İstinaf başvurularının esastan reddi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanıklar ..., ... ve ... müdafiilerinin duruşmalı inceleme istemlerinin 01.02.2018 tarih ve 7079 sayılı Kanunun 94 üncü maddesi ile değişik CMK'nun 299/1 inci maddesi uyarınca takdiren REDDİNE,
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Mardin 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.12.2020 tarihli ve 2018/1 Esas, 2020/252 sayılı kararı ile sanıklar ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ayrı ayrı; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5 nci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları, 58 nci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 ncü maddesi uyarınca 12 yıl hapis cezası, tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme suçundan ayrı ayrı; Türk Ceza Kanunu’nun 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5 nci maddesinin ikinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları, 58 nci maddesinin dokuzuncu fıkrası 12 yıl hapis ve 6000 gün adli para cezası, sanık ... hakkında tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme suçundan ; Türk Ceza Kanunu’nun 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5 nci maddesinin ikinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları, 58 nci maddesinin dokuzuncu fıkrası 12 yıl hapis ve 6000 gün adli para cezası, sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5 nci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları, 58 nci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 ncü maddesi uyarınca 12 yıl hapis cezası, sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin üçüncü fıkrası, 220 nci maddesinin yedinci fıkrası yollamasıyla 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 220 nci maddesinin yedinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5 nci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları ve 63 ncü maddesi uyarınca 1 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 03.03.2022 tarihli ve 2021/1605 Esas, 2022/261 sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanıklar müdafiilerinin ve O yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine yönelik hüküm kurulmuştur.
3.Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 28.04.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
Sanıklar ... ve ... müdafiileri temyiz dilekçelerinde özetle;
1-Sanık ...'ın savcılık ifadesinde ...'ten söz etmediğine,
2-Örgüt üyeliğinden bahsedilebilmesi için örgüt ile organik bağ kurulması gerektiğine,
3-Garaj ithamının ve ...'ın kendini kurtarmaya yönelik beyanlarının havada kaldığına,
4-...'ın beyanlarının çelişkili olduğuna,
5-Ev arama tutanağının 'ın babası ...'e ilişkin olduğuna,
6-Lokman ve ...'in araçlarla ilgisi olmadığına,
7-Birleşme kararının hukuka aykırı olduğuna, bağlantı bulunmadığına,
8-Kararların bozulmasına ve sair nedenlere ilişkindir.
Sanık ... müdafi temyiz dilekçesinde özetle;
1-Sanığın sadece araç temin ettiğine, sonrasındaki olaylarla ilgisi olmadığına,
2-Sanığın örgütle ve bahsi geçen tehlikeli patlayıcı maddelerle ilgisi bulunmadığına,
3-Sanığın kod adı bulunmadığı gibi dosyaya yansıyan eyleminin bulunmadığına,
4-Kararların bozulmasına, beraat kararı verilmesine ve sair nedenlere ilişkindir.
Sanık ... müdafi temyiz dilekçesinde özetle;
1-Usule aykırı elde edilen delillerle mahkumiyet kararı verildiğine,
2-TCK 62 nci maddesinin uygulanmama sebeplerinin tartışılmadığına,
3-Kararların bozulmasına, tahliye kararı verilmesine ve sair nedenlere ilişkindir.
Sanık ... müdafi temyiz dilekçesinde özetle;
1-Evde barındırdığı iddia edilen ... adlı kişinin sanığın yeğeni olan ... isimli kişi olduğuna,
2-Whatsapp konuşmalarının da sanığın yeğeni olan ... isimli kişi ile yapıldığına,
3-... isimli kişinin aile arasında ... olarak bilindiğine,
4-Kararların bozulmasına ve sair nedenlere ilişkindir.
Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı dilekçesinde özetle;
1-Sanıklar ..., ... ve ...'ın eylemlerinin TCK'nun 302/1 inci maddesinde düzenlenen devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozma suçunu oluşturduğuna,
2-Kararın belirtilen sanıklar aleyhine bozulmasına ve sair nedenlere ilişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanık ... yönünden;
Tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurulma veya el değiştirme suçu için;
02.10.2017 günü saat 19: 50 sıralarında ... Mahallesi 405. sokak üzerinde yakalanan sanığın üzerinde taşıdığı çantada 2 adet el bombası bulunduğu ve 01.11.2017 tarihli uzmanlık raporuna göre bunların parça ve basınç etkili savunma tipi el bombası olduğunun tespit edildiği anlaşılmakla sanığın tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme suçunu işlediğinin sabit olduğu anlaşılmış olup eylemine uyan TCK'nın 174/1 inci fıkrası uyarınca cezalandırılmasına, suçun işleniş biçimi ve sanığın kastının yoğunluğu ile meydana gelen tehlikenin ağırlığı dikkate alınarak temel cezanın alt hadden uzaklaşılarak belirlenmesine ve eylemin terör suçu olması nedeniyle 174/2 nci fıkra uayrınca artırım yapılmasına karar verildiği belirtilmiştir.
Sanık ... yönünden;
Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçu için;
Suça sürüklenen çocuk ... 'in telefonunda yer alan Whatsapp görüşme kayıtlarından suça sürüklenen çocuğun annesi olan sanık ... ile ... Kod ...'ın 01.10.2017 günü sabah saatlerine kadar uyumayarak sohbet ettiklerinin anlaşıldığı, sanık ...'in olaya ilişkin çelişkili savunmalarda bulunduğu ve yapmış olduğu savunmaların hayatın olağan akışına aykırı olduğu anlaşılmakla sanığın terör örgütü üyesi olduğu sabit olan sanık ... evinde barındırdığı anlaşılmış olup süreklilik arz etmeyen eyleminin silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçunu oluşturduğu kanaatine varıldığı, bu suretle sanığın değişen ve dönüşen suç vasfına silahlı terör örgütü üyesi olmamakla birlikte silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçunu işlediği sabit görülmekle eylemine uyan TCK'nın 314/3, 220/7 nci maddeleri yollamasıyla 314/2 nci fıkrası uyarınca cezalandırılmasına karar verildiği belirtilmiştir.
Sanık ... yönünden;
Silahlı terör örgütüne üye olma suçu için;
Her ne kadar sanık hakkında devletin birliğini veya ülke bütünlüğünü bozma ve silahlı terör örgütüne üye olma suçları uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmış ise de yerleşik yargı içtihatları ile anılan maddenin uygulanması bakımından örgütün amaç ve saiklerini gerçekleştirmeye yönelik elverişli ve vehamet arzeden başkaca eylemlerin de birlikte bulunması gerektiği öngörülmüş olmakla, dosya kapsamına göre sanığın eylemlerinin vehamet arzeden tarzda eylemler olmadığı kanaatine varılmış olup bununla birlikte sanığın silahlı saldırı eyleminde kullanılan aracı temin ettiği, silahlı saldırı sonrası aracın plakasının değiştirilerek bomba yüklü halde işleticilerinden biri olduğu tır garajında aracı muhafaza ettiği, temin ve muhafaza ettiği aracın içinde bulunan kovanın hem Ak Parti silahlı saldırısında hem de Derik ilçesinde meydana gelen iki askerimizin şehit düştüğü saldırıda kullanıldığı böylelikle örgütün bir üyesi olarak faaliyetlere işbirliği ile iştirak ettiği, hiyerarşik yapılanma dahilinde faaliyette bulunduğu anlaşılmakla her ne kadar sanığın alınan ifadelerinde atılı suçlamayı kabul etmediğini beyan etmiş ise de bu beyanların suçtan kurtulmaya yönelik olduğu değerlendirilerek sanığın savunmalarına itibar edilmemiş, sanığın hukuki durumunun TCK'nın 314/2 nci maddesi kapsamında olduğu kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
Tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme suçu için;
Araç içindeki düzeneğe ilişkin alınan 17.10.2017 tarihli bilirkişi raporuna göre 4 adet büyük mutfak tüpünün dış kap ve parça tesiri olarak, alıcı ve verici devrenin uzaktan kumandalı anahtar sistemi olarak, infilaklı fitilin patlayıcı patlatmak için yemleme patlayıcı olarak AMONYUM NİTRAT, TNT, ve RDX in ana patlayıcı olarak kullanıldığı, parça ve basınç etkili uzaktan telsiz komutalı el yapımı bomba olduğu tespit edilmiştir. Sanığın eylem birliği içinde olduğu sanık ... ile birlikte ... plakalı aracın satın alınarak suçta kullanılmasını sağlamak ve sonrasında bomba yüklü vaziyette işleticisi olduğu otoparkta muhafaza etmek şeklindeki eylemin tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme suçunu oluşturduğu sabit olduğu anlaşılmış olup her ne kadar sanık alınan ifadelerinde atılı suçlamayı kabul etmediğini beyan etmiş ise de bu beyanların suçtan kurtulmaya yönelik olduğu kanaatine varıldığı bu sebeple sanığın savunmalarına itibar edilmemiş olup eylemine uyan TCK'nın 174/1 inci fıkrası uyarınca cezalandırılmasına, suçun işleniş biçimi ve sanığın kastının yoğunluğu ile meydana gelen tehlikenin ağırlığı dikkate alınarak temel cezanın alt hadden uzaklaşılarak belirlenmesine ve eylemin terör suçu olması nedeniyle 174/2 nci fıkra uyarınca arttırım yapılmasına karar verildiği belirtilmiştir.
Sanık ... yönünden;
Silahlı terör örgütüne üye olma suçu için;
Her ne kadar sanık hakkında devletin birliğini veya ülke bütünlüğünü bozma ve silahlı terör örgütüne üye olma suçları uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmış ise de yerleşik yargı içtihatları ile anılan maddenin uygulanması bakımından örgütün amaç ve saiklerini gerçekleştirmeye yönelik elverişli ve vehamet arzeden başkaca eylemlerin de birlikte bulunması gerektiği öngörülmüş olmakla, dosya kapsamına göre sanığın eylemlerinin vehamet arzeden tarzda eylemler olmadığı kanaatine varılmış olup bununla birlikte sanığın silahlı saldırı eyleminde kullanılan aracı sanık ...'ı arayarak temin ettiği, silahlı saldırı sonrası aracın plakasının değiştirilerek bomba yüklü halde işleticilerinden biri olduğu tır garajında aracı muhafaza ettiği, plakasını değiştirdiği, temin ve muhafaza ettiği aracın içinde bulunan kovanın hem Ak Parti silahlı saldırısında hem de Derik ilçesinde meydana gelen iki askerimizin şehit düştüğü saldırıda kullanıldığı böylelikle örgütün bir üyesi olarak faaliyetlere işbirliği ile iştirak ettiği, hiyerarşik yapılanma dahilinde faaliyette bulunduğu anlaşılmakla her ne kadar sanığın alınan ifadelerinde atılı suçlamayı kabul etmediğini beyan etmiş ise de bu beyanların suçtan kurtulmaya yönelik olduğu değerlendirilerek sanığın savunmalarına itibar edilmemiş, sanığın hukuki durumunun TCK'nın 314/2 nci maddesi kapsamında olduğu kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
Tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme suçu için;
Araç içindeki düzeneğe ilişkin alınan17/10/2017 tarihli bilirkişi raporuna göre 4 adet büyük mutfak tüpünün dış kap ve parça tesiri olarak, alıcı ve verici devrenin uzaktan kumandalı anahtar sistemi olarak, infilaklı fitilin patlayıcı patlatmak için yemleme patlayıcı olarak AMONYUM NİTRAT, TNT, ve RDX in ana patlayıcı olarak kullanıldığı, parça ve basınç etkili uzaktan telsiz komutalı el yapımı bomba olduğu tespit edilmiştir.Sanığın eylem birliği içinde olduğu sanık ... ile birlikte ... plakalı aracın satın alınarak suçta kullanılmasını sağlamak ve sonrasında plakasını değiştirerek bomba yüklü vaziyette işleticisi olduğu otoparkta muhafaza etmek şeklindeki eylemlerin sabit olduğu anlaşılmış olup her ne kadar sanık alınan ifadelerinde atılı suçlamayı kabul etmediğini beyan etmiş ise de bu beyanların suçtan kurtulmaya yönelik olduğu kanaatine varıldığı bu sebeple sanığın savunmalarına itibar edilmemiş, eylemine uyan TCK'nın 174/1 inci fıkrası uyarınca cezalandırılmasına, suçun işleniş biçimi ve sanığın kastının yoğunluğu ile meydana gelen tehlikenin ağırlığı dikkate alınarak temel cezanın alt hadden uzaklaşılarak belirlenmesine ve eylemin terör suçu olması nedeniyle 174/2 nci fıkra uyarınca arttırım yapılmasına karar verildiği belirtilmiştir.
Sanık ... yönünden;
Silahlı terör örgütüne üye olma suçu için;
Her ne kadar sanık hakkında devletin birliğini veya ülke bütünlüğünü bozma ve silahlı terör örgütüne üye olma suçları uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmış ise de yerleşik yargı içtihatları ile anılan maddenin uygulanması bakımından örgütün amaç ve saiklerini gerçekleştirmeye yönelik elverişli ve vehamet arzeden başkaca eylemlerin de birlikte bulunması gerektiği öngörülmüş olmakla, dosya kapsamına göre sanığın eylemlerinin vehamet arzeden tarzda eylemler olmadığı kanaatine varılmış olup bununla birlikte sanığın silahlı saldırı eyleminde kullanılan aracı temin ettiği, silahlı saldırı sonrası aracın plakasını değiştirdiği böylelikle aracı yeni eyleme hazır hale getirdiği, temin ve muhafaza ettiği aracın içinde bulunan kovanın hem Ak Parti silahlı saldırısında hem de Derik ilçesinde meydana gelen iki askerimizin şehit düştüğü saldırıda kullanıldığı böylelikle örgütün bir üyesi olarak faaliyetlere işbirliği ile iştirak ettiği, hiyerarşik yapılanma dahilinde faaliyette bulunduğu anlaşılmakla her ne kadar sanığın alınan ifadelerinde atılı suçlamayı kabul etmediğini beyan etmiş ise de bu beyanların suçtan kurtulmaya yönelik olduğu değerlendirilerek sanığın savunmalarına itibar edilmemiş sanığın hukuki durumunun TCK'nın 314/2 nci maddesi kapsamında olduğu kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen dava konusunda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
A.Sanıklar ..., ..., ... ve ... yönünden yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin kararlarında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılan sanıklar hakkında;
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak eksiksiz yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, dosya kapsamına göre sanıkların aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmalarının temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerinin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanıklar müdafiileri ve Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının yukarıda ilgili bölümde ileri sürdükleri temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmemekle, sanıklar hakkında kurulan hükümümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B.Sanık ... yönünden yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere;
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.)
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (Toroslu özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28).
Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220 nci maddesinin 7 nci fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, 765 sayılı TCK’nın sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir.
Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314 üncü maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir.
Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne suretle olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, Esas 9-242, Karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Mahkemenin gerekçesinde ''sanığın silahlı saldırı eyleminde kullanılan aracı temin ettiği ve sonrasında aracın plakasını değiştirdiğinin'' kabul edilmesi karşısında, dosya kapsamına yansıyan bu eylemlerinin terör örgütüne dahil olduğunu gösterir nitelikte olmadığı, ancak söz konusu eylemlerin örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunduğu dikkate alınarak sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan mahkumiyet hükmü kurulması gerekirken yazılı şekilde silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyetine dair karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
1.Gerekçe bölümünde ''A'' bendinde açıklanan nedenlerle Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 03.03.2022 tarihli ve 2021/1605 Esas, 2022/261 sayılı Kararında sanıklar müdafiileri ve Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısınca öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN AYRI AYRI ONANMASINA,
2.Gerekçe bölümünde ''B'' bendinde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 03.03.2022 tarihli ve 2021/1605 Esas, 2022/261 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
3.Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Mardin 3.Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9.Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.03.2024 tarihinde karar verildi.