HÜKÜMLER: Beraat, mahkûmiyet, eşya müsaderesi, araç iadesi

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I.HUKUKÎ SÜREÇ
Adıyaman 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.06.2016 tarihli ve 2016/124 Esas, 2016/299 Karar sayılı kararı ile;

A.Sanık ... Hakkında
5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

B.Sanık ... Hakkında
5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereği 10 ... hapis ve 80,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının ertelenmesine, kaçak eşyanın müsaderesine, nakil aracının iadesine karar verilmiştir.

Katılan vekilinin temyiz sebepleri; sanık ... hakkında mahkûmiyeti gerekirken beraat hükmü kurulması, sanık ... hakkında erteleme hükümlerinin uygulanması ve araç hakkında müsadere kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.

1.Olay tarihinde sanık ...'ın kamyonetten aldığı kolileri diğer sanık ...'in işlettiği Nargile Tütün Sarayı isimli iş yerine bıraktığının görüldüğü, kolilerde ne olduğu sorulduğunda makaron olduğunu beyan etmesi üzerine Cumhuriyet savcısından gecikmesinde sakınca bulunan hal sebebiyle alınan arama kararına istinaden yapılan aramalarda sanık ...'ın kamyonetinde 140.000 adet, sanık ...'in iş yerinde ise 160.000 adet makaron ele geçilerek muhafaza altına alındığı anlaşılmıştır.

2.Sanık ... tüm aşamalarda makaronların kaçak olduğunu bilmediğini, müşteri bulması için diğer sanık ...'in iş yerine bıraktığını beyan etmiş, sanık ... ise tüm aşamalarda kolilerin kendisine emanet olarak bırakıldığını beyan etmiştir.

3.Ele geçirilen makaronlar hakkında düzenlenen 19.01.2016 tarihli bilirkişi raporu ile makaronların menşei açısından bir tespitte bulunulmadığı anlaşılmıştır.

A.Nakilde Kullanılan Aracın İadesi Yönünden
Sanık savunmaları ve tüm dosya kapsamından malen sorumlunun iyiniyetli olduğu ve 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki koşulların gerçekleşmediği dikkate alınarak aracın iadesine ilişkin yerel mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

B.Sanık ... Hakkında Kurulan Beraat Hükmü Yönünden

Olay tarihinde sanık ...'i işlettiği Nargile Tütün Sarayı isimli iş yerinde 160.000 adet makaron ele geçirildiğinin ve bu makaronların iş yerine diğer sanık ... tarafından iş yerinde satılması amacıyla getirildiğinin tüm dosya kapsamından anlaşılması karşısında; suça konu makaronların uzman bilirkişi vasıtasıyla yerli ya da yabancı menşeili olup olmadığı hususunda rapor aldırılarak sonucuna göre atılı eylem hakkında karar verilmesi gerekirken yerinde görülmeyen gerekçeyle beraat kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

C.Sanık ... Hakkında Kurulan Mahkûmiyet Hükmü Yönünden.

1.Suça konu makaronların uzman bilirkişi vasıtasıyla yerli ya da yabancı menşeili olup olmadığı hususunda rapor aldırılıp, makaronların yerli menşeili olmaları halinde suç tarihi itibarıyla eylemin 4733 sayılı Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun'un (4733 sayılı Kanun) 8 inci maddesinin beşinci fıkrasının (ı) bendi gereği idarî yaptırım gerektiren kabahati, yabancı menşeili

olmaları halinde ise 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci fıkrasındaki suçu oluşturacağı da gözetilerek hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi, hukuka aykırı bulunmuştur.

2.Sanık hakkında 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası uyarınca dava açıldığı gözetilmeden 5271 sayılı Kanun'un 226 ncı maddesi gereği ek savunma hakkı tanınmadan 6545 sayılı Yasanın 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereği hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.

3.10.12.2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'nun 8 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmi ikinci fıkrasının “23 üncü” fıkra olarak değiştirildiği gözetilerek, hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiüçüncü fıkrasına eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanıklar lehine hükümler içerdiği, yine aynı kanunun 62 inci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği, dava konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin 2 katının ödenmesi halinde, soruşturma evresinde etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmamış ise verilecek cezada 1/2 oranında, yapılmış ise 1/3 oranında indirim yapılacağı belirtilerek 7242 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ikinci fıkrası uyarınca etkin pişmanlık ihtaratında bulunulması gerektiği de göz önünde bulundurulmak suretiyle; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 7 inci maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12 inci maddenin ikinci fıkrası gözetilerek ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının mahkemesince saptanması ve sonucuna göre uygulama yapılmasında zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir.

4.Dava konusu eşyanın müsaderesi sırasında uygulama maddesi olan 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası yerine aynı Kanun'un 54 üncü maddesinin birinci fıkrasının gösterilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

A.Nakilde Kullanılan Aracın İadesi Yönünden

Gerekçe bölümünde A bendinde açıklanan nedenle Adıyaman 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.06.2016 tarihli ve 2016/124 Esas, 2016/299 Karar sayılı kararında nakil aracının iadesi yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden hükmün nakil aracının iadesine ilişkin bölümünün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

B.Sanık ... Hakkında Kurulan Beraat Hükmü ile Sanık ... Hakkında Kurulan Mahkûmiyet Hükmü Yönünden

Gerekçe bölümünde B ve C bentlerinde açıklanan nedenlerle Adıyaman 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.06.2016 tarihli ve 2016/124 Esas, 2016/299 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

21.12.2023 tarihinde karar verildi.