SUÇLAR: Çocuğun cinsel istismarı, cinsel saldırı

HÜKÜMLER: Mahkumiyet

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.03.2016 tarihli ve 2015/241 Esas, 2016/104 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik öncesi hali ile 103 üncü maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (c) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 4 yıl 8 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği
Sanık müdafiinin temyiz isteğinin, dosyada çelişkili mağdure beyanından başka somut delil bulunmadığına, mağdurenin ilk beyanından itibaren iddialarından rücu ettiğine, intikal tarihinden 1,5 yıl önce mağdurenin trafik kazası geçirdiğine ve bir süre komada kaldığına, mağdurenin kendi beyanlarında kaza nedeniyle geçmişe ilişkin yaşananları hatırlamadığını ifade ettiğine, mağdurenin on dokuz yaşına kadar şikayette bulunmamasının makul olmadığına, mağdurenin sanık olan babasını şikayet etme amacının rehberlik öğretmeniyle görüşmeden kısa bir zaman önce babasıyla yaşadığı kavga sırasında yaralanmasından ötürü kızgınlıkla sanığın canını acıtmak ve korkutmak olduğuna, mağdurenin emniyet beyanında babasının yanında güvende olduğunu söyleyerek eve dönmek istemesinin mağdureden beklenmeyecek bir davranış olduğuna, hayatında ilk defa Mahkeme huzuruna çıkan mağdurenin, duruşma sırasındaki utangaç ve sıkılgan tavrının Mahkeme tarafından sanık aleyhine değerlendirilmesinin hatalı olduğuna ve sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine yönelik olduğu görülmüştür.

Sanığın, mağdurenin öz babası olduğu, 2007-2008 yıllarında sanığın mağdureye yönelik birçok kez cinsel istismarda bulunduğu, bu eylemleri sırasında sanığın, mağdurenin göğüslerini ellediği, mağdureyi öptüğü, mağdurenin rahatsız olacağı şekilde sanığın eylemlerini sürdürdüğü, mağdure beyanına göre 2005 yılı Nisan ayı sonlarında veya Mayıs ayının başında bir zaman diliminde sanığın mağdurenin kalçalarından tutarak kucağına oturtmaya ve zorla öpmeye kalkıştığı, bunun üzerine mağdurenin yaşamış olduğu olayı rehber öğretmeni olan tanık Bahadır'a anlattığı olayın bu şekilde ortaya çıktığı kabul edilmiştir.

Olayın intikal şekli ve zamanı, mağdurenin aşamalardaki çelişkili beyanları, sanık savunması ile tüm dosya kapsamına göre, sanığın üzerine atılı suçları işlediğine dair cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek müsnet suçlardan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.03.2016 tarihli ve 2015/241 Esas, 2016/104 Karar sayılı kararında sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

21.12.2023 tarihinde karar verildi.