Esastan ret

Taraflar arasındaki hükümsüzlük davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili adına tescilli markalar ile davalı adına kayıtlı 2015/32315 nolu Wilson Team markası kıyaslandığında, markaların ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunun ve bu sebeple orta seviyedeki tüketiciler nezdinde iltibas oluşturacağının görüleceğini, davalının kötü niyetli olduğunu, müvekkiline ait tescilli Wilson ibaresine davalı tarafça Team ibaresinin eklenerek tescil ettirdiğinin anlaşıldığını, müvekkilinin tanınmış bir çanta üreticisi olduğunu, özellikle çanta başta olmak üzere 18. sınıfta yer alan ürünlerde kullanıldığını ve tanındığını, davalının Wilson Team markasının perakende hizmetlerinde kullanılıyor olmasının tüketicilerde bu ürünlerin müvekkili kaynakla olduğunu düşüncesine sebep olacağını ileri sürerek davalı markasının hükümsüzlüğüne, yargılama giderleri ve ücreti vekâletin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının W Wilson, W Wilson Tour, W Wilson Living, Wilson Türk Malı markaları ile müvekkilinin markası Wilson Team'in aynı ibareler olmadığı gibi işaret benzerliği dahi bulunmadığını, davacının da Wilson kelimesini tek başına kullanmayıp ayrıca baş tarafında W harfini koyarak ya da sonuna kelime ekleyerek kullandığını, davacının markasal kullanımının olup olmadığının incelemesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının markasını lisans verme yoluyla kullandığı, lisans alan firmanın 2014 yılında ciddi anlamda Wilson markalı çanta satışının dolayısıyla markasal kullanımın tespit edildiği dikkate alındığında davalının kullanmama defi yerinde görülmeyerek somut olayda davaya konu davacının W Wilson, W Wilson Tour, W Wilson Living, Wilson Türk Malı markaları ile davalı adına sonraki tarihli tescilli markası Wilson Team ibareli markalar arasında benzerlik olduğu, her iki şirketin aynı iş kolunda faaliyet göstermesi, her iki ibarenin fonetik benzerliği açısından ayırt edici karakterini zedeleyebileceği ve tüketicilerin karşısında iltibasa yol açabileceği kanaatine varılmış olup davalı tarafın Team ibaresini kullanmak suretiyle ürettiği kelimeler bir bütün halinde bakıldığında markaların asli unsuru Wilson markasından ibaret olup, davacı markasının tanınmışlığından yararlanmaya yönelik ayırt edicilik sağlamayan ortalama tüketici nezdinde seri marka imajı yaratan bir kullanım olup markaların aynı işletmeden gelen benzer marka imajı uyandırdığından karıştırılma ve benzetme ihtimali söz konusu olup sınıfsal olarak da davalı markalarının davacı markası sınıfı kapsamında kaldığı gerekçesiyle davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne ve kayıtlardan terkinine, davalı Muharrrem Vatansever yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın dava açılmadan önce dava konusu markayı devrettiğini, bu sebeple eldeki davada kendisine husumet düşmediğini, davacı markasının 35. sınıfta tescilli olmadığını, taraf markaları arasında benzerlik olmadığını, davacının markasal kullanımının olmadığını, davacının kötüniyetli olduğunu, davacının bilinen 135 adet markayı da kendi adına tescil ettirdiğini, bu markalardaki ibarelerin piyasada çok kullanılan markalar olduğunu, davacının bu suretle haksız kazanç elde ettiğini, davacının markasal kullanımına dair delil sunulmadığını, sunulan delillerin süresinde sunulmadığını, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, dava konusu marka ile davacının markalarının benzemediğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 148 inci maddesine göre, marka devir sözleşmelerinin geçerliliği, ancak noter tarafından onaylanmış şekilde yapılmış olmalarına bağlı olup, devrin sicile kaydedileceği ve bültende yayımlanacağı, sicile kaydedilmeyen hukuki işlemlerden doğan hakların iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemeyeceği, somut olayda davalı ile dava dışı ... arasında noter vasıtasıyla yapılan devir sözleşmesinin sicile kaydedilmediği, sicil kayıtlarına göre, hükümsüzlüğü talep edilen 2015/32315 numaralı markanın halen davalı ... adına kayıtlı olduğu, bu sebeple devrin, kötüniyetli olduğu ispat edilemeyen davacıya karşı ileri sürülemeyeceği, davacının dava dışı bir kısım firma ve şahıslarla farklı zamanlarda lisans sözleşmeleri yaptığı, bu durumun marka hakkından doğan bir kullanım olarak kabul edilmesi gerektiği, taraf markaları arasında görsel, işitsel ve fonetik yönden benzerlik bulunduğu, kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

Dava, davalı adına tescili olan 2015/32315 numaralı "WİLSON TEAM" ibareli markanın, iltibas sebebiyle hükümsüzlüğü ve sicilden terkini taleplidir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin birinci fıkrası, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 6769 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesi, 25 inci maddesinin üçüncü ve yedinci fıkrası, 148 inci maddesinin dördüncü ve beşinci fıkrası.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. 6769 sayılı Kanun'un 148 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca sicile kaydedilmeyen hukuki işlemlerden doğan haklar iyi niyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemeyeceği ve aynı Kanun'un 25 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (d) bendinde de hükümsüzlük davasının dava tarihinde sicilde marka sahibi olarak görünen kişiye veya haleflerine karşı açılacağı hükme bağlanmıştır. Somut olayda, dava tarihinden önce 01.03.2017 tarihinde dava konusu marka, sicilde hak sahibi görünen ... tarafından ...'e noterde yapılan sözleşme ile devredilmiş ise de bu devir işlemi sicile işlenmemiştir. Devir işleminin davadan önce gerçekleşmiş olması karşısında 6100 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi hükmünün uygulanamayacağı, bu sebeple markayı devralanın davaya dahil edilmesinin doğru olmadığı anlaşılmakla birlikte bu hususun sonuca etkili olmadığı gözetildiğinde Dairemizce bozma nedeni yapılmamıştır.

3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

06.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.