İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edildi.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.10.2018 tarihli ve 2017/184 Esas, 2018/422 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 81 inci maddesinin birinci fıkrası, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 16.10.2020 tarihli ve 2019/2154 Esas, 2020/1172 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafi ve katılan vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Sanık müdafinin temyiz sebepleri; öldürme kastının bulunmadığından bahisle suç vasfına ve haksız tahrik indirim oranına ilişkindir
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Taraflar arasında husumet olduğu olay günü ani karşılaşmada önceki gerginlik ve husumetin etkisi ile çıkan tartışma sonrası kriminal raporla sabit olan 6136 sayılı Kanun kapsamındaki sustalı bıçağı kullanarak mağdur ...'in hayati bölgelerden olduğu adli tıp ve hastane raporuna göre anlaşılan, göğüs bölgesinden hayati tehlikeye neden olacak mahiyette yaraladığı, sahsının hayatına matuf herhangi bir saldırı yokken sözlü tartışma sürecinde önceki husumetin yani önceki eylemde yaşadığı örselemeye bağlı fevren eylemi ika etmesine nazaran meşru müdaafa şartlarının yasal şartlarının varlığı söz konusu olmaksızın, basit düzeyde haksız tahrike kapılıp son derece etkili sustalı tabir edilen bıçakla hayati bölgede solunum azalmasına sebebiyet vererek hayati tehlikeyi doğuracak türde işlediği eylem bakımından suç kastının ani kast tahtında öldürmeye yönelik bulunduğu, eylemin tamamlanmamasının, olay yerine tanık Bilgin ve başka şahısların gelip ayırmasından dolayı gerçekleşemediği anlaşılmıştır.
2. Katılan hakkında tanzim olunan İstanbul Anadolu Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 29.03.2017 tarihli raporu, İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 20.09.2016 tarihli raporu, sanık savunması, katılan beyanı, tanık anlatımları, nüfus ve adli sicil kayıtları ile kolluk tutanakları dava dosyasında mevcuttur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
1. Teşebbüs nedeniyle belirlenen ceza miktarının makul düzeyde bir ceza yerine asgariye yakın bir ceza belirlenmek suretiyle eksik ceza tayin edilmiş ve aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
2. İleri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin
saptandığı, alınan raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, eksik inceleme ve araştırmanın bulunmadığı, yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, katılandan sanığa yönelen ve haksız tahrik oluşturan eylemlerin niteliği ve ulaştığı boyut dikkate alındığında belirlenen indirim oranının isabetli olduğu, sanığın ani gelişen kavga ortamında katılanın hayati organlarının bulunduğu bölgeyi hedef alarak birden fazla bıçak darbesiyle katılanı öldürme kastı ile hareket ettiği, suçta kullanılan aletin elverişliliği, hedef alınan vücut bölgesi, meydana gelen zararın ağırlığı nazara alındığında sanığın eylemine bağlı olarak ortaya çıkan kastının öldürmeye yönelik olduğu dikkate alındığında suç vasfının kasten öldürmeye teşebbüs olarak tayininde isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından temyiz sebeplerinin incelenmesinde eleştiri nedeni dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 16.10.2020 tarihli ve 2019/2154 Esas, 2020/1172 Karar sayılı kararında sanık müdafiii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda eleştiri nedeni dışında hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.03.2024 tarihinde karar verildi.