cezanın eksik belirlenmesi bu hususa ilişkin aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükümlere esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanıklar müdafileri ve sanıkların temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü sair nedenler aşağıda belirtilenler dışında yerinde görülmediğinden CMK’nın 302/1 inci maddesi gereğince reddine, ancak;
Farklı zamanlarda imal edildiği belirlenemeyen patlayıcı maddeleri örgütün faaliyeti kapsamında gerçekleştirilen eylemlerde kullandığı kabul edilen sanıklar hakkında patlayıcı madde bulundurma suçunun mütemadi nitelikte olması ve temadinin kesildiği en son bulundurma tarihine kadar gerçekleştirilen eylemlerin tek suç oluşturacağından zincirleme suç hükümlerinin tatbiki imkanının bulunmadığı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmek suretiyle fazla cezaya hükmolunması kanuna aykırı bulunmuştur.
A. Sanık ... hakkında kurulan tüm hükümler ve sanıklar ..., ..., ... hakkında kurulan idari para cezası yönünden yapılan temyiz incelemesi
Giriş bölümünde açıklanan nedenlerle sanıklar ..., ..., ... ve sanıklar müdafilerinin temyiz istemlerinin, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,
B.Sanıklar ..., ..., ... hakkında kurulan mahkumiyet hükümleri yönünden sanıklar ve müdafilerinin temyiz taleplerinin incelenmesinde;
B.1.Sanıklar hakkında Devletin birliğini ve bütünlüğünü bozma suçu yönünden;
Gerekçe bölümünün (A) başlığında açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 30.12.2021 tarihli ve 2021/2029 Esas, 2021/2207 sayılı Kararında sanıklar ve müdafilerince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
B.2.Sanıklar hakkında tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme suçları yönünden;
Gerekçe bölümünün (B) başlığında açıklanan nedenlerle sanıklar ve müdafilerinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 30.12.2021 tarihli ve 2021/2029 Esas, 2021/2207 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi gereği İlk Derece Mahkemesi hükmünün (A), (B) ve (C) bölümlerinin ikinci paragraflarının üçüncü fıkralarında yer alan zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasına ilişkin ibarelerin tümüyle hükümden çıkartılarak, aynı bölümlerin ve paragrafların, dördüncü fıkralarında yer alan "6 yıl 11 ay hapis ve 8 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına" ibaresinin yerine "5 yıl 6 ay 20 gün hapis ve 6 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına,” ibaresinin, altıncı fıkralarında tümüyle hükümden çıkartılarak yerine “5237 sayılı TCK'nın 52/2 nci maddesi gereğince sanığın ekonomik ve şahsi halleri de göz önüne alınarak 1 birim tam gün taktiren 20,00 TL hesabı ile 6 gün karşılığı 120 TL olarak sanığın neticeten 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezası ve 120,00 (yüz yirmi) tl adli para cezası ile cezalandırılmasına,” ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükümlerin ayrı ayrı DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 14. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.03.2024 tarihinde karar verildi.