Sanık ...'in zincirleme olarak rüşvet verme, diğer sanığın rüşvet verme suçlarından mahkumiyetlerine
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanıkların ve sanık ... müdafin temyiz talebinin mahkumiyet hükümlerine, katılan vekilinin temyiz talebinin ise vekalet ücretine yönelik olduğu gözetilerek buna hasren yapılan incelemede;
Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
5237 sayılı TCK'nın rüşveti tanımlayan ve 05/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun ile değişiklik yapılıncaya kadar yürürlükte kalan 252/3. maddesinde "Rüşvet, bir kamu görevlisinin, görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıdır." denilerek sadece nitelikli rüşvete yer verildiği, kamu görevlisinin yapması gereken bir işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlanmasının (05/07/2012 tarihine kadar) rüşvet suçu kapsamından çıkarıldığı, bu eylemlerin TCK'nın 257/3. maddesine uyan görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama suçu kapsamında değerlendirildiği, rüşvet suçuna konu kaçakçılık fiillerine ilişkin olarak sanıklar hakkında Reyhanlı 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/03/2013 gün ve 2008/132 Esas, 2013/175 sayılı Kararıyla 5607 sayılı Yasaya muhalefet suçundan hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise de; Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 02/04/2019 tarihli ve 2019/29515 sayılı emsal Kararında da açıklandığı üzere, davaya konu edilen ve kaçak olduğu iddia edilen eşyaların ele geçmediği ve bu sebeple kaçak olup olmadığının tespiti mümkün bulunmadığından,
atılı suçun unsurları itibarıyla oluşmayacağı nazara alındığında, sanıkların eylemlerinin suç tarihinde yürürlükte bulunan TCK'nın 257/3. maddesinde düzenlenen görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlamaya azmettirme suçunu oluşturacağı, 05/07/2012 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yasanın 105/5-b maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 257/3. madde ve fıkra hükmü yürürlükten kaldırılmış olduğundan, eylemlerin aynı Kanunun 87. maddesiyle değiştirilen TCK'nın 252/1. maddesinde düzenlenen rüşvet verme suçuna dönüştüğü nazara alınıp, ayrı ayrı hükümler kurulup, kurulan hükümlerin sonuçlarının karşılaştırılması suretiyle lehe-aleyhe yasa değerlendirmesi yapılması gerektiği gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek, yazılı şekilde rüşvet suçundan hüküm kurulması,
Sanıklar hakkında mahkumiyet hükmü kurulmuş olması karşısında, kamu davasında kendisini vekille temsil ettiren katılan lehine hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanıkların, sanık ... müdafin ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 26/09/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.