Mahkumiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Trabzon 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.07.2011 tarihli ve 2008/260 Esas, 2011/103 Karar sayılı kararı ile sanığın beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun(5237 sayılı Kanunun), 103 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 103 üncü maddesinin altıncı fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Trabzon 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.07.2011 tarihli ve 2008/260 Esas, 2011/103 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay kapatılan 14. Dairesinin 05.03.2015 tarihli ve 2015/952 Esas, 2015/2432 Karar sayılı kararı ile yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; "Hükümden sonra 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 58,59,60 ve 61. maddeleri ile 5237 sayılı Kanun'un 102,103,104 ve 105. maddelerinde yer alan cinsel dokunulmazlığa karşı suçların yeniden düzenlenmesi karşısında; 5237 sayılı TCK.nın 7/2. madde-fıkrasındaki 'Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur' hükmü gözetilerek, lehe olan hükmün, önceki ve sonraki kanunların bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi ve her iki kanunla ilgili uygulamanın, denetime imkân verecek şekilde kararda gösterilmesi suretiyle yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması" nedeniyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

3. Bozma üzerine Trabzon 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.01.2016 tarihli ve 2015/100 Esas, 2016/27 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun ile değişiklik sonrası hali ile 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri
Sanık müdafiinin temyiz isteminin, mağdure ve şikayetçilerin bozma sonrası beyanlarının alınmadığına, şiakyetlerinin devam edip etmediğinin sorulmadığına, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna yönelik olduğu görülmüştür.

Olay günü sanık ile aynı apartmanda oturan tanık ...’ın sanığın, katılan mağdure ile apartmana girdiğini görerek komşuları tanık ...'e söylediği tanık ...’in de yine aynı apartmanda oturan tanık ... ve tanık ...'u yanına çağırarak "Daire kapılarını kontrol edelim" dediği, yaklaşık bir saat kadar sonra sanığın kapısının açıldığı ve sanığın aşağıda oynayan çocukları görerek evinden çıkartmış olduğu katılan mağdureyi üst kata doğru gönderip tek başına binadan çıktığı, sanığın binadan çıktığını balkondan gören tanık ...'ın sonucu öğrenmek için diğerlerinin yanına geldiği, mağdureye orada ne aradığını soran tanıklara, sanığın eşine su götüreceğini söylediği, bunun üzerine tanıkların "Doğru söyle seni annene şikayet edeceğiz" demeleri üzerine, mağdurenin sanığın kendisini eve götürdüğünü ve "Ben televizyonda çok güzel şeyler gördüm gel seninle banyoda deneyelim" dediğini ve kendisini banyoya sokarak cinsel organını arka kısmına sürttüğünü söylediği, bunun üzerine olayın adli makamlara intikal ettiği, mağdurenin olay günü annesinin margarin almak üzere bakkala gönderdiği, almış olduğu margarini annesine verdikten sonra arkadaşları ile oynarken sanığın mağdureyi yanına çağırarak kucağına oturmasını istediği, mağdurenin oturmak istememesi üzerine "Hakkında kötü bir şey biliyorum oturmazsan annene söylerim" dediği, bu şekilde mağdureyi beş dakika kadar kucağına oturttuğu daha sonra "Bizim eve gidelim" dediği ve aynı şekilde korkurtması üzerine mağdurenin onunla gittiği, eve girdikten sonra mağdureyi elinden tutup banyoya götürdüğü ve "Televizyonda karı ... çok güzel yıkanıyor bende seni yıkamak istiyorum" dediği, tişörtünü çıkartarak başını eğip saçlarını şampuanla yıkadığı daha sonra saç kurutma makinası ile saçlarını kurutup taradığı ve kucağına oturtup boğazının alt kısımlarını öptüğü ve kalçalarını okşadığı, evden çıkarken "Elliye kadar say ben çıktıktan sonra çıkarsın" dediği ve sanığın çıkıp gitmesinden sonra dışarıya çıktığı sırada komşuları olan ... ve ...'in mağdureyi yakaladıkları şeklinde olayın kabul edildiği görülmüştür.

Mahkemenin gerekçesi ve tüm dosya kapsamına göre; yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırılarak vicdani kanıya ulaşıldığı anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık görülmemiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Trabzon 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.01.2016 tarihli ve 2015/100 Esas, 2016/27 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

21.12.2023 tarihinde karar verildi.