Esastan ret

Taraflar arasındaki şirket müdürünün azli ve şirkete kayyım atanması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 18.12.2012 tarihinde tescil edilen Bilge 2 Çevre ve İş Güvenliği Eğitim Özel Sağlık Hizmetleri Tic. Ltd. Şti'nin kurucu ortaklarından olduğunu, şirketin müdürlük görevinin kurulduğundan itibaren davalı ortak tarafından yürütüldüğünü, şirketin %40 payının müvekkiline, %60 payının davalıya ait olduğunu, şirket müdürü davalıya ihtarname gönderilerek 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 437 nci maddesi kapsamında bilgi alma ve inceleme haklarını kullanmak ve olağanüstü genel kurul davet ihtarında bulunulduğunu, ihtara cevap olarak "yıl sonu olması ve iş yoğunluğu bahanesi ile istenen belgelerin 2018 yılının ilk aylarında verileceğinin" beyan edildiğini, şirket müdürünün özen ve bağlılık yükümü ve rekabet yasağına aykırı hareket ettiğini, 28.12.2017 tarihinde yapılan genel kurulda alınan bir karar ile mahkemenin 2018/265 E. sayılı dosyası ile müvekkilinin ortaklıktan çıkarılmasına karar verildiğini, alınan bu kararın noter aracılığı ile tebliğinin yapılmadığını, davalı müdürün yapılan tahsilatları kendi uhdesinde tuttuğunu, yasal ödemeleri yapmadığını, şirketin yasal borçlarından dolayı müvekkilinin taşınmazlarına haciz konulduğunu, bu durumun bile davalının görevinin özen yükümlülüğüne uymadığını gösterdiğini, davalının sahibi olduğu Destek Mühendislik şirketi tarafından ortak oldukları şirkete fatura kesildiğini, bu faturanın hiçbir dayanağının olmadığını, bu durumun şirket ortağı davalının şirket müdürlüğü görevini şahsi işler için kullandığını gösterdiğini, şirketin kayıtlarında olmayan demirbaş, makine ve cihazlar ile işe giriş ve periyodik sağlık raporlarının verildiğini ve bu gelirlerin ticari defterlere kayıt edilmediğini ileri sürerek davalının müdürlük görevinden azline ve şirkete idareci kayyım atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının bilgi alma ve olağanüstü genel kurul yapılması ihtarına cevap verildiğini, davacının olağanüstü genel kurul toplantısına gelmediğini ve genel kurulda sunulan finansal tablolar ve yıllık faaliyet raporlarını şirket merkezinde incelemediğini, şirket genel kurulunda ortaklıktan çıkarılma kararı verilmediğini, davacının sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığını, davacının yakın akrabası olan ...'in şirketin faaliyet alanında faaliyet gösteren ESÇELİK OSGB şirketine ortak olduğunu, akabinde şirket çalışanlarını bu şirkete transfer ettirdiğini, şirketin 20 müşterisinin dava dışı bu şirkete geçmesini sağladığını, davacı ortağın bağlılık yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğini, bu davranışlar nedeniyle şirketin aylık 11.136,10 TL yıllık 133.633,20 TL zararının doğduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tarafların ortağı olduğu şirketin kurulduğu tarihten itibaren davalı şirket müdürü tarafından olağan genel kurul toplantı çağrısı ve buna müteakip olağan genel kurul toplantılarının yapılmadığı, davalı şirket müdürünün 6102 sayılı Kanun'un 617 ve 625 inci maddelerindeki düzenlemeler gereğince görevlerini yerine getirmediği, 30.09.2019 tarihli şirket bilançosu revize edilerek elde edilen bilançoya göre şirketin 50.000,00 TL olan sermayesinin tamamen karşılıksız kaldığı, şirketin 30.09.2019 tarihli bilançosu üzerinde yapılan hesaplamada şirketin 18.913,34 TL borca batık olduğu, şirketin vadesi geçmiş vergi ve SGK borçlarına ilişkin 368 nolu hesap bakiyesi, dosyaya sunulan Eylül 2019 genel mizandan alınmış kaydi değerler olduğu, deftere kaydı yapılmamış olan vergi ve SGK primi gecikme zammı ve faizleri ilave edildiğinde borca batıklık miktarının ilave edilen miktar kadar yükselebileceği, bu kapsamda davalı müdürün şirketi borca batık hale getirdiği, 2019 yılı yevmiye defterinde, yevmiye kayıtlarının tarih ve fiş numarası sırasına göre yapıldığı, yevmiye maddelerinin sayfalarda ayrıma tabi tutulmadığı, işlemlere yevmiye madde numarası verilmediği, kayıtların bu haliyle muhasebe kayıt usul ve tekniğine uygun olmadığı, şirkete ait finansal tabloların yasal düzenlemelere uygun olarak düzenlenmediği, tek düzen muhasebe sistemi prensiplerine aykırı muhasebe kayıtları yapıldığı ve finansal tabloların bu kayıtlardan çıkarıldığı, davalı şirket müdürünün şirketin ticari defter ve kayıtlarının yasal mevzuata uygun tutulmasından sorumlu olduğu, davalı müdürün bu sorumluluğunu da yerine getirmediği, tüm bu hususlar ve belirtilen yasa maddeleri gözetildiğinde davalı şirket müdürünün müdürlük görevinden azli koşullarının gerçekleştiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile Eskişehir Ticaret Sicil Müdürlüğünün 34846 sicil sırasında kayıtlı Bilge 2 Çevre ve İş Güvenliği Eğitim Özel Sağlık Hizmetleri Tic. Ltd.Şti'nin müdürü olan davalı ...'ın bu müdürlük görevinden azline, davacının kayyım atama talebinin reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle ; davacının muhasebe defterlerinin usule aykırı tutulduğundan ya da şirketin borca batık olmasından bahsetmemesine rağmen Mahkemece bu yönde bilirkişi incelemesi yaptırılmasının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 25 inci maddesinin birinci fıkrasına aykırı olduğunu, davacının bu davayı açmakta kötüniyetli olduğunu, zira asıl davacının sadakat yükümlülüğünü yerine getirmediğini, şirket kurulduğundan beri üç kere hisse değişikliği, bir kere de davacının isteği üzerine genel kurul yapıldığını bu nedenle Mahkemenin, müvekkilinin genel kurul toplantılarını yapmamasını azil sebebi olarak göstermesinin hatalı olduğunu, kaldı ki genel kurul toplantılarının yapılmamasının müdürün azli için yeterli bir sebep olmadığını, müvekkilinin şirketi zarara uğratacak hiç bir eyleminin bulunmadığını, ağır kusur ve ihmalinin söz konusu olmadığını, yaşanan ekonomik krizde binlerce büyük şirketin iflas etmiş, konkordato talebinde bulunmuş olduğu gözetilmeksizin şirketin vergi ve SGK borcu nedeniyle borca batık olduğunun kabulü ve bunun azle gerekçe yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporunun hükme elverişli olmadığını, şirketin organsız bırakılmaması için müdürün yetkilerini kısıtlanması yoluna gidebilecek iken direk müdürün azli kararı verilmesinin şirketin varlığına büyük darbe indirdiğini, azil şartlarının oluşmadığını bildirerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; somut olayda, bilirkişi raporları ile de tespit edildiği üzere davalının dava dışı Bilge 2 Çevre ve İş Güvenliği Eğitim Özel Sağlık Hizmetleri Tic. Ltd.Şti.'nin kuruluş tarihi olan 18.12.2012 tarihinden beri şirket müdürü olduğu, şirketin 2014 yılından beri vergi ve SGK borçları ile ticaret odasına olan borçlarını ödemediği, böylelikle şirketin kamu borçlarının ödenmemesinin alışkanlık haline getirdiği, yine 6102 sayılı Kanun'un 317 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince her yıl yapılması gereken olağan genel kurul toplantılarını şirketin kuruluşundan beri yapmadığı, davalı şirket müdürünün yasal borçları ödememesi neticesinde davacı ortağın şahsi gayrimenkullerine haciz uygulandığı, şirket defter ve kayıtlarını muhasebe kayıt usul ve tekniğine uygun olarak tutmadığı, şirkete ait finansal tabloların yasal düzenlemelere uygun olarak düzenlenmediği, şirket sermayesinin tamamen karşılıksız kalmasına sebebiyet verdiği ve şirketin borca batık hale geldiği bu suretle davalının özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı ve azil için öngörülen haklı sebeplerin oluştuğu, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, her ne kadar davalı vekilince, davacının muhasebe defterlerini usule aykırı tutulduğu ya da şirketin borca batık olduğu yönünde iddiası bulunmamasına karşın İlk Derece Mahkemesince bu yönde şirket defterleri üzerinde inceleme yapılmasının 6100 sayılı Kanun'un 25 inci maddesinin ikinci fıkrasına aykırı olduğu ve şirketin kurulduğu 2012 yılından beri 3 kere hisse değişikliği sebebiyle genel kurul yapıldığından Mahkemenin aksi yöndeki gerekçesinin hukuka aykırı olduğuna dair istinaf itirazları ileri sürülmüş ise de, dava dilekçesinde davalının, dava dışı şirketin vergi borçlarını ödemediği, özen ve bağlılık yükümlülüğüne ile rekabet yasağına aykırı hareket ettiği, şirketi borçlandırdığının iddia edildiği, söz konusu iddialar üzerine İlk Derece Mahkemesince şirket defterleri üzerinde inceleme yaptırılarak azil için haklı nedenlerin oluşup oluşmadığı, davalının özen ve bağlılık yükümlülüğüne hareket edip etmediğinin tespit edilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gibi davalı yanca yargılama aşamasında iddianın genişletildiğine dair bir itiraz ileri sürülmediğinden ve ayrıca ortakların hisse devirleri sebebiyle yapılan toplantıların 6102 sayılı Kanun'un 617 nci maddesi kapsamında yapılan olağan genel kurul toplantısı olarak kabul edilemeyeceğinden davalı vekilinin bu yönlere ilişkin istinaf itirazları da yerinde görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen dikkate alınacak sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.

Dava, limited şirket müdürünün azli ve şirkete kayyım atanması talebine ilişkindir.

6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 617 ve 625 nci maddeleri.

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

06.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.