DAVALILAR:
1-...,
2-... vekili Avukat ...,
3-... vekili Avukat ...,
4-... vekili Avukat ...,
5-Axa Sigorta A.Ş. vekili Avukat ...,
6-... vekili Avukat ...,
7- Türkiye Sigorta A.Ş. vekili Avukat ......
Taraflar arasında görülen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda davanın kısmen kabulüne dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İzmir 9. Asliye Hukuk Mahkemesi kararı davalılar ..., Sağlık Bakanlığı, Axa Sigorta A.Ş ve Türkiye Sigorta A.Ş. tarafından temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması davalı ... vekili tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda 28.06.2022 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen gün ve saatte davacılar adına gelen olmadı, davalı ... vekili Avukat ..., davalı Sağlık Bakanlığı vekili Avukat Mustafa Kutlay Demir, davalı ...Ş. vekili Avukat...ve davalı ...Ş. vekili Avukat ... geldi. Davalılar vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra eksiklik nedeni ile geri çevrilen dosya eksik hususlar tamamlanarak tekrar gelmekle işin incelenerek karar bağlanması için uygun görülen 06.03.2024 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacılar vekili dava dilekçesinde; 13.07.2010 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucunda ... sevk ve idaresindeki araç ile ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araçların çarpıştığını, olayda araç içerisinde yolcu olarak bulunan ... Doğandemir'in ağır şekilde yaralandığını, kazaya karışan...plakalı aracın ... adına kayıtlı olduğunu,...plakalı aracın Axa Sigorta A.Ş. tarafından düzenlenmiş Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi ve Ak Sigorta A.Ş. tarafından düzenlenmiş 2 Kasko Poliçesi bulunduğunu, ... plakalı aracın ise Sağlık Bakanlığına ait olduğunu ve Birlik Sigorta A.Ş. tarafından trafik poliçesi ile sigortalandığını, yaralanan ...'ın 30 gün yoğun bakımda kaldığını, anne ...'un velayeti altına alındığını, davacının tedavi, iyileşme, bakıcı, ameliyat ve devamlı tedavi giderleri ile okulunun ertelenmesi nedeniyle ve ekonomik geleceğinin sarsılması nedeniyle kalıcı maluliyet oluşması nedeniyle maddi zararlarının olduğunu, diğer davacıların da maddi ve manevi zararlarının olduğunu beyan ederek, ıslahla birlikte davacı ... Doğandemir için toplam 700.482,86 TL, davacı ... için 500,00 TL, davacı ... için 6.447,03 TL maddi, davacı ... için 275.000,00 TL, davacı ... için 25.000,00 TL; davacılar ... ve Yiğit için ayrı ayrı 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte müştereken müteselsilen tahsilini istemiş, ıslah dilekçesi ile ... için 700.482,86 TL, ... için 6.447,03 TL, ... için 360,00 TL tazminatın davalılardan kusurları oranında tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; talep olunan tazminatın fahiş olduğunu, kusur durumunu kabul etmediklerini, maddi zararların sigorta şirketince karşılanacağını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ...Ş vekili cevap dilekçesinde; tedavi giderlerine yönelik zararın Sosyal Güvenlik Kurumunca (SGK) karşılanmasının gerektiğini, manevi tazminat taleplerinin poliçe teminatı kapsamı dışında olduğunu, poliçeden dolayı sorumluluklarının şahıs başına azami 175.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, sigortalının %25 olarak belirlenen kusur oranı dikkate alınarak 24.12.2010 tarihinde 1.082,32 TL, 31.01.2011 tarihinde ise 1.172,80 TL ödeme yapıldığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; zararın ispatının gerektiğini, manevi tazminat taleplerinin poliçe teminatı kapsamı dışında olduğunu, elde edilen kazanımların tazminattan düşülmesi gerektiğini, tedavi giderlerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı Birlik Sigorta A.Ş vekili cevap dilekçesinde; tedavi giderleri yönünden itirazlarının olduğunu, tedavi giderlerine yönelik talebin SGK tarafından karşılanması gerektiğini, manevi tazminat taleplerinin poliçe teminatı kapsamı dışında olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ...; kendisinin trafik kazasının oluşumunda bir kusurunun bulunmadığını, bu nedenle maddi ve ve manevi tazminat davasını kabul etmediğini tutanağa geçen imzalı beyanı ile bildirmiştir.
Mahkemenin 16.12.2013 tarihli, 2011/82 Esas 2013/613 Karar nolu kararı ile; davanın kısmen kabulü ile davacı ...'in maddi zararı olan 360,00 TL, davacı ...'un maddi zararı olan 6.447,03 TL zararın sigortaların poliçe limiti dahilinde kalmak üzere sigorta ihbar tarihinden itibaren 8 gün sonra olmak üzere, diğer davalılar yönünden 13.07.2010 kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan kusurları nispetinden tahsil edilerek davacılara verilmesine, (davalı ... ve ... 5.105,27 TL'sinden sorumlu şekilde, davalı ... 1.701,75 TL'sinden sorumlu şekilde) davacı ... yönünden fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı ... Doğandemir'in maddi zararı olan 817.945,49 TL maddi zararın sigorta tarafından karşılanan 110.655,60 TL mahsubundan sonra 500.446,79 TL zararın olayda %75 kusurlu olan ... ve ..., 204.486,37 TL zararın %25 kusurlu olan ... ve Sağlık Bakanlığı, sigortalar yönünden poliçe limiti dahilinde olmak üzere ihbar tarihini takip eden 8 günden sonra başlamak üzere diğer davalılar yönünden olay tarihi olan 13.07.2010 tarihinden itibaren tarafların kusurları da dikkate alınarak, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, davacı anne ... için 15.000,00 TL, baba ... için 5.000,00 TL, kardeş Yiğit Doğandemir için 2.000,00 TL, ... Doğandemir için 50.000,00 TL manevi tazminatın da olay tarihi olan 13.07.2010 tarihinden itibaren sigortalar dışındaki davalılardan sürücülerin kusurları nispetinde davalılardan alınarak davacılara verilmesine, (davalı ... ve ... 54.000,00 TL'sinden sorumlu şekilde, davalı ... 18.000,00 TL'sinden sorumlu şekilde) tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ... ve ... vekili, davalı Sağlık Bakanlığı vekili, davalı ...Ş. vekili ve davalı Halk Sigorta A.Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 16.02.2016 tarihli ve 2014/5067 Esas, 2016/1774 Karar sayılı kararı ile; "1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, ayrıca davalı ...Ş.'ye yalnızca zorunlu mali mesuliyet sigortacısı sıfatıyla dava açılmış olmasına göre, davalılar ... ve ... vekili, davalı Sağlık Bakanlığı vekili, davalı ...Ş. vekili ve davalı Halk Sigorta A.Ş. vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi, manevi ve tedavi giderleri tazminat istemine ilişkindir.
Davacı ile ... arasında 11.08.2011 tarihinde imzalanan sulh sözleşmesi dosyaya sunulmuş, ancak mahkemece bu belge değerlendirilmeden hüküm tesis edilmiştir. Dosyada bulunan sulh sözleşmesi içeriğinde, davalı ...Ş. tarafından 110.665,60 TL ödeme yapılması, yani bu şartın gerçekleşmesi ile birlikte davacının davadan feragat edeceğinin yazılı olduğu, davacının sulh anlaşması sonrası dosyaya 02.01.2013 havale tarihli dilekçeyi sunduğu görülmüştür.
Mahkemece, 11.08.2011 tarihli sulh sözleşmesi içeriği ile davacılar vekilince dosyaya sunulan 02.01.2013 havale tarihli dilekçenin, Borçlar Kanunu'nun 165 ve 168/son maddeleri kapsamında incelenip değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
3-Yargılama sırasında yürürlüğe giren ve 2918 sayılı yasanın 98. maddesinde değişiklik yapan 6111 sayılı Yasanın 59. maddesinde, “trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın "Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı", Yasanın geçici 1. maddesi ile de "Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı, sözkonusu sağlık hizmet bedelleri için bu Kanun'un 59 uncu maddesine göre belirlenen tutarın %20'sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve Güvence Hesabının yükümlülüklerinin sona ereceği" öngörülmüştür.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A-1. maddesinde, sigortacı poliçede belirtilen aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği, düzenlenmiştir.. Karayolları Trafik Kanuna göre, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası yaptırmak zorunludur.
Sigorta poliçesinde belirtilen, motorlu aracın işletilmesinden kaynaklanan kaza nedeniyle sigorta şirketi zarar görenlerin tedavisi için ödenen giderleri zorunlu olarak teminat altına alır. Sigorta şirketinin yasadan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı Yasa ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır.
Yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere göre, 2918 sayılı Yasanın 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluk "Sosyal Güvenlik Kurumu'na" geçtiğinden eldeki davada yasal hasmın "Sosyal Güvenlik Kurumu" olması gerekir.
Bu durumda mahkemece, "Sosyal Güvenlik Kurumu'nun davaya dahil edilmesi, tarafların delillerinin toplanması, davacı tarafından talep edilen tedavi giderlerinden 2918 sayılı Yasanın 98. maddesi kapsamında kalanların ve Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğuna esas olanların belirlenmesi için uzman doktor bilirkişiden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınması, 2918 sayılı Yasanın 98 maddesi kapsamında kalan tedavi giderleri yönünden Sosyal Güvenlik Kurumu'nun, yasa kapsamı dışında kalan giderlerden ise davalı ... şirketinin sorumlu tutulması gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
4-Hükme esas alınan 19.11.2012 tarihli bilirkişi raporunda, pasif dönem zararı hesaplanırken, asgari geçim indirimi uygulaması yapılmıştır. Oysa pasif dönem zararına esas alınacak asgari ücret, bir çalışmanın karşılığı değil, ekonomik bir değer taşıyan yaşamsal faaliyetlerin sürdürülmesinin karşılığıdır. Bu nedenle asgari geçim indirimi uygulanması doğru değildir.
5-Hükme esas alınan 19.11.2012 tarihli hesap raporunda, hem davacı annenin kızına baktığı süre zarfında mahrum kaldığı fazla mesai ücreti ve davacı babanın 18 günlük refakati nedeniyle mahrum kaldığı kazanç dikkate alınarak 6.807,03 TL zarar hesaplanmış, hem de davacı için kaza tarihinden itibaren tüm ömrü boyunca bakıcı gideri hesabı yapılmış, mahkemece her iki kalem yönünden de kabul kararı verilmiştir. Davacı yararına kaza tarihinden muhtemel yaşam sonuna kadar bakıcı gideri hesaplanarak hükmedilmiş olması karşısında, davacı anne ve babanın refakat döneminde mahrum kaldıkları kazanca hükmedilmesi mükerrer ödemeye sebebiyet verecek mahiyette olup, doğru değildir.
6-Davalı ... şirketinin kaza tarihi itibariyle bedeni zararlarda kişi başına limiti tedavi gideri harcamalarında ayrı, bedeni zararlarda ayrı olmak üzere 175.000,00 TL'dir. Hal böyle iken, hem limitin 150.000,00 TL olarak belirtilmiş olması, hem de tedavi gideri ve bedeni zarar limitlerinin infazda tereddüt yaşanmasına sebep olacak şekilde ayrı olduğunun belirtilmemiş olması doğru değildir.
Bozma kapsam ve nedenlerine göre davalılar ... ve ... vekilinin hükmün ferilerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; yapılan yargılamaya, toplanan delillere, usul ve yasaya uygun bulunan Yargıtay bozma ilamına ve tüm dosya kapsamına göre; manevi tazminata ilişkin Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin bozma ilamı ile manevi tazminata ilişkin kararın temyizi reddedildiğinden ve manevi tazminat böylece kesinleştiğinden bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davacıların maddi tazminat talepleri yönünden ise davacıların önceki kararı temyiz etmediği, bu nedenle davalılar lehine usuli müktesep hak doğduğu ve bozmadan önceki ıslah dilekçesi ile bilirkişi raporları da dikkate alınarak; davacı ...'in maddi zararı olan 360,00 TL, davacı ...'un maddi zararı olan 6.447,03 TL zararın sigortaların poliçe limiti dahilinde kalmak üzere sigorta ihbar tarihinden itibaren 8 gün sonra olmak üzere, diğer davalılar yönünden 13.07.2010 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan kusurları nispetinde tahsil edilerek davacılara verilmesine, ... yönünden fazlaya ilişkin talebin reddine, ... Doğandemir'in maddi zararı olan 817.945,49 TL maddi zararının sigorta tarafından karşılanan 110.655,60 TL mahsubundan sonra 500.446,79 TL zararın olayda %75 kusurlu olan ... ve ..., 204.486,37 TL zararın %25 kusurlu olan ... ve Sağlık Bakanlığı, sigortalar yönüden ihbar tarihini takip eden 8 günden sonra başlamak üzere diğer davalılar yönünden olay tarihi olan 13.07.2010 tarihinden itibaren tarafların kusurları da dikkate alınarak, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Sağlık Bakanlığı vekili, davalı ...Ş. vekili, davalı ...Ş vekili, davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı ...Ş. vekili temyiz dilekçesinde; hükmün açık olmadığını, müvekkili şirket hakkında davanın reddedilip reddedilmediğinin, reddedilmediyse hangi miktardan sorumlu olduğunun belirtilmediğini, aynı durumun feriler açısından da geçerli olduğunu, bozma ilamına uyulmasına rağmen bozma ilamı öncesi verilen hükümdeki şekilde karar verildiğini, faiz başlangıcı yönünden de ihbar tarihinden 8 gün sonra şeklinde hüküm kurulduğunu faiz başlangıç tarihi konusunda da tereddüt oluşturulduğunu, bozma ilamında açıkça belirtilmesine rağmen sulh sözleşmesine dair değerlendirme yapılmadığını, sulh sözleşmesinde tüm alacaklara karşılık ödeme yapıldığı, davalının ibra edildiği, sulh sözleşmesi gereğince müvekkili şirket yönünden ret kararı verilmesi gerektiğini, davacının maluliyeti konusunda yeniden rapor alınması gerektiğini, bakıcı ihtiyacı olup olmadığı konusunda eksik inceleme yapıldığı, fiili olarak bakıcı tutup tutulmadığının araştırılması gerektiği, bakıcı giderinden indirim yapılması gerektiğini, hesap raporunu kabul etmediklerini, yine bozma ilamında belirtilmesine rağmen mükerrer ödemeye yol açacak şekilde bozma ilamı öncesi aynı hükmün kurulduğunu, SGK sorumlu olduğu tedavi giderinin belirlenmesi amacıyla rapor alınmaksızın karar verildiğini, bakiye limitin açıkça belirtilmediğini, kendileri tarafından davacıya ödeme yapıldığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı ...Ş. vekili temyiz dilekçesinde; hem maddi tazminat yönünden hem de ferileri yönünden davalının sorumlu olduğu miktarın açıkça belirtilmediğini, gerekçeli kararda tüm davacıların adının yazılı olmadığını, davacının vesayet durumunun devam edip etmediğinin araştırılmadığını, maluliyet raporunun üzerinden uzun süre geçtiğini, yeniden maluliyet raporu alınması gerektiğini, SGK davaya dahil edilmesine rağmen hükümde adının yer almadığını, bakıcı gideri ve tedavi giderinden sorumluluklarının olmadığını, ... dışındaki davacıların zararından davalı şirketin sorumlu olmadığını, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, aktüer raporunu kabul etmediklerini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; hüküm kurulurken davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları yazılmış ise de parantez içinde davalıların sorumlu oldukları miktarlar yazılırken davalı ... şirketlerinin isimlerinin yazılmamasının hatalı olduğu hükmün infazında tereddüt oluşturacağını, davacının iyileştiğini, tek başına hayatını idame ettirebildiğini, yeniden maluliyet raporu alınması gerektiğini, bakıcı gideri hesaplamasını kabul etmediklerini, reddedilen maddi ve manevi tazminat vekalet ücretlerinin hatalı olduğunu, manevi tazminatın yüksek olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı Sağlık Bakanlığı vekili temyiz dilekçesinde; davacının durumunda iyileşme olduğunu, yeniden maluliyet raporu alınması gerektiğini, PMF Yaşam Tablosu ile hesap yapılmasını kabul etmediklerini, ömür boyu hesaplama yapılmasının doğru olmadığını, evde bakım maaşı konusunda araştırma yapılması gerektiğini, tedavi giderinin tamamından sigorta şirketlerinin sorumlu olması gerektiğini, davalı kurumun sorumluluğunun bulunmadığını, kararda davalı ... şirketlerinin sorumlu oldukları miktarın ayrı ayrı gösterilmediğini, kararın bu şekilde infazının mümkün olmadığını, sigorta şirketlerinin limitlerinin 175.000,00 TL olduğunu, davacı ... ve ...'ın zararına ayrıca hükmedilmesine rağmen, davacı ...'ın maddi zararına hükmederken diğer davacılar ... ve ...'in maddi zararının da toplam zarara hükmedildiğini böylelikle mükerrer ödeme sonucunu doğuracak hüküm kurulduğunu, hükmün ferileri bakımından infazda tereddüt oluşturulduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
davalı ... şirketleri tarafından sigortalı bulunan, diğer davalıların sürücüsü ve işleteni olduğu araçların karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nın 54 üncü maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Bozma ilamı sonrası yapılan yargılamada her ne kadar mahkemece bozma ilamına uyulduğu belirtilmişse de, bozma ilamının gereği yerine getirilmemiştir. Bozma ilamında belirtilen hususlarla ilgili yeterli araştırma ve değerlendirme yapılmamış olup yargılama dosyası bu hali ile hüküm kurmaya elverişli değildir.
Şöyle ki; bozma ilamında öncelikle sulh sözleşmesinden bahsedilmiş, mahkemece bozma ilamı sonrası sulh sözleşmesinin içeriği ve hukuki nitelendirmesine dair bozma ilamında belirtildiği üzere Borçlar Kanunu'nun 165 ve 168/son maddeleri kapsamında bir değerlendirme yapılmamıştır. Davacı ile davalı ...Ş. arasında 11.08.2011 tarihinde imzalanan sulh sözleşmesi dosyaya sunulmuş, ancak mahkemece bu belge değerlendirilmeden hüküm tesis edilmiştir. Dosyada bulunan sulh sözleşmesi içeriğinde, davalı ...Ş. tarafından 110.665,60 TL ödeme yapılması, yani bu şartın gerçekleşmesi ile birlikte davacının davadan feragat edeceğinin yazılı olduğu, davacının sulh anlaşması sonrası dosyaya 02.01.2013 havale tarihli dilekçeyi sunduğu görülmüştür.
Mahkemece, 11.08.2011 tarihli sulh sözleşmesi içeriği ile davacılar vekilince dosyaya sunulan 02.01.2013 havale tarihli dilekçenin, Borçlar Kanunu'nun 165 ve 168/son maddeleri kapsamında incelenip değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
3. Yine mahkemece, tedavi giderleri yönünden bozma ilamında detaylı şekilde belirtildiği üzere araştırma da yapılmamıştır. SGK dahili davalı olarak kararda yer almadığı gibi, doktor bilirkişiden rapor alınması gerektiği belirtildiği halde bu hususta doktor bilirkişiden rapor alınmadığı ve hesap bilirkişisinin raporu doğrultusunda aynı şekilde karar verildiği görülmektedir. Önceki bozma ilamında belirtildiği üzere davacı tarafından talep edilen tedavi giderlerinden 2918 sayılı Yasanın 98. maddesi kapsamında kalanların ve Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğuna esas olanların belirlenmesi için uzman doktor bilirkişiden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınması, 2918 sayılı Yasa'nın 98 maddesi kapsamında kalan tedavi giderleri yönünden Sosyal Güvenlik Kurumu'nun, yasa kapsamı dışında kalan giderlerden ise davalı ... şirketinin sorumlu tutulması gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
4. Bozma ilamında pasif dönem zararına ilişkin asgari geçim indirimi uygulanmasının doğru olmadığı belirtilmiş mahkemece bu konuda bozma sonrası yapılan yargılamada bilirkişi raporu alınmıştır. 23.10.2019 tarihli raporda diğer tazminat kalemleri aynı kalmış sadece pasif dönem zararı bozma ilamında belirtildiği üzere agisiz asgari ücretten hesaplanmıştır. Buna rağmen mahkemece itirazlar üzerine ek rapor alınmış 16.04.2020 tarihli raporda güncel veriler esas alınarak hesaplama yapılmıştır. Mahkemece bozma ilamı sonrası alınan raporlardan hangisine hangi nedenle itibar edilerek hüküm kurulduğu da anlaşılamamakta her ne kadar kazanılmış haktan söz edilmiş ise de bozma öncesi verilen hükmün aynen kurulduğu gözetildiğinde yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. İlk kararın davalılar tarafından temyiz edilmiş ve davalı lehine bozma yapılmış olduğu gözetilerek ve kazanılmış haklar ihlal edilmemek suretiyle pasif döneme ilişkin 23.10.2019 tarihli hesap raporundaki hesaplama doğrultusunda karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
5. Yine bozma ilamında, davacı anne ve babanın refakat döneminde mahrum kaldıkları kazanca dair mükerrer ödemeye sebebiyet verecek şekilde hüküm kurulmasının hatalı olduğu belirtilmesine karşın mahkemece mükerrer ödemeye sebebiyet verecek şekilde bozma ilamı öncesi olduğu gibi aynı şekilde hüküm kurulmuştur. Hükme esas alınan 19.11.2012 tarihli hesap raporunda, hem davacı annenin kızına baktığı süre zarfında mahrum kaldığı fazla mesai ücreti ve davacı babanın 18 günlük refakati nedeniyle mahrum kaldığı kazanç dikkate alınarak 6.807,03 TL zarar hesaplanmış, hem de davacı için kaza tarihinden itibaren tüm ömrü boyunca bakıcı gideri hesabı yapılmış, mahkemece her iki kalem yönünden de kabul kararı verilmiştir. Davacı yararına kaza tarihinden muhtemel yaşam sonuna kadar bakıcı gideri hesaplanarak hükmedilmiş olması karşısında, davacı anne ve babanın refakat döneminde mahrum kaldıkları kazanca hükmedilmesi mükerrer ödemeye sebebiyet verecek mahiyette olup, doğru değildir.
6. Davalı ... şirketlerinin limitlerinin infazda tereddüt yaşanmasına sebep olmayacak şekilde ayrı ve açıkça belirtilmesi gerekir. Davalı ... şirketinin kaza tarihi itibariyle bedeni zararlarda kişi başına limiti tedavi gideri harcamalarında ayrı, bedeni zararlarda ayrı olmak üzere 175.000,00 TL'dir. Hal böyle iken, hem limitin 150.000,00 TL olarak belirtilmiş olması, hem de tedavi gideri ve bedeni zarar limitlerinin infazda tereddüt yaşanmasına sebep olacak şekilde ayrı olduğunun belirtilmemiş olması doğru değildir.
7. Bozma kapsam ve nedenlerine göre davalılar ... vekilinin hükmün ferilerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenle; taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Değerlendirme bölümünün (2) ve (3) numaralı bentlerinde açıklanan nedenle davalı ...Ş. vekilinin, (4) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle Türkiye Sigorta A.Ş. vekilinin (5) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle Türkiye Sigorta A.Ş. vekili ve Sağlık Bakanlığı vekilinin (6) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle tüm taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA,
3. Değerlendirme bölümünün (7) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin hükmün ferilerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalılar ..., Türkiye Sigorta A.Ş. ve Axa Sigorta A.Ş.'ye iadesine,
3.815,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalı ...'a verilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
06.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.