Ret

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; kredi çerçeve sözleşmeleri dayanak gösterilerek müvekkilleri hakkında icra takibi başlatıldığını, ancak genel kredi sözleşmesi kapsamında müvekkillerinin müşterek borçlu müteselsil kefil oldukları sözleşme kapsamında borçlu Osmanlı Şirketine tahsis edilen nakit kredinin ödenerek kapandığını, davalının borçluya tahsis ettiğini ileri sürdüğü nakdi veya gayrinakdi tahsis işlemlerinden müvekkillerine bilgi verilmediğini, davalı bankanın yaptığı icra takibinde; müvekkillerinin imzası ve muvafakatı bulunan ve ödenen ilk krediden sonra muvafakatları olmadan kullandırdığı kredi/krediler nedeniyle kefil olarak borçlu olduklarını iddia ettiğini, halbuki 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na (6098 sayılı Kanun) göre belirlilik ilkesi uyarınca hangi borç için kefil olunduğunun kefalet senedinden anlaşılması gerektiğini, borçlunun doğması muhtemel bütün borçları için kefil olunması gibi taahhütlerin geçersiz olduğunu, aynı şekilde borçlunun doğmuş ve doğacak bütün borçlarına kefil olunmasının mümkün olmadığını, alacak-borç ilişkisine yönelik krediler ile ilgili bilgi ve belgelerin davalı bankadan temin edilemediğini ileri sürerek İstanbul 6. İcra Müdürlüğünün 2021/2036 E. sayılı dosyası ve bu dosyaya dayanak olan kredi sözleşmeleri nedeniyle müvekkillerinin davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dışı borçlu Osmanlı Sosyal Hizmetler ile müvekkili kurum arasında 09.07.2014 ve 21.04.2015 tarihli Genel Kredi ve Teminat Sözleşmelerinin imzalandığını, sözleşme hükümlerine göre, müvekkilinin, dava dışı Osmanlı Sosyal Hizmetler Medikal Sağlık Yemek Org. A.Ş.'ye kredi kullandırmayı ve davacı borçluların da krediye “müteselsil kefil” olmayı taahhüt ettiklerini, müvekkilinin dava dışı asıl borçlu Osmanlı Sosyal Hizmetler Şirketine kredi kullandırmak sureti ile sözleşme gereği üzerine düşeni yerine getirdiğini ancak ne dava dışı asıl borçlu ne de davacı/borçluların taahhütlerini yerine getirmediklerini, kullandırılan ve davacı kefillerin sorumlu oldukları tutarlar toplamının nakit 420.433,58 TL, gayrinakit 507.000,00 TL olduğunu, kredinin geri ödenmemesi üzerine hesap kat ihtarının gerek asıl borçlu, gerekse davacılara gönderildiğini ve tebliğ edildiğini, taraflar arasında imzalanan Genel Kredi ve Teminat Sözleşmelerinin 11 inci maddesi uyarınca hesap kat ihtarnamesi ile muaccel hale gelen kredilerden olan tüm cari kredilerin hesabın kapatıldığı 05.11.2020 tarihinde muaccel hale geldiğini, borcun ödenmemesi üzerine asıl borçlu ve kefil olan davacılar aleyhin icra takibi başlatıldığını, davacı/borçlular tarafından borç ödenmediği gibi borca da itiraz edildiğini, imzalanan genel kredi sözleşmelerinin 11 inci Temerrüt başlıklı maddesi uyarınca, temerrüdün şartları ve uygulanacak faiz oranının taraflar arasında tespit edildiğini, müvekkili bankanın alacağının temini amacı ile başlatılan icra takibine kötü niyetli olarak itiraz edilmesi sebebi ile arabuluculuk görüşmelerinin sonucunda anlaşma sağlanamaması üzerine itirazın iptali davası açıldığını, aynı konuda tarafları aynı açılmış ve derdest bir dava olduğundan sonradan açılan işbu davanın reddi gerektiğini, davacıların işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını ileri sürerek dava şartı eksikliği nedeni ile davanın reddine, mümkün değil ise hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafından 19.01.2021 tarihinde davacılar aleyhine 478.621,96 TL nakdi alacağın tahsili ve 549.275,00 TL gayrinakdi alacağın depo edilmesi amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, davacıların ödeme emrinin tebliği üzerine 27.01.2021 tarihli dilekçeleri ile borca ve fer'ilerine itiraz ettikleri ve icra dairesince takibin durdurulmasına karar verildiği, davalı tarafından 27.04.2021 tarihinde İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/284 E. sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığı, bu tarihten sonra davacılar tarafından işbu davanın açıldığı, davacılar tarafından bu dava ile ileri sürülen hususların aynı takibe dayalı olarak ve davacıların itirazları üzerine açılan itirazın iptali davasında inceleneceği ve bu nedenle bu davada hukuki yararlarının bulunmadığı gerekçesi ile davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dilekçelerindeki nedenlerle, müvekkillerinin kefil olduğu sözleşmeye konu borcun ortadan kalkması ve sona ermesi sebebiyle asıl borçlunun başka bir hukuki işleminden doğan borçlarına müvekkillerinin kefil olmadığının araştırılması gerekirken hukuki yarar yokluğu nedeni ile davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların aynı takip dosyası kapsamında davalı banka tarafından aleyhlerine açıldığı ihtilafsız olan itirazın iptali davasında, işbu menfi tespit davasında ileri sürdükleri iddialarını savunma nedeni olarak ileri sürebilmeleri mümkün olmakla birlikte, itirazın iptali davasından sonra açılmış olan eldeki menfi tespit davasında davacıların hukuki yararının bulunmayacağı, ayrıca davanın hukuki yarar dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verildiği gözetildiğinde, kendini vekil ile temsil ettiren davalı yararına karar tarihinde geçerli Avukatlık Asgari Ücret Tarifesindeki esaslara göre maktu vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesinin doğru olduğu, dolayısıyla ilk derece mahkemesi kararının isabetli olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının açtığı itirazın iptali davasından habersiz olarak bir gün sonra alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti için işbu davanın açılmış olduğunu, zira davalının açtığı davanın hemen öğrenilmesinin mümkün olmadığını, davaların birleştirilmesi hususunda herhangi bir inceleme yapılmadığını, her iki davanın konusunun farklı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, davalı banka tarafından dava dışı asıl kredi borçlusu şirkete kullandırılan kredi nedeniyle başlatılan icra takibi kapsamında davacıların borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

06.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.