Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen trafik kazası sonucu yaralanmadan kaynaklanan maddi tazminat davasında davanın kabulüne dair karar Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 27.01.2020 tarih 2019/2714 Esas 2020/82 Karar sayılı ilamı ile bozulmuştur.

Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 20.12.2013 tarihinde sevk ve idaresindeki motosiklet ile seyir halindeyken önünde ilerleyen plaka, marka ve modelini alamadığı üstünde iki kişinin bulunduğu motosikletin tam yanından geçtiği sırada ön tekerini kaldırarak dengesini kaybetmesi ve motosikletini davacının kullandığı motosikletin üzerine devirmesi sonucu davacının düştüğünü ve sol kaval kemiğinin parçalandığını, diğer bazı vücut bölgelerinden de yaralandığını, davacının ayağındaki hasarın kalıcı mahiyette olduğunu, güç kaybı ve yürüme zorluğunun olduğunu, davacının belgeli olarak spor eğitmenliği yapmakta iken bu olayın meydana geldiğini, olayla ilgili meçhul kişinin halen tespit edilemediğinden davanın Güvence Hesabına açıldığını, bu nedenlerle diğer zararlara ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla zarar miktarı belirlendiğinde tamamlanmak üzere şimdilik 500,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 11.02.2016 havale tarihli ıslah dilekçesi ile talep miktarını 22.359,72 TL artırarak toplam 22.859,72 TL tazminatın olay tarihi olan 22.12.2013 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu olayın anlatıldığı şekilde gerçekleştiğinin ispat edilmesi gerektiğini, davacının maluliyetine ilişkin raporun mevzuata uygun olarak alınması gerektiğini, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, davadan önce davalı sigorta şirketine müracaat edilmediği için faizden sorumlu bulunmadıklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin 01.03.2016 tarih 2014/586 E.- 2016/87 K. sayılı kararı ile davacının davasının kabulüne, 22.859,72 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 27.01.2020 tarih 2019/2714 Esas 2020/82 Karar sayılı bozma ilamında özetle "...davacının anlatımlarına dayanan kusur bilirkişisi ve hesap bilirkişisi raporları dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmişse de yapılan araştırmanın hüküm kurmaya elverişli olmadığı, davacının kazanın gerçekleştiğini iddia ettiği olay yerinde makine mühendisi bilirkişi eşliğinde keşif yapılarak, kazanın davacının iddia ettiği şekilde meydana gelip gelmediği konusunda hazırlanacak kusur bilirkişisi raporu ve bu raporun sonucuna göre hazırlanacak hesap bilirkişi raporu ile dosyadaki tüm deliller değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu hüküm kurulmasının doğru görülmediği" gerekçesi ile karar bozulmuştur.

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı Dahili Tıp Bilimleri Bölüm Başkanlığı Adli Tıp Ana Bilim Dalınca düzenlenen 17.12.2015 tarihli raporda davacının Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'ne göre meslekte kazanma gücünü %3,3 (Yüzde Üç Onda Üç) oranında kaybetmiş olduğu, 11.02.2021 tarihli Makine Mühendisi bilirkişi raporunda davacı ...'un, trafik kuralları yönünden hatalı geçiş olan ve önünde gitmekte olan aracın sağ tarafından geçmek istemesi sırasında oluşan kazada %50 oranında kusurlu olduğu, ...'un kaza geçirmesine sebep olduğu belirtilen ve kaza sonrası olay yerini terkeden motosiklet sürücüsünün motosikletle akrobotik hareketler yaparak, trafik kuralları açısından tehlikeli ve yasak olan hareket yaparak kazanın oluşmasına sebep olması nedeniyle, %50 oranında kusurlu olduğu, kusur oranları da dikkate alınarak hesap bilirkişisi tarafından sunulan 20.12.2021 tarihli bilirkişi raporunda; davacının kusur indirimi yapıldıktan sonra maluliyet zararının 47.187,10 TL olduğunun bildirildiği, davacı tarafın davasını ıslah edemediğinden, Bursa 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/809 Esas sayılı dosyası üzerinden 24.327,38 TL tazminatın davalıdan tahsili talepli dava açtığı, açılan davanın mahkeme dosyası ile birleştirildiği anlaşılmakla; Yargıtay bozma ilamı, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, asıl davanın kabulü ile 22.859,72 TL'nin olay tarihi olan 20.12.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/809 Esas sayılı dosyasında davanın kabulü ile 24.327,38 TL'nin olay tarihi olan 20.12.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu olayda, davacı tarafça asıl dava ve ek dava için davalı kuruma başvuru yapılmamış olması ve ZMSS Genel Şartlarında sıralanan belgelerin sunulmamış olması nedeniyle, davacının talebi ile ilgili olarak değerlendirme yapılamadığını, bu nedenle davalı kurum aleyhine yargılama gideri, vekalet ücreti ve faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, ek dava için dava şartı olan arabuluculuğa başvurulmadığını, ek davanın 5237 sayılı TCK 89/1 maddesi ile öngörülen 8 yıllık zamanaşımı dolduktan sonra açıldığını, gerek Karayolları Trafik Kanununda düzenlenen zamanaşımı, gerekse Türk Ceza Kanununda öngörülen uzamış zamanaşımı sürelerinin dava tarihi itibarıyla dolduğundan, ek davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken kabulünün hatalı olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, tazminat hesabının PMF Yaşam Tablosu kullanılarak yapılması gerektiğini, bozma öncesi zararın PMF Yaşam Tablosuna göre hesap edildiğini ve bu yönde usuli müktesep hak oluştuğunu, davacının motosiklette seyahat esnasında kask ve koruyucu elbise kullanmadığı, bu nedenle hesaplanan tazminattan %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, olay tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı sürücünün sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 427,428 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 52 ve 54 üncü maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90,91 inci maddeleri, Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları.

Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, özellikle de 20.12.2021 tarihli bilirkişi raporu ve 11.02.2021 tarihli kusur bilirkişi raporunun hükme esas alınmasında usul ve kanuna aykırı bir yön olmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

06.03.2024 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.

(Karşı Oy)

1-Dava, trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir.
Trafik kazasında bedensel zarara uğrayan ve buna dayalı olarak iş gücü kaybı tazminatı isteminde bulunan hak sahiplerinin gerçek zararının hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve TRH 2010 Yaşam Tablosu'nun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği göz önüne alındığında, Dairemizce de tazminat hesaplamalarında TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinin daha uygun olacağına karar verilmiştir. Diğer yandan; Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarih- 2019/40-2020/40 sayılı kararı gereği, iş gücü kaybı tazminatı hesabında, yeni ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz ile devre başı ödemeli belirli süreli rant formülü uygulaması anılan cetvellerle getirildiğinden, artık uygulanması mümkün değildir. Tazminat hesaplamasının, %1,8 teknik faiz uygulanmadan ve Yargıtay uygulamaları ile kabul edilen progresif rant yöntemi kullanılarak yapılması gereklidir.
Somut olayda; İlk Derece Mahkemesinin bozmadan önce yaptığı yargılamada PMF 1931 Yaşam Tablosu ve progresif rant tekniğiyle hesaplama yapılan aktüer raporuna göre tazminata karar verilmiş; bu kararı taraf vekilleri temyiz etmişse de davacı yanın hesap tekniğine ilişkin bir temyizi olmamıştır. Hükmün Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesi tarafından bozulmasından sonra bozmaya uyarak yargılamaya devam eden mahkemece, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant tekniğiyle hesaplanan tazminata karar verilmiş, sayın çoğunluk tarafından da işbu hükmün onanmasına karar verilmiştir. Ancak varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemiştir.

Dairemizin yerleşik uygulamaları gereği tazminat hesaplamasında TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant tekniğinin kullanılması gerekli olmakla birlikte, davacı yanın aleyhine olan PMF 1931 Yaşam Tablosu ve progresif rant tekniğiyle hesabın esas alındığı mahkemenin ilk kararını hesap tekniği bakımından temyiz etmemesi ile hesap tekniği bakımından davalı yararına oluşan usuli kazanılmış haklar da gözetilerek, PMF 1931 Yaşam Tablosu ve progresif rant tekniğiyle hesaplanan tazminata karar verilmesi için İlk Derece Mahkemesi kararının davalı yararına bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun onama kararına katılmıyorum.

2-Tespit edilemeyen sürücünün eylemi sonucu oluşan zararla ilgili meçhul araç işleteninin sorumluluğunu teminat altına alan davalı ...'nın, ... Yönetmeliği'nin 14. maddesi uyarınca, rizikonun ihbar edildiği tarihte tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu tarihte ödememe halinde temerrüdün gerçekleştiği ve davalı ...'nın temerrüt faizinden sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Davacı tarafın, davadan önce başvurusunun bulunmadığı durumda ise, gerek davaya gerekse ıslaha konu edilen tazminat için, dava tarihinden itibaren faize hükmedilmelidir.
Davacının davalı ...'na başvuru tarihinin tespit edilip bu tarihin temerrüt tarihi olarak hüküm altına alınması, davacının davadan önce davalıya başvurusu bulunmadığının tespiti halinde ise dava tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi için de İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun onama kararına katılmıyorum.