SAYISI: 2018/1941 E., 2018/2025 K.
SUÇLAR: Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli
HÜKÜMLER: İstinaf başvurusunun esastan reddi, temyiz isteminin reddi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 18.09.2018 tarihli ve 2018/1941 Esas, 2018/2025 Karar sayılı kararının ve 16.10.2018 tarihli aynı esas, karar sayılı ek kararının sanıklar tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü:
I-İş Yeri Dokunulmazlığının İhlâli Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/2-a. maddesinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile 5271 sayılı Kanun’un 286/3. maddesinde belirtilen suçlar ve aynı Kanun’un 296/1. maddesinin ilgili bölümünde yer ...; “... temyiz edilemeyecek bir hüküm temyiz edilmiş ise …, hükmü temyiz olunan bölge adliye veya ilk derece mahkemesi bir karar ile temyiz istemini reddeder.” şeklindeki hüküm uyarınca; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 16.10.2018 tarihli ve 2018/1941 Esas, 2018/2025 Karar sayılı ek kararında hukuka aykırılık görülmediğinden sanık ...'in temyiz isteminin, aynı Kanun’un 296/2. maddesi gereği, Tebliğname'ye uygun olarak REDDİ İLE EK KARARIN ONANMASINA,
II.Hırsızlık Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
5271 sayılı Kanun'un 295/1. maddesi uyarınca “Temyiz başvurusunda temyiz nedenleri gösterilmemişse temyiz başvurusu için belirlenen sürenin bitmesinden veya gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yedi ... içinde hükmü temyiz olunan bölge adliye mahkemesine bu nedenleri içeren bir ek dilekçe verilir.” hükmünün bulunduğu, sanığın 01.10.2018 tarihinde temyiz dilekçesi sunduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebebini bildirmediği, ancak tebligatta ve gerekçeli kararda "7 günlük yasal süre içinde ek gerekçeli temyiz dilekçesi sunulmadığı takdirde temyiz talebinin reddedileceğine ilişkin" ihtaratın bulunmaması nedeniyle, Anayasa Mahkemesinin 08.03.2023 tarih, 2019/42687 nolu bireysel başvuru kararı da dikkate alınarak, sanık ...'in 25.09.2020 tarihli ek dilekçesinin süresinde ve gerekçeli olduğu tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142. maddesinde 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik yapılmasına Dair Kanun'un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanıklara yüklenen 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.10.2021 tarihli ve 2021/35 Esas, 2021/473 Karar sayılı kararı dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanun’un 150/3. maddesi uyarınca sanıklara zorunlu müdafi atanması ve savunmasının müdafi huzurunda alınması gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devam edilerek aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-e maddelerine aykırı davranılması suretiyle savunma haklarının kısıtlanması,
Bozmayı gerektirmiş sanıkların temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının aynı Kanun'un 304/2-a. maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 62. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.