Davanın kısmen kabulü
SAYISI: 2019/176 E., 2021/126 K.
Taraflar arasındaki genel kurul kararlarının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin %5 hissesine sahip ortağı olduğunu, şirket yönetim kurulu tarafından müvekkile gönderilen davet sonrası 30.11.2018 tarihinde yapılan olağan genel kurula katıldığını ve toplantıda alınan kararlara muhalefet şerhi düşüldüğünü, davacının talebine rağmen kendisine finansal tabloların doğruluğunu tesbit edecek hiçbir kanuni defter ve kayıt verilmediğini, davalı şirketin finansal tabloları, yönetim kurulunun faaliyet raporunu denetim raporunu, kar dağıtım önerisini, yönetim kurulundan şirketin işleri hakkında denetim ile ilgili olarak ise denetimin yapılma şekli ve sonuçları kapsamında bilgi verilmediğini, müvekkilinin şirketle ilgili hiçbir bilgiye sahip olmadığını, 30.11.2018 tarihli genel kurul toplantısında 2016-2017 yılları genel kurul toplantılarının birarada yapıldığını, ayrıca 2016 yılı genel kurulunun iptaline ilişkin halen Düzce Asliye Hukuk Mahkemesi 2018/133 E. sayılı dosyasında dava devam etmekte olup yeniden o yıla ait bir genel kurul yapılmasının hukuka ve dürüstlüğe aykırı olduğunu ileri sürerek 2016 ve 2017 yalı için alınan kanuna, esas sözleşmeye ve iyi niyete aykırı tüm kararların iptaline, icrasının dava sonuna kadar geri bırakılmasına, 30.11.2018 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararlar 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 422 nci maddesi hükmü gereğince derhal “tescil ve ilan edilmediğinden” 2016 ve 2017 yılı olağan genel kurullarında alman kararların hükümsüzlüğünün tespitine/ tümüyle iptaline, 2016 yılı olağan genel kurul toplantısı mükerrer olmakla birlikte genel kurul toplantısında alınan kararlardan 2-3-4-5-6-7 numaralı gündem maddelerinin iptaline, 2017 yılı genel kurul toplantısı tutanağının 2017 yılına ait gündemin 10. maddesinde alınan kararlar 6102 sayılı Kanun'un 608 ... maddesi hükmüne aykırı ve esas sözleşme değişikliğine dair gündemin gündemin 10 uncu maddesinde ... şekil amaç ve konu başlıklı 3. maddesinde yer ... değişiklik metninin ve 2017 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan kararlardan 2-3-4-5-6-7-8-9 ve 10 numaralı gündem maddelerinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; 6102 sayılı Kanun'un 445'... maddesinde genel kurul kararının iptaline ilişkin davaların, karar tarihinden itibaren üç ay içinde açılacağı belirtildiğini, Kanun'un 446 ncı maddesinde genel kurul kararlarına karşı iptal davası açabilecek olanların tahdidi olarak sayıldığını, söz konusu hüküm dışında kalanların genel kurul kararlarına karşı iptal davası açma hakkı bulunmadığını, şirketin kayıt ve belgelerinin incelenmek üzere şirket merkezlerinde hazır bulundurulduğunu, şirketin gerek dava konusu olan genel kurul toplantısı gerekse de daha önceki genel kurul toplantısı mevzuatın öngördüğü tarihte ve tüm şekil şartlarına uygun bir biçimde yapıldığını, objektif iyi niyet kuralları ve ortakların hakları gözetildiğini, davacı tarafça 30.11.2018 tarihli genel kurul toplantısı ile söz konusu olağan genel kurul toplantısında 2016 yılı için 2,3,4,5,6 ve 7 numaralı karar ile 2017 yılı için alınan 2,3,4,5,6,7,8,9 ve 10 numaralı kararların iptali talebinin haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplantı davetinin 6102 sayılı Kanun'un 414'üncü maddesi düzenlemesine uygun olarak yapıldığı, toplantı davetine ilişkin yayımlanan ilan metninde; şirket finansal tabloları, faaliyet ve denetim raporları vs.nin genel kuruldan on beş gün önce ortakların incelemesine hazır bulundurulacağının yazılı olduğu, iki ayrı yıla ilişkin genel kurulun aynı anda yapılmasını yasaklayıcı bir düzenleme bulunmadığı, bağımsız denetim raporunun davalı şirketin finansal verileri bakımından gerçeği yansıttığı, davacının şirketin finansal kayıtları ile bağımsız denetim raporundaki hususlara yönelik itirazını somutlaştırmadığı ve ispat edemediği, ayrıca davalı şirketin ... yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırılık teşkil edebilecek nitelikte bir konunun tespit edilemediği, şirket yönetim kurulu üyelerinin ibrası ve huzur hakkı bakımından da somut bir iptal edilebilirlik gerekçesi bulunmadığı, şirketin yatırım masrafları ve borçları göz önüne alındığında, kâr ödemesi yapmasının şirket borçlarının ödenmesi konusunda sorun doğurabileceğinin bilirkişilerce tespit edildiği, bu nedenle şirket finansal tablolarında gerekli iyileşmenin sağlanabilmesi bakımından (%5'i aşan) kâr dağıtımının yedek olarak şirket bünyesinde bulundurulmasının ilgili genel kurul kararının iptalini gerektirmediği, şirketin faaliyet gösterdiği sektör, finansal verileri, sürekli yatırım yapması ve kredibilite ihtiyacı dikkate alındığında davacının şirket ana sözleşmesindeki tadile yönelik ilgili maddenin iptalini gerektirmediği, davacının 2016 yılı bakımından davacının 2,3,4,5 ve 7. maddeler bakımından muhalefetini tutanağa geçirdiği ancak kâr dağıtımına ilişkin 6 ncı madde oybirliği ile kararlaştırıldığı halde dava konusu edildiği, 2017 yılı bakımından ise dava konusu edilen esas sözleşme değişikliğine ilişkin maddeye muhalefet şerhi bulunmadığı, yönetim kurulu üyelerinin seçimi, huzur hakları ve kâr payı dağıtımına ilişkin kararların ise zaten oybirliği ile alındığı, dolayısıyla davacının dava konu etmiş olduğu bütün maddelere muhalefet koymadığı, bu nedenle bu maddeler hakkında dava açma hakkı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar
verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dilekçelerindeki nedenlerle, bağımsız denetçilerin finansal bilgilerin denetlenen finansal tablolar ile tutarlı olup olmadığı ve gerçeği yansıtıp yansıtmadığının da denetim kapsamında olduğunu, ancak finansal tabloların doğru verileri içermediğini ve şirketin alacak ve borçları hakkında müvekkiline bilgi verilmediğini, kanuni yedek akçelerin ayrılmasından sonra kalan kısmın kar payı olarak dağıtılması gerektiğini, bilirkişilerin bu yöndeki tespitlerine rağmen verilen red kararının hatalı olduğunu, yönetim kurulu üyeliği yapan ortakların kötü niyetli olarak haksız ve kanunsuz bir şekilde kar payı ve diğer ödemeleri alarak zenginleştiklerini ve yönetim dışındaki ortakları zarara uğrattıklarını, bilirkişi raporuna itirazlarının karşılanmadığını, sonuç olarak 30.11.2018 tarihli genel kurul toplantısında alınan 2016 ve 2017 yılı kararların kanuna, esas sözleşmeye ve iyi niyete aykırı olmaları nedeniyle tümünün iptaline karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 2016 yılı olağan genel kurulu yönünden yapılan istinaf incelemesinde; şirketlerin bir hesap dönemi için ancak bir tane olağan genel kurulu yapabileceği, davalı şirketin 28.12.2017 tarihinde 2016 yılı olağan genel kurulunu yaptıktan sonra, ikinci kez olağan genel kurul yapma imkanı olmamasına rağmen 30.11.2018 tarihinde yapılan mükerrer 2016 olağan genel kurulunun yoklukla malul olduğunun kabulü gerektiği, 2017 yılı olağan genel kurulu yönünden yapılan istinaf incelemesinde; 6,7 ve 8 nolu kararların oy birliği ile alındığı ve 10 nolu karar için muhalefet şerhinin bulunmadığı, bu nedenle bu kararlar yönünden davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiği, ayrıca iptali istenen 2,3,4,5 ve 9 nolu kararlar yönünden ise toplantı ve karar nisaplarının sağlandığı, başkaca bir iptal sebebi bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dilekçelerindeki ve istinaf aşamasında belirtilen nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; genel kurul toplantısının yapılma zamanına ilişkin olarak emredici bir düzenleme bulunmadığını, birden fazla genel kurul toplantısının birlikte yapılmasına bir engel bulunmadığını, eldeki davaya konu 2016 yılı genel kurul kararları ile iptal davasına konu kararların aynı olduğunu, bu nedenle müvekkilinin aynı yıla ait ... bir genel kurul yapmakta güncel ve korunmaya değer menfaati bulunduğunu, dolayısıyla 2016 yılına ait genel kurul kararlarının yoklukla malul olduğuna dair kararın hukuka aykırı olduğu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, davalı şirketin 30.11.2018 tarihinde yapılan 2016 ve 2017 yıllar olağan genel kurullarının yoklukla malul olup olmadıkları ile iptalinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden taraflara ayrı ayrı yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.