MAHKEMESİ: Diyarbakır 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2016/960 Esas- 2019/390 Karar
vekili Avukat ...
vekili Avukat ...
Birleşen Diyarbakır 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/59 E. 2018/602 K. Sayılı Dosyası
vekili Avukat ...
vekili Avukat ...
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda, Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; 04.02.2015 tarihinde tek taraflı, maddi hasarlı ve ölümlü trafik kazası meydana geldiğini, sigortalı aracın sürücüsü...’ın kazanın meydana gelmesinde % 100 kusurlu olduğunu, kazada araç sürücüsü... ve araçta yolcu olarak bulunan...ın vefat ettiğini, aracın davacı şirket tarafından Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalandığını, müteveffa...’ın mirasçısı ...'ın müvekkili sigorta şirketine karşı ölüm ve cismani zarar sebebiyle Hilvan Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2015/49 Esas numaralı dosyasıyla tazminat davası açtığını, davacı şirketin meydana gelen kaza sebebiyle açılmış bulunan işbu dava nedeniyle davacılara 27.05.2016 tarihinde 330.944,00 TL ödediğini, kaza sonrası Hilvan Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2015/89 soruşturma numaralı dosyasında bilirkişi raporu alındığını, alınan raporda...’ın kontrolündeki aracın fren izi bırakmasına rağmen hızlı ve aşırı yüklü olmasından dolayı kaza geçirdiği ve tonajlı olan yarı römork içerisindeki yükün çekiciye uyguladığı baskı kuvvetinin varlığının aracın yan yatmasında etken olduğunun belirlendiğini, davalı şirketin istiap haddinin aşılmasına sebebiyet vermesi nedeniyle kazanın meydana geldiğini, davacı ... şirketinin davalı taraflara 30.05.2016 tarihinde hasar ödemesi için ihtarname çektiğini, ancak davalı taraflarca herhangi bir ödeme yapılmadığını, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 330.944,00 TL alacağın 27.05.2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen Diyarbakır 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/59 Esas sayılı dosyasında davacı vekili; meydana gelen kazada araçta bulunan ve vefat eden yolcu Zülfü Ceylan’ ın mirasçılarının davacı ... şirketine karşı ölüm ve cismani zarar sebebiyle Hilvan Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2015/73 Esas numaralı dosyasıyla açtıkları tazminat davasında, yapılan yargılama sonucunda 04.05.2017 tarih 2015/73 E ve 2017/79 K. sayılı ilam gereği anne Gülşah Ceylan’a 07.06.2017 tarihinde 75.538.40 TL ödemede bulunduğunu, davalı şirket tarafından istiap haddinin aşılması suretiyle sözleşme hükümlerine aykırı davranıldığı belirtilerek ödenen bedelin rücuen tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu kaza sonrasında Hilvan Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/49 Esas 2016/131 Karar sayılı dosyası ile tazminat davası açıldığını, alınan bilirkişi ve kusur oranlarını gösterir raporda davalı şirketin %25 kusurlu olduğunun belirlendiğini, dava sonunda aleyhe 330.944,00 TL'ye hükmedildiğini, dava açılmadan önce davacı tarafın, ödemiş oldukları tazminatın tamamını davalı şirketten istediğini, davacı tarafa verilen cevabi yazı ile kusur oranına göre ödeme yapılacağının bildirildiğini, bu çerçevede 82.736,00 TL kısımla sorumlu olduğunun aşikar olduğunu, sorumlu olunan miktarın ödenmesi için davacı tarafa verilen cevabın kabul görmediğini, devamında ödemiş oldukları miktarın tamamının ödenmesi için dava yoluna gidildiğini, 01.01.2015 tarihli taşıt kiralama sözleşmesinde müvekkili şirket adına kayıtlı aracın...Nakliye İnş. Malz. San. ve Tic. Ltd. Şirketi firmasına kiralandığını, kaza tarihinde vefat eden...'ın...firmasının çalışanı olduğunu, müvekkili şirket ile bağlantısının bulunmadığını, dikkat edilmesi gereken hususun vefat edenin aracı süratli kullanması olduğunu, vefat edenin trafik kurallarını ihlal edip süratli gitmesi sonucu kazanın meydana geldiğini, alınan bilirkişi raporlarında vefat edenin %75 kusurlu olduğuna kanaat getirilmiş olduğunu, müvekkili şirket için aşırı yükten sadece %25 oranında kusur tesis edildiğini, davacının ödemiş olduğu tazminat miktarının tamamını rücu etmesinin hukuk ve yasalara aykırılık teşkil ettiğini, meydana gelen olayda da sürücünün tam kusurlu olması kesinleşmişken ödemiş oldukları zararın tamamının geri istenmesinin yasaya aykırı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili birleşen Diyarbakır 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/59 Esas sayılı dosyasına ait cevap dilekçesinde; kazaya karışan aracın işletilme sırasında meydana gelen zararlardan müvekkillinin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, müvekkillinin bu aracı...adlı firmaya kiraladığını, araç sürücüsünün gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek aracının yük, yol ve hava durumuna dikkat etmeyerek, aracı gereğinden fazla hızlı kullanması sebebi ile kazanın meydana geldiğini, aracın tonaj fazlalılığından dolayı kaza yapmış olmasının imkânsız olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Yapılan yargılama toplanan deliller alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre davacının davasına dayanak teşkil eden trafik kazasının salt istiap haddine aykırılık nedeniyle meydana geldiği davacı tarafça ispatlanamadığından davacının sübut bulmayan davasının ve birleşen davasının ayrı ayrı reddine" karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; yargılama sırasında alınan bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmediğini, Hilvan Asliye Hukuk Mahkemesince alınan raporlarda şirketin istiap haddinden kaynaklı kusurlu olduğu belirtilmiş ise de bu raporun dikkate alınmadığını, ancak dosyada kendilerinin göremediği Hilvan CBS' ye ait rapor dikkate alınarak hüküm kurulduğunu, davacı ... şirketince denetleme imkanı bulunmayan rapora göre hüküm kurulmasının hatalı olduğunu beyanla kararın kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; mahkemece denetime uygun olarak düzenlenen ATK raporu hükme esas alınarak hüküm tesis edildiği, kaldi ki dosya kapsamındaki tüm raporlarda sürücünün de kaza nedeni ile kusurlu olduğunun belirtildiği gibi kazanın oluş şekline göre sürücünün sola viraj tabelasının bulunduğu noktada viraja hızlı girmesinin kazanın oluşumuna neden olduğu, bu itibarla kazanın salt istiap haddinin aşılmasından kaynaklanmadığı, sürücü kusurunun da kazanın meydana gelmesinde etkili olduğunun açık olduğu, Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatları uyarınca istiap haddinin aşılmasının trafik sigortacısına rücu hakkı doğurabilmesi için, kazanın münhasıran istiap haddinin aşılmasının etkisiyle meydana gelmiş olmasının gerektiği, dosya içerisindeki rapor içeriklerine göre münhasıran istiap haddinin aşılmasının kazanın meydana gelmesine neden olmadığı, sürücü kusurunun kazanın oluşumunda etken olduğu belirtilerek; dosya içerisindeki bilgi ve belgeler nazara alınarak, hükme esas alınan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime imkan verir şekilde olayın meydana geliş şekline uygun olarak düzenlendiği gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu olayda alınan ilk 24.04.2018 tarihli bilirkişi raporunda davalı şirketin istiap haddinden kaynaklı sorumluluğu olduğunun belirtildiğini, bu raporu sunan bilirkişi Karayolları Fen Heyeti uzmanı olup, diğer tüm bilirkişilerden yetkin olduğunu, daha sonra alınan ATK raporunda ise salt sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesinden kaynaklı kaza olduğu görüşüne yer verildiğini, ancak direksiyon hakimiyetinin ne sebeple kaybedildiği hususunda bilimsel bir değerlendirme yapılmadığını, Hilvan CBS ve yerel mahkemece alınan ilk rapor arasındaki çelişkinin ATK tarafından giderildiğine ilişkin gerekçenin mesnetsiz olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
davacı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanlara ödenen destekten yoksun kalma tazminatının istiap haddinin aşılmış olması nedeni ile araç malikinden rücuen tahsili talebine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472 nci maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91 ve 92 inci maddeleri.
1.Mahkemece tarafların kusur oranıyla ilgili yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir. Şöyle ki; tarafların temyiz etmemesi üzerine verilen kararın kesinleştiği Hilvan Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/49 Esas sayılı dava dosyası kapsamında tarafların kusur durumuna ilişkin trafik bilirkişisi...'dan rapor aldırıldığı, dosyasına sunulan bilirkişi raporuna göre özetle araç sürücüsünün tedbir ve dikkatsizliği nedeniyle %75 oranında, aracın işleteni olan şirketin ise istiap haddinin aşılması nedeniyle %25 oranında kusurlu oldukları bildirilmiştir.
Hilvan Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2015/89 sayılı soruşturma dosyası kapsamında kusur durumuna ilişkin aldırılan 10.02.2015 tarihli bilirkişi raporuna göre davaya ve birleşen davaya konu trafik kazasının meydana gelmesinde araç sürücüsünün %75 oranında kusurlu olduğu, araçların yüklenmesi hususunda kural ve yükümlülüğü ihlal eden işletenin ise % 25 oranında kusurlu olduğu bildirilmiştir.
Mahkemece Ankara 21. Asliye Hukuk Mahkemesi aracılığı ile aldırılan kusur durumuna ilişkin 24.04.2018 tarihli bilirkişi raporuna göre ise davaya ve birleşen davaya konu trafik kazasının meydana gelmesinde araç sürücüsü ve işletenin ayrı ayrı %50 oranında kusurlu oldukları bildirilmiştir.
Dosyaya celp edilen Hilvan Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/49 Esas sayılı dava dosyası, Hilvan Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2015/89 sayılı soruşturma dosyasında aldırılan bilirkişi raporları ile mahkemece alınan bilirkişi raporları arasındaki çelişkilerin giderilmesi için Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden kusur durumuna ilişkin rapor aldırılmış, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nin kusur durumuna ilişkin 31.05.2019 tarihli bilirkişi raporuna göre davaya konu trafik kazasının oluşumunda dava dışı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu, kazanın salt istiap haddine aykırı yük ve yolcu taşınmasından kaynaklanmadığı bildirilmiştir.
O halde mahkemece; bu dosya ve ilgili Hilvan Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/49 Esas sayılı dava dosyası, Hilvan Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2015/89 sayılı soruşturma dosyasındaki tüm deliller birlikte değerlendirilip kazanın oluşumunda istiap haddinin aşılmasının kazaya etkisinin değerlendirildiği ve raporlar arasındaki çelişkiyi giderecek İTÜ öğretim üyelerinden seçilecek uzman bilirkişi kurulundan, önceki raporların da irdelendiği, ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli kusur raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
2.Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
1- Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA
2- İlk derece mahkemesi kararının BOZULMASINA,
3- Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.