Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden hüküm tesisine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 03.06.2019 tarihinde davacı .... tarafından sigortalı dava dışı 'a ait elektronik eşya satım ve tamiri yapılan iş yerinde meydana gelen su basması sonucunda iş yerinde meydana gelen zarar ve sudan zarar gören malzemelerin tamamının kullanılmaz ... gelmesi nedenleriyle işyeri sigorta poliçesi kapsamında ekspertiz raporu ile belirlenerek ödenen 91.055,19 TL'nin zarara sebebiyet veren davalı kurum TİSKİ'den tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının sigortalısının işyerinde meydana gelen zararın müvekkil idareye tazmin yükümlülüğü doğuracak bir olayla meydana gelip gelmediğinin belli olmadığını, zarara sebep olduğu iddia edilen olayın ne şekilde meydana geldiğini gösterir somut bilgi olmadan ve tespit yapılmadan işbu davanın açılması haksız olduğunu, bu nedenlerle dava konusu zararın meydana geldiği adreste dava dışı sigortalının kullandığı dükkanın bodrum katının işyeri ruhsatı olup olmadığının Ortahisar Belediye Başkanlığından sorulmasını, gerçek zarar miktarının bilirkişi marifetiyle tespitini, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı idarenin sorumluluğunda olan su borusunun patlaması sonucu davacı ... bünyesinde geniş kapsamlı yangın paket katılım sigorta poliçesi kapsamında sigortalı olan dava dışı sigortalı 'a ait iş yerinin bulunduğu binanın sığınak bölümünde, 03.06.2019 tarihinde, su basması meydana geldiği, bu sırada söz konusu sığınakta bulunan dava dışı sigortalı 'a ait emtianın zarar gördüğü, bilirkişi raporu ve davacı tarafından sunulan ekspertiz raporlarından da anlaşıldığı üzere su basması sebebi ile dava dışı sigortalının uğradığı zararın 91.055,09 TL olduğu, bu zararın davacı ... şirketince tazmin edilerek 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) uyarınca davacı ... şirketinin sigortalı yerine geçerek görülmekte olan davayı açma hakkına sahip olduğu, davalı idarenin bakım ve sorumluluğunda bulunan su borusunun bakım ve onarımını zamanında yapmayarak dava konusu zararın oluşumunda kusurlu olduğu, davacı ... şirketinin dava dışı sigortalısının ise iş yeri vasfına sahip olmayan sığınak olarak kullanılması gereken yere zarar gören emtiayı koyarak kusurlu davrandığı ve tarafların kusurlarının eşit olduğu, zira davalı idarenin sorumluluğundaki su borusu patlamasa idi dava konusu zararın meydana gelmeyeceği gibi dava dışı sigortalı da iş yeri/depo vasfı bulunmayan sığınak olarak kullanılması gereken yere zarar gören emtiayı koymasa idi de dava konusu zararın meydana gelmeyeceği, bu nedenle dava taraflarının dava konusu olay nedeni ile oluşan zarara eşit oranda katlanması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile meydana gelen toplam 91.055,09 TL zararın yarısı olan 45.527,55 TL'nin ödeme tarihi olan 09.08.2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; mahkemece verilen davanın kabulüne ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davaya konu zararın oluştuğu yerin sığınak vasfında olduğunu ve işyeri açma ve çalıştırma ruhsatının bulunmadığını, ancak mahkemece bu hususun zararın oluşumunun esas sebebi olduğu, zarar ile su patlaması arasındaki illiyet bağını kestiği dikkate alınmadan karar verildiğini, sığınak olarak kullanılabilecek alana ticari değeri olan emtiaların yerleştirilmesinin ve oluşan zarardan idarenin sorumlu tutulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, zararın oluşumunda sigortalının %100 kusurunun bulunduğunu ve idarenin eylemi ile zarar arasında illiyet bağının bulunmadığını, bu nedenle idareye rücu yapılmasının hatalı olacağını, ekspertiz raporuna istinaden ödeme yapıldığının belirtilmiş olmasına rağmen zarar gören malların sovtaj bedellerinin çok düşük olduğunu, mahkemece zarar gören malların gerçek değerinin ne olduğu ve gerçek zararın tespiti konusunda inceleme yapılmadığını ve eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiğini belirterek mahkemece verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı idarenin bakım ve sorumluluğunda olan su borusunun bakım ve onarımının zamanında yapılmaması nedeniyle davaya konu zararın oluştuğunu ve davalı kurumun meydana gelen olayda kusurlu bulunduğunu, ancak mahkeme gerekçesi ile davalı idarenin ve işyeri ruhsatı olmayan bir yere emtia koyması nedeniyle sigorta ettirenin yarı yarıya kusurlu olduğunu belirtmiş olduğunu, ancak davaya konu olayın meydana gelen yerin sigorta ettirenin zarar gören emtiaları koymamış olması halinde de davaya konu olayın meydana geleceğini, bu nedenle oluşan zarara eşit oranda katlanılması gerektiği gerekçesini kabul etmediklerini, dava konusu olayda tarafların kusur oranlarının değerlendirilirken bakılması gereken öncelikli noktanın hasara sebebiyet veren olay olduğunu, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi olayın davalı idarenin kusuru sonucu meydana geldiğini, sigorta ettirenin işyeri ruhsatının olmamasının dava konusu olayda kusur tayinine herhangi bir etkisinin bulunmadığını, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile mahkemece verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile işyerindeki zararın, yoğun yağışlarda yetersiz kalan kanalizasyon şebekesinden işyeri giderinin geri tepmesi neticesinde meydana geldiğini, yargısal uygulamalara göre işyerinin bulunduğu binanın ruhsatının olmaması, uygun illiyet bağını kesmediğini, zira yoğun yağış halinde meydana gelen zararlandırıcı olayda, şebekenin yetersiz olduğunun ortaya çıktığı, bir an için uygun illiyet bağının kesildiği düşünülse bile Büyükşehir Belediye Kanunu, İSKİ (ASKİ) Kuruluş Kanunu ve ilgili yönetmeliklere göre idarenin denetim görevini yerine getirmediği gibi, her şartta (yoğun yağış) tahliyeyi sağlayan bir şebeke ağının hizmete sunulamadığı, o halde davalı idarenin, tesisin kötü yapılmasından, muhafazasından, somut olayda olduğu gibi tahliyeyi yeterli yapamamasından kaynaklanan zarardan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 58 inci maddesi hükmüne göre sorumlu olmasına göre davanın reddine karar verilmesinin isabetli olmadığı, davalı TİSKİ'nin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 69 uncu maddesi kapsamında isale hattı yapan olduğundan yapı malikinin kusursuz sorumluluğu çerçevesinde sorumluluğu tam olduğu, davalının savunmasının aksine kiracı olduğu anlaşılan dava dışı Necmi Kılıç'ın işyeri açma ve çalıştırma ruhsatı bulunmamasının müterafik kusurlu kabul edilmesinin mümkün olmadığı, bilirkişi raporunda davacının istediği miktarın uygun olduğu belirtilmiş olması karşısında mahkemece davanın tümden kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun kabulü ile Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22.10.2020 tarih ve 2020/120 Esas, 2020/356 Karar sayılı hükmünün, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/(1)-b-2 nci maddesi uyarınca kaldırılmasına, kaldırılan hükmün yerine geçmek üzere; davanın kabulü ile; 91.055,19 TL'nin ödeme tarihi olan 09.08.2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesince sigortalının işyeri açma ve çalıştırma ruhsatının bulunmasının müterafik kusur teşkil etmeyeceğine ilişkin değerlendirmenin isabetsiz olduğu, kaldı ki davaya konu zararın oluştuğu yerin sığınak vasfında olduğunu ve işyeri açma ve çalıştırma ruhsatının bulunmadığını, ancak mahkemece bu hususun zararın oluşumunun esas sebebi olduğu, zarar ile su patlaması arasındaki illiyet bağını kestiği dikkate alınmadan karar verildiğini, sığınak olarak kullanılabilecek alana ticari değeri olan emtiaların yerleştirilmesinin ve oluşan zarardan idarenin sorumlu tutulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, zararın oluşumunda sigortalının %100 kusurunun bulunduğunu ve idarenin eylemi ile zarar arasında illiyet bağının bulunmadığını, bu nedenle idareye rücu yapılmasının hatalı olacağını, ekspertiz raporuna istinaden ödeme yapıldığının belirtilmiş olmasına rağmen zarar gören malların sovtaj bedellerinin çok düşük olduğunu, mahkemece zarar gören malların gerçek değerinin ne olduğu ve gerçek zararın tespiti konusunda inceleme yapılmadığını ve eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, işyeri sigorta poliçesi kapsamında sigortalısına ödeme yapan davacı ... şirketinin rücuen tazminat talebine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472 nci maddesi birinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 uncu maddesi, Yangın Sigortası Genel Şartları.

1.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Davacı şirkete sigortalı işyerinin elektronik eşya tamir ve satış dükkanı olarak bina bodrum katında bulunan yeri kiralamak suretiyle kullanıldığı; sigortalı işyerinin olay tarihindeki aşırı yağışlar sonucu, kanalizasyondan geri tepen pis suların, sigortalı ettirenin kullanımındaki depoya dolması ile hasarın oluştuğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
İlk Derece Mahkemesince; sigorta ettirenin kullandığı deponun yapıya ait projede "sığınak" olarak görünen yerin, sigortalı ettirene depo olarak kiralanmak suretiyle projeye aykırı kullanımı nedeniyle, zararın meydana gelmesinde bina malikinin %50 oranında; davalı TİSKİ'nin ise sorumluluğundaki atık su tesisinin bakım sorumluluğunu yeterince yerine getirmemiş olması nedeniyle %50 oranında kusurlu olduğu şeklinde görüş bildirilen bilirkişi raporu hükme esas alınıp, %50 oranında davalı kusuruna denk gelen tazminata karar verilmiş; taraf vekillerinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; davalı TİSKİ'nin TBK'nın 69 uncu maddesi kapsamında isale hattı yapan olduğundan yapı malikinin kusursuz sorumluluğu çerçevesinde sorumluluğu tam olduğu, davalının savunmasının aksine kiracı olduğu anlaşılan sigorta ettiren dava dışı 'ın işyeri açma ve çalıştırma ruhsatı bulunmamasının müterafik kusurlu kabul edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle, davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile kusur indirimi yapılmadan tam tazminata karar verilmiştir.

Dava dışı bina malikine ve davalı TİSKİ'ye kusur atfı yapılan bilirkişi raporu uygun görülmekle birlikte, zarar doğurucu olayın oluşumunda, sigorta ettirenin herhangi bir kusurunun bulunmadığı Bölge Adliye Mahkemesince kabul edilmiş olup, anılan kabul yerindedir.
Ne var ki; sigorta ettirenin kiracı sıfatıyla kullandığı taşınmazın, yapı projesinde "sığınak" olarak düzenlendiği, (projesine aykırı biçimde) taşınmazı depo olarak kiralayıp kullanan sigorta ettirenin, zararın doğmasında bu nedenle müterafik kusurunun bulunduğu gözetilmelidir. Zira; sigorta ettiren, yaşanabilecek zararlandırıcı olaylarda maddi kayıp yaşamamak için, emtiasını depolamak amacıyla kullandığı taşınmazı seçerken basiretli davranıp özenli hareket etmeli; bu yükümlülüklerine uygun hareket tarzını benimsemediği durumda da tam tazmine dair haklarının zayi olması sonucuna katlanmalıdır.
Açıklanan tüm bu nedenlerle; zararlandırıcı olayın meydana gelmesinde kusursuz olan sigorta ettirene karşı, dava dışı bina malikiyle birlikte müteselsil sorumlu olan davalı TİSKİ'nin kusur indirimsiz tam tazminattan sorumlu olduğu; ancak, projesinde sığınak olarak düzenlenen taşınmazı kiralayıp kullanmak suretiyle sigorta ettirenin de zararın doğmasında müterafik kusurlu olduğu gözetilerek tazminat tutarından makul oranda müterafik kusur indirimi yapılarak hüküm tesisi gerektiğinden, kararın bozulması gerekmiştir.

1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

21.12.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi