Gıyabi kararın sanığın bilinen en son adresine tebliğ edilmesi, bu adrese çıkartılacak tebligatın iade edilmesi halinde ise 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca MERNİS adresine tebligat yapılması gerekirken, sanık ...'ın mernis adresine doğrudan 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 30.05.2016 tarihinde yapılan tebligat usulsüz olup, sanık ... müdafiinin öğrenme üzerine 20.06.2016 tarihinde sunduğu temyiz dilekçesinin süresinde olduğu kabul edilerek inceleme yapılmıştır.
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı
Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle yapılan incelemede gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Çay Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.05.2016 tarihli ve 2014/1104 Esas, 2016/440 Karar sayılı kararı ile sanıklar ..., ... ve ... hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanun'a (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan beraatlerine, sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan mahkûmiyet hükmü kurularak neticeten 3 yıl 4 ay hapis ve 2296 gün karşılığı 45.920,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmalarına, nakil aracının iadesine karar verilmiştir.

1.Katılan vekilinin temyiz istemi, münhasıran sanıklar ..., ... ve ... hakkında verilen beraat kararları ile nakil aracının iadesi kararı ile sınırlıdır.

2.Sanık ... müdafiinin temyiz istemi, kararın sanık lehine bozulması talebine ilişkindir.

3. Sanık ... müdafiinin temyiz istemi, gerekçeli karar tebligatının usulsüz olduğuna, bilinen en son adrese tebligat yapılamaması halinde Tebligat Kanunu'nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasının uygulanabileceğine, sanığın suça konu eşyadan haberdar olmadığına, irsaliyenin satıcı- sevk edici tarafından düzenlenen bir evrak olduğuna, lehine irsaliye düzenlenen kişinin bu evrakın düzenlenmesinde bir katkısının bulunmadığına, suç isnat edilebilmesi için sanığın şirketine teslim edileceği iddia edilen malın sevk irsaliyesinden başka bir olguyla desteklenmesi gerektiğine, kanuna uygun delil ilişkilendirmesi yapılmadan mahkûmiyet hükmü kurulduğuna ilişkindir.

4. Sanıklar ... ve ... müdafiinin temyiz istemi, nakliye işi yapan müvekkillerinin fatura ve sevk irsaliyesinde belirtilen maddeyi teknik olarak inceleme yetkilerinin olmadığına, malzemenin kaçak olduğunu bilmediklerine, suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, sanıklar iyiniyetli üçüncü kişiler olarak kabul edilerek nakil aracı iade edildiği halde mahkûmiyet hükmü kurulduğuna, hapis cezası yönünden alt sınırdan hüküm kurulduğu belirtilerek teşdit uygulandığına, sanık ...'ın olay tarihinde Acıbadem hastanesinde tedavi gördüğünün belirtilmesine rağmen bu hususta araştırma yapılmadığına ve re'sen gözetilecek diğer nedenlerle kararın bozulması talebine ilişkindir.

1.Olay tutanağı ve dosya kapsamına göre, Konya'da oluşturulan uygulama noktasında durdurulan Batıhat Nakliyat İnşaat San. Ve Tic. Ltd. Şti isimli firmaya ait tankerde kaçak akaryakıt ele geçtiği, aynı firmaya ait 34 UC 3765 plakalı aracın da olay yerinden geçtiğinin görüldüğü, ancak kontrol edilemediği hususunun bildirilmesi üzerine, Çay Dörtyol mevkiinde oluşturulan uygulama noktasında durdurulan 34 UC 3765 plakalı tankerde Cumhuriyet savcısından gecikmesinde sakınca bulunan hal kapsamında alınan arama kararı ile yapılan aramada 19.960 kg kaçak karışımlı akaryakıt olduğu değerlendirilen ürün ele geçtiği, araç sürücüsü olan sanık ... ve yedek şoför olarak araçta bulunan sanık ...'ın asitle yıkanmış 80 numara alkit isimli malzemenin taşındığına dair taşıma irsaliyesi aslı ile ürünün Teksa Boya Kimya San. Ve Dış Tic. Ltd. Şti. İsimli firma tarafından Marka Madeni Yağ Petrol Kimya San. Tic. Ltd. Şti. İsimli firmaya sevk edildiğine dair sevk irsaliyesi aslı ibraz ettiği belirlenmiştir.

2.Sanıklar aşamalarda atılı suçu kabul etmediğini beyan etmiştir.

3. Kaçak eşyaya mahsus tespit varakası dava dosyasında bulunmaktadır.

4. Ele geçen kaçak eşyaya ilişkin alınan Tübitak MAM analiz sonuçları dosyada mevcuttur.

5. Nakil aracına ilişkin ruhsat sureti dosya arasında bulunmaktadır.

Katılan vekilinin temyiz isteminin münhasıran beraat kararları ile nakil aracının iadesi kararı ile sınırlı olduğu gözetilerek inceleme yapılmıştır.

A.Sanıklar ..., ... ve ... Hakkında Kurulan Beraat Hükümleri ile Nakil Aracının İadesi Kararı Yönünden

1.Sanıkların tüm aşamalarda olayla ilgilerinin olmadığını beyan ettikleri, dosya kapsamına göre sanıkların savunmalarının aksine mahkûmiyete yeter her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği anlaşıldığından; sanıklar hakkında beraat kararı verilmesinde ve iyiniyetli üçüncü kişiye ait nakil aracının iadesine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2.Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

B. Sanıklar ..., ..., ... ve ... Haklarında Kurulan Mahkûmiyet Hükümleri Yönünden
08.05.2014 tarihinde oluşturulan uygulama noktasında durdurulan 34 UC 3765 plakalı tankerde 19.960 kg karışımlı akaryakıt ele geçmesi şeklinde gerçekleşen olayda, dosya kapsamına göre Batıhat Nakliyat İnşaat San. Ve Tic. Ltd. Şti isimli firma sahibi sanıklar ... ve ...'ın aşamalarda atılı suçu kabul etmedikleri, sunulan taşıma ve sevk irsaliyesine göre ürünlerin taşıma işlemini gerçekleştirdiklerini beyan ettikleri, dosya kapsamına göre de atılı suçu işlediklerine dair mahkûmiyetlerine yeter başkaca delil de elde edilemediği gözetilerek sanıklar ... ve ...'ın beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkûmiyetlerine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
Kabule göre de; Haklarında mahkumiyet kararı verilen sanıklar ... ve ... yönünden,

1.Ele geçen kaçak malzemeye ilişkin alınan analiz raporuna göre karışımın içeriğinde motorin bulunduğu belirlendiğinden sanıkların eylemlerinin 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onbirinci fıkrası kapsamında olduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.

2. Dava konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin 2 katının ödenmesi halinde; soruşturma evresinde etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmamış ise verilecek cezada 1/2 oranında, yapılmış ise 1/3 oranında indirim yapılacağı belirtilerek 7242 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca etkin pişmanlık ihtaratında bulunulması gerektiği de göz önünde bulundurulmak suretiyle;
Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanıkların eylemlerinin 11.04.2013 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onbirinci fıkrası kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra ise 28.06.2014 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onbirinci fıkrasının son cümlesi delaletiyle anılan Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci ve onuncu fıkraları kapsamında bulunduğu,
10.12.2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasının yirmiüçüncü fıkrası olarak değiştirildiği gözetilerek, hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasında yapılan değişiklik gereği kovuşturma aşamasında da etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve anılan madde uyarınca suça konu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarındaki miktarın hüküm verilinceye kadar Devlet Hazinesine ödenmesi halinde verilecek cezada indirim uygulanacağının hüküm altına alındığı dikkate alınarak,
Suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un onbirinci maddesi ile 6545,7242 ve 7423 sayılı Kanunlar ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onbirinci fıkrasının son cümlesi delaletiyle anılan Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci, onuncu, yirmiüçüncü fıkraları ve 5 inci maddesinin ikinci fıkrası somut olaya uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanıkların hukuki durumunun tayin ve takdiri ile 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 12 nci maddenin ikinci fıkrası nazara alınarak sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu, bozmayı gerektirmiştir.

3.Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2014 tarihli, 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar ve 16.05.2017 tarih, 2015/398 Esas ve 2017/272 Karar sayılı kararlarında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip, sanığın eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 43 üncü maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi bakımından;

Temyiz incelenmesine konu bu dosyaya ilişkin suç tarihinin 08.05.2014 olduğu, iddianame düzenleme tarihinin 25.12.2014 olduğu,
Sanık ... yönünden; Dairemiz 2015/4547 Esas, 2015/15738 Karar sayılı ilamı ile temyiz isteminin reddine dair kararın onanması ile kesinleşen İzmir 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2014/609 Esas, 2014/1335 Karar sayılı dosyasında suç tarihinin 23.05.2014 olduğu, iddianame düzenleme tarihinin 26.06.2014 olduğu,
Konya 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2023/74 Esas sayılı dosyasında suç tarihinin 08.05.2014 olduğu, iddianame düzenleme tarihinin 12.01.2015 olduğu,
Bu dosyalardaki eylemlerin benzer suç vasfına yönelik olduğu gözetilerek suç tarihine ve işlenen suçun niteliğine göre adı geçen sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme biçimde kaçakçılık suçunu oluşturup oluşturmadığının takdir ve değerlendirilmesi bakımından dosyaların incelenmesi, derdest ise dosyaların birleştirilmesi, kesinleşmiş ise dosyaların da aslının veya onaylı bir örneğinin bu dosya arasına alınması ve sonucuna göre sanıklar ...'ın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi,

4.Hükümde sanıklar hakkında hapis cezası yönünden alt sınırdan hüküm kurulduğu belirtildiği halde, hapis cezası 4 yıl olarak belirlenerek alt sınırın üzerinde uygulanması suretiyle çelişki oluşturulması,

5.Dava konusu kaçak akaryakıtların 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi yollamasıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereğince müsaderesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

A.Sanıklar ..., ... ve ... Hakkında Kurulan Beraat Hükümleri ile Nakil Aracının İadesi Kararı Yönünden

Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle Çay Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.05.2016 tarihli ve 2014/1104 Esas, 2016/440 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

B. Sanıklar Hakkında Kurulan Mahkûmiyet Hükümleri Yönünden

Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle Çay Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.05.2016 tarihli ve 2014/1104 Esas, 2016/440 Karar sayılı kararına yönelik sanıklar ... ve ... müdafiinin, sanık ... müdafiinin ve sanık ... müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.12.2023 tarihinde karar verildi.