Mahkûmiyet

Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;

1-Hatay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-h, 116/1,53,58 maddeleri uyarınca hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlâli suçlarından cezalandırılması talebi ile 20.01.2016 tarihli iddianamenin düzenlendiği, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 165. maddesinde düzenlenen suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan cezalandırılması için kamu davası açılmadığı, iddianame içeriğinde bu suçun anlatılmadığı, ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 06.05.2014 tarih, 2012/6-1486 Esas ve 2014/238 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 225/1. maddesinde yer alan, "Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir." şeklindeki düzenlemeye göre, hakkında açılmış dava bulunmayan ve iddianamede anlatılış tarzına göre unsurları gösterilmeyen 5237 sayılı Kanun'un 165/1. maddesinde suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan birleştirme talepli kamu davası açılması sağlanıp, bu dosya ile birleştirildikten sonra hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,

2-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.06.2014 tarih, 2013/13-203 Esas ve 2014/308 Karar sayılı kararında; “Suç tarihinde ekonomik değeri yüksek olan bir aracı kimlik bilgilerini ve açık adresini bilmediği arkadaşı "Gövde Mustafa" lakaplı Müslüm isimli kişiden emanet aldığını söylemesi, aşamalarda aracı emanet aldığı bu kişinin ismini kısmen değiştirerek ifade etmesi, soruşturma ve kovuşturma makamlarının ısrarına rağmen aracı emanet aldığını iddia ettiği kişiye ait kimlik ve adres bilgileri vermekten kaçınması ve sabıkalı geçmişi de dikkate alındığında hırsızlık suçlamasıyla muhatap olan sanığın sadece hayali bir isim zikretmekle suçlamadan kurtulmayacağını bilecek yaşam ve adli tecrübeye sahip olması ve gerçekte var olan bir kişiden aracı emanet alması durumunda suçlamadan kurtulmaya yönelik olarak aracı emanet aldığını söylediği kişinin bulunması için daha etkin bir çaba göstermesi gerektiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın eyleminin suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçunu değil, hırsızlık suçunu oluşturduğunun kabulünde zorunluluk bulunmaktadır.” şeklindeki açıklamalar ışığında, sanığın suça konu cep telefonunu soy ismini ve adresini bilmediği Suriyeli bir şahıstan satın aldığını savunması ve satın aldığına ilişkin bir fatura da sunamadığının anlaşılması karşısında; suç vasfının tayininde hataya düşülerek sanığın eyleminin hırsızlık suçunu oluşturmasına rağmen, yazılı şekilde 5237 sayılı Kanun'un 165. maddesinde düzenlenen suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan mahkumiyetine karar verilmesi,

3-Sanığın adlî sicil kaydında yer alan ilâmlardan en ağırı olan ve 16.03.2012 tarihinde kesinleşen, Hatay 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.01.2012 tarihli, 2011/170 Esas, 2012/35 Karar sayılı ilama konu, hırsızlık suçundan verilmiş 2 yıl 2 ay 7 günlük hapis cezasının tekerrüre esas alınması gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında Hatay 2. Sulh Ceza Mahkemesi 2013/435 Esas, 2013/815 Karar sayılı ilâmının tekerrüre esas alınması,

Kabule göre de;

4-Hükümden sonra 24.10.2019 tarihinde 30928 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 26. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bentler arasında yer alan ve 5237 sayılı Kanun'un 165. maddesinde tanımı yapılan suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçunun uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı Kanun'un 7/2. maddesi uyarınca; ''Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.'' hükmü de gözetilerek 7188 sayılı Kanun'un 26. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 254. maddesi uyarınca aynı Kanun'un 253. maddesinde belirtilen esas ve usûle göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle istem gibi BOZULMASINA, karşı temyiz bulunmadığından yeniden hüküm kurulurken sanık hakkında 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 326/son maddesinin gözetilmesine, 21.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.