Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacı vekili, müvekkilinin maliki olduğu 61337 ada 20 parsel sayılı taşınmazı davalının müvekkilin rızası olmaksızın kullandığını, davalının taşınmaz üzerinde alıcı-verici cihazlar ile bunların ayrılmaz parçalarını ve diğer gerekli malzemelerini kurduğunu, davalının uygun bir sözleşme yapmaya yanaşmamakla birlikte bu işgal nedeniyle herhangi bir ödeme de yapmadığını belirterek, 29.05.2014 tarihinden itibaren 22.250 TL ecrimisilin yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu taşınmazın eski maliki ... ile müvekkili şirket arasında 20.03.2007 tarihli 6 yıl 5 ay süreli kira sözleşmesi imzalandığını ve taşınmazın müvekkili şirket tarafından kira sözleşmesine dayalı olarak kullanıldığını, taşınmaz kira sözleşmesi kapsamında kullanılmakta iken, ... Belediyesine devredildiğinin öğrenildiğini ve belediyeye ecrimisil bedeli olarak 6 aylık 2.000 TL ödendiğini, davacının satın aldığı tarihte üzerinde müvekkili şirkete ait kule ve konteynır sistemi bulunduğunu bildiğini ve uzun süre sessiz kalarak zımnen muvafakat belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne, karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bilindiği, gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan olumlu zarar ile kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK'nin 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı)
Dosya içerisinde bulunan tapu kaydına göre dava konusu 61337 ada 20 parsel sayılı taşınmaz ... adına kayıtlı iken, 29.05.2014 tarihinde satış yoluyla davacı ... ... adına devredilmiş, 16.02.2015 tarihinde de ... Belediyesi adına tescili yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde, taşınmazın eski maliki ... tarafından davalı şirkete 6 yıl 5 ay süre ile kiralanmış olduğu, davalının kullanımının kira sözleşmesine dayalı olduğu, sözleşmenin 3. maddesine göre taraflardan biri akdin feshedildiğini ihbar etmediği sürece sözleşmenin aynı şartlarla uzatılmış sayılacağının düzenlendiği, kira sözleşmesinin feshedildiğine ilişkin bir iddia bulunmadığına göre, sözleşmenin talep başlangıç tarihi itibariyle halen geçerli olduğu anlaşılmaktadır. Dava dilekçesine göre, davacı taraf ecrimisil talebinde bulunmuş olup yukarıdaki açıklamalardan anlaşılacağı üzere haksız işgalden sözedilemeyeceğine ve davacı tarafın da kiraya yönelik bir talebi bulunmadığına göre, davanın reddi gerekirken, Mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması yerinde değildir.
Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin yukarıda belirtilen temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'un 440/III-1,2,3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 26.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.