Mahkumiyet
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Silifke Cumhuriyet Başsavcılığının 20.08.2015 tarihli iddianamesi ile sanıklar hakkında parada sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 197 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava açılmıştır.
2. Silifke 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.03.2016 tarihli kararı ile sanıklar hakkında parada sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun'un 198 inci maddesi delaletiyle 197 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi 2 yıl 6 ay hapis cezası cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
A. Sanık ... müdafiinin temyiz isteği;
1. Altınların sahte olmayıp düşük ayarlı olduğuna,
2. Teşebbüs ve etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmadığına,
3. Haksız yere alt sınırdan uzaklaşıldığına,
4. 5271 sayılı Kanun'un 231 inci madde hükümlerinin uygulanmadığına,
B. Sanık ... müdafiinin temyiz isteği;
1. Suçun yasal unsurlarının oluşmadığına,
2. Eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna,
3. Lehe hükümlerin uygulanmadığına ilişkindir.
1. Dava konusu olay, sanıkların sahte olarak üretilmiş milli ziynet altınlarını piyasaya sürmek maksadıyla muhafaza ettikleri iddiasına ilişkindir.
2. 22.06.2016 tarihli olay tespit, yakalama, üst arama ve elkoyma tutanağı ile birkaç kuyumcu tarafından sahte olduğunu anladıkları çeyrek altınları bozdurmaya gelen iki şahsın olduğuna dair ihbarda bulunulması üzerine sanıklar durdurularak yapılan üst aramalarında, sanık ...'ın gömlek cebinden küçük tül kese içerisinde 8 adet çeyrek altın ele geçirildiği, devamında Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile sanıkların yapılan detaylı aramalarında, sanık ...'ın üzerinde bulunan kol çantasının orta bölümünden 9 adet sarı renkli tülden yapılan kese içerisinde toplam 71 adet çeyrek altın ve sanık ...'ın pantolonunun arka sol cebinden sarı renkli tül kese içerisinde 8 adet çeyrek altın ele geçirildiği belirlenmiştir.
3. 22.06.2016 tarihli tutanak ile kuyumcu atölyesinden edinilen bilgiye göre sanıklardan ele geçen altınların 18 ayar olduğu, normal çeyrek altınların 22 ayar olduğu, çeyrek üzerindeki kulpların sonradan takıldığı, altınların merdiven altı olarak tabir edilen altın niteliğinde olduğu, darphanede üretilen 22 ayar çeyrek altın olmadığı, 24.06.2015 tarihli değer tespit tutanağı ile mevcut 87 adet çeyrek altının tanesinin yaklaşık olarak 120,00 - 130,00 TL aralığında olabileceğinden toplam değerinin 10.440,00 - 11.310,00 TL aralığında olabileceğinin değerlendirildiği belirlenmiştir.
4. 04.01.2016 tarihli Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğünün raporu ile 87 adet ziynetin yapılan incelemesinde, altın ihtiva ettiği, düşük ayarlı olduğu, fiziksel ve kimyasal özelliklerinin standart değerlere uygun olmadığı, sahte ve aldatma kabiliyetinin olduğu, sahteliğinin ancak uzman kişilerce laboratuvar ortamında anlaşılabileceği, T.C. Darphane baskısı olmadığı, milli ziynet altınlarının taklidi olduğunun tespit edildiği belirlenmiştir.
A. Ceza Tayininde Alt Sınırdan Uzaklaşılması Yönünden;
5237 sayılı Kanun'un "Adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi" başlıklı 3 üncü maddesinin, inceleme konusu ile ilgili olan birinci fıkrası;
"(1) Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur.
.."
Aynı Kanun'un "Cezanın belirlenmesi" başlıklı 61 inci maddesinin, inceleme konusu ile ilgili olan birinci fıkrası;
"(1) Hakim, somut olayda;
a) Suçun işleniş biçimini,
b) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları,
c) Suçun işlendiği zaman ve yeri,
d) Suçun konusunun önem ve değerini,
e) Meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını,
f) Failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını,
g) Failin güttüğü amaç ve saiki,
Göz önünde bulundurarak, işlenen suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirler.
.."
Yukarıda yazılı madde metinleri, cezanın belirlenmesinde, temel kurallar olup suçun hangi şekilde işlendiği, kullanılan araçların neler olduğu, zarar ve tehlikenin ağırlığı ile kusurun oranı tespit edilerek hâkim cezayı belirler. Hukuka aykırı olan fiilin ortaya çıkardığı haksızlık durumu derecelendirmeye tabi tutulabilir. 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi kapsamında belirtilen tüm unsurlar bir bütün olarak değerlendirilerek, işlenen suç ile orantılı olacak şekilde bir ceza veya güvenlik tedbirine hükmolunur. Hâkime tanınan yetki, alt ve üst sınırlar dahilinde cezayı belirlemektir. Ölçülülük ilkesi gereğince değerlendirmeyi bu sınırlar dahilinde yapacak olup, dosyadaki delilleri değerlendirerek, kişiye en uygun yaptırıma karar verirken, amaç sanığı cezasızlaştırmak, yalnızca lehine olan hükümleri uygulamak değildir. Mağdurun da mevcut durumda suçtan hangi oranda zarar gördüğü önemlidir. Dosya bir bütün olarak ele alınır ise o aşamada ceza bireyselleştirilebilir. Aksi halde her durumda aynı ceza ve güvenlik tedbirine başvurulur.
Hâkime kanun ile verilen takdir yetkisi sınırsız değildir. Hâkime cezanın bireyselleştirilmesinde takdir yetkisinin tanınmasının sebebi, suça ilişkin en uygun cezanın verilebilmesini sağlamaktır. İşlenen suçun oranı ile verilen cezanın oranının eşit olması halinde mağdurun daha fazla mağdur edilmesinin önüne geçilecektir. Dava konusu olayda, "suçun işleniş şekli, sanıkların kişiliği, sahteciliğe konu altının miktarı, sanığın kastının yoğunluğu" göz önünde bulundurularak sanıklar hakkında temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, sanık ... müdafiinin bu hususa ilişkin temyiz sebebi reddedilmiştir.
B. Teşebbüs ve Etkin Pişmanlık Hükümlerinin Uygulanmaması Yönünden;
1. 5237 sayılı Kanun'un 198 inci maddesinde, Devlet tarafından ihraç edilip de hamiline yazılı bonolar, hisse senetleri, tahviller ve kuponlar, yetkili kurumlar tarafından çıkarılmış olup da kanunen tedavül eden senetler, tahviller ve evrak ile milli ziynet altınları, para hükmünde olduğu belirtilerek bu hususta aynı Kanun'un 197 nci maddesine atıfta bulunulduğu, 5237 sayılı Kanun'un 197 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen parada sahtecilik suçu, seçimlik hareketli bir suç olup, sahte para üretme, ülkeye sokma, nakletme, muhafaza etme veya tedavüle koymak ile tamamlandığı, somut olayda, sanıkların muhafaza ettiği sahte altınları tedavüle koymak istedikleri sırada kuyumcular tarafından fark edilmesi ile suç, tedavüle koyma eylemi yönünden tamamlanmamış ise de, bir diğer seçimlik hareket olan muhafaza etme yönünden suçun tamamlandığının anlaşılması karşısında, teşebbüs hükümlerinin uygulanmadığına yönelik sanık ... müdafiinin temyiz sebebi reddedilmiştir.
2. 5237 sayılı Kanun'un parada sahtecilik suçuna ilişkin etkin pişmanlık düzenlemesini içeren 201 inci maddesi;
"(1) Sahte olarak para veya kıymetli damga üreten, ülkeye sokan, nakleden, muhafaza eden veya kabul eden kişi, bu para veya kıymetli damgaları tedavüle koymadan ve resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce, diğer suç ortaklarını ve sahte olarak üretilen para veya kıymetli damgaların üretildiği veya saklandığı yerleri merciine haber verirse, verilen bilginin suç ortaklarının yakalanmasını ve sahte olarak üretilen para veya kıymetli damgaların ele geçirilmesini sağlaması halinde, hakkında cezaya hükmolunmaz."
(2) Sahte para veya kıymetli damga üretiminde kullanılan alet ve malzemeyi izinsiz olarak üreten, ülkeye sokan, satan, devreden, satın alan, kabul eden veya muhafaza eden kişi, resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce, diğer suç ortaklarını ve bu malzemenin üretildiği veya saklandığı yerleri ilgili makama haber verirse, verilen bilginin suç ortaklarının yakalanmasını ve bu malzemenin ele geçirilmesini sağlaması halinde, hakkında cezaya hükmolunmaz."
Şeklinde düzenlenmiştir. Dava konusu olayda, ilgili Kanun maddesinde belirtilen söz konusu koşulların gerçekleşmediğinin anlaşılması karşısında, sanık ... müdafiinin bu hususa ilişkin temyiz sebebi reddedilmiştir.
C. Lehe Hükümlerin Uygulanmaması Yönünden;
Sanıklara tayin olunan cezanın miktarı gözetildiğinde, 5237 sayılı Kanun'un 50 inci, 51 inci ve 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddelerinde düzenlenen lehe hükümlerin uygulanmadığına ilişkin sanıklar müdafiilerinin temyiz sebepleri reddedilmiştir.
D. Diğer Yönlerden
1. 5237 sayılı Kanun'un 197 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince hapis cezası yanında ayrıca adli para cezasına da hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
2. Kolluk tutanakları, ele geçirilen altınlar ile ilgili kuyumcu atölyesi görüşü ve yapılan değer tespit ile Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğünün raporu ile dava dosyası kapsamındaki diğer deliller birlikte değerlendirildiğinde, sanıkların sahte olarak üretilmiş milli ziynet altınlarını piyasaya sürmek amacıyla muhafaza ettiklerinin anlaşılması karşısında, sanıklar hakkında kurulan hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanıklar müdafiilerinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Silifke 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.03.2016 tarihli kararında sanıklar müdafiileri tarafından ileri sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanıklar müdafiilerinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.12.2023 tarihinde karar verildi.