B O Z M A Ü Z E R İ N E
Mahkûmiyet
Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine mahkemece sanık hakkında kurulan hükmün; sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 317 ncisi maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Mahkemece sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrasının (b) ve (e) bentleri, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası ile 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 7.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 6 ay süre ile geri alınmasına ilişkin kararının, sanık tarafından temyizi üzerine Dairemizin 08.03.2021 tarihli kararıyla basit yargılama usulü hükümlerinin değerlendirilmesi gerektiği gerekçesi ile bozulmasına karar verildiği, mahkemece bozma ilamına uyulmasına, basit yargılama usulü hükümlerinin taraf teşkili sağlanamadığından sanık hakkında uygulanmaması yönünde karar verilerek sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrasının (b) ve (e) bentleri, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası ile 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 7.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 6 ay süre ile geri alınmasına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık müdafiinin temyiz istemi hakkında hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
Sanık müdafinin temyiz isteği; sanık hakkında basit yargılama usulü bakımından değerlendirme yapılmadığına, sanık lehine basit yargılama usulünün uygulanmamasının hukuka ve yasaya aykırı olduğuna, somut olayda sanığın taksir boyunda herhangi bir kusuru bulunmadığına, dosyada yer alan bilgi ve belgeler ile tanık anlatımlarında sanığın söz konusu suçu işlediği şüpheden uzak ve kesin bir şekilde ispatlanamamış olduğuna, kazanın meydana gelmesinde katılanın kusuru olduğuna, kararın eksik incelemeye dayalı olduğundan bozulması talebine ilişkindir.
Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; olay günü saat 12: 30 sıralarında, sanığın sevk ve idaresindeki 21 UC 102 plakalı minübüs ile Ölmez Mh. Millet Cad. üzerinde park yeri ararken geri manevra yaptığı sırada, park halindeki araçların arasından çıkan yaya katılana çarpması sonucu, katılanın hayati tehlike geçirecek ve vücudunda 6.derecede birden fazla kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığı, kazanın meydana gelmesinde sanığın asli kusurlu olduğu kabul ve tespit edilerek, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrasının (b) ve (e) bendinde düzenlenen taksirle yaralama suçundan mahkûmiyetine ilişkin kararın sanık tarafından temyizi üzerine Dairemizin 08.03.2021 tarihli ilâmıyla; basit yargılama hükümlerinin değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle bozulmasına karar verilmesine üzerine Mahkemece, Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine taraf teşkili sağlanamadığından, sanık hakkında basit yargılama usulü hükümlerinin uygulanmaması yönünde karar verilerek sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrasının (b) ve (e) bentleri, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası ile 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 7.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 6 ay süre ile geri alınmasına karar verilmiştir.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, Konya 2.Asliye Ceza Mahkemesinin kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.03.2024 tarihinde karar verildi.