Hükmün düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
A. Mardin 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.04.2018 tarihli ve 2018/304 Esas, 2018/241 Karar sayılı kararı ile Mardin 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/435 Esas sayılı dosyası ile aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunması sebebiyle her iki dosyanın birleştirilmesine, yargılamaya Mardin 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/435 Esas sayılı dosyası üzerinden devam olunmasına karar verilmiştir.
B. Mardin 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.01.2020 tarihli ve 2019/48 Esas, 2020/9 Karar sayılı kararı ile sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 39 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi aracılığı ile 39 uncu maddesinin birinci fıkrasının son bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 63 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları ile 58 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 4 yıl 2 ay hapis ve 20,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
C. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 16.03.2021 tarihli ve 2020/279 Esas, 2021/311 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Cumhuriyet savcısı ile sanık ve müdafiinin istinaf başvurularına ilişkin olarak 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 303 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi hükmünün düzeltilip hüküm fıkrası karardan tamamen çıkartılarak sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince "İlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, 303 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine" karar verilebileceği düzenlenmiş olup; sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince "uyuşturucu madde ticareti yapma" suçundan mahkûmiyet hükmü verilen olayda, maddi vakıa değiştirilmemiş ise de delil değerlendirilmesi
yapılarak, Bölge Adliye Mahkemesince, "...Kendisinden herhangi bir uyuşturucu ya da uyarıcı madde ele geçmeyen sanığın, tüm aşamalardaki ısrarlı savunmalarının aksine atılı suçu işlediğine ilişkin; uyuşturucu maddelerin ele geçirildiği aracın kayıt malikinin kardeşi olan ve diğer sanık ...'in sonradan değiştirdiği beyanlarına göre olayın şüphelisi konumunda olabilecek ...'in, aracı emaneten sanığa verdiğine ve diğer sanık ...'i tanımadığına dair tek taraflı soyut beyanları, diğer sanık ...'in yargılama aşamasında döndüğü çelişkili beyanları ve sanığın, hakkında beraat kararı verilen ... ile olay tarihinden yaklaşık 2 ay sonra yaptığı ve bu olaya ilişkin olup olmadığı dahi belirlenemeyen, içeriğine soyut anlamlar yüklenebilecek telefon görüşmeleri dışında, her türlü kuşkudan uzak, mahkumiyetine yeterli kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı..." gerekçesiyle, sanık hakkında eylem sabit görülmeyerek, İlk Derece Mahkemesinin mahkûmiyet hükmü düzeltilerek beraat kararı verilip istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ise de; 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine göre Bölge Adliye Mahkemelerince ancak "Başka bir araştırmaya ihtiyaç duyulmadan cezayı kaldıran veya cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsî sebeplere ya da şahsî cezasızlık sebeplerine bağlı olarak daha az ceza verilmesini veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesini gerektiren hallerde, hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine" duruşma açılmaksızın karar verilebileceğinden, "sanık hakkında şahsi nedenlere bağlı indirim sebebi veya şahsi cezasızlık sebebi olmayan sanığın beraati" hususunda karar verilebilmesi için, 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açılarak, delil değerlendirilmesi yapıldıktan sonra takdir hakkı kullanılmak suretiyle hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi kapsamında hukuka kesin aykırılık hâli olarak saptanmıştır.
Başkaca yönleri incelenmeyen Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 16.03.2021 tarihli ve 2020/279 Esas, 2021/311 Karar sayılı kararının, gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
21.12.2023 tarihinde karar verildi.