Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı idareye bağlı ambulansın araç ve donanımının davalı ... tarafından kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, ambulansın 20.05.2019 tarihinde görev esnasında kaza yaptığını, kaza nedeni ile araçta hasar oluşup aracın pert ... geldiğini, kazanın davalıya bildirildiğini, davalının yaptığı değerlendirme sonrası pert total rayiç bedel mutabakatnamesi isimli belgeyi düzenleyip davacıya bağlı hastaneye gönderdiğini ve davalının ek teminatlar dahil 70.000 TL ödemeyi teklif ettiğini, teklifin poliçeye aykırı olması nedeni ile kabul edilmediğini, teklifin reddedilmesi üzerine davalının teklifi 75.000 TL ve ardından 85.000 TL olarak revize edip yine aynı isimli belgeyi düzenlediğini, yeni tekliflerin de kabul edilmediğini, poliçe incelendiğinde aracın kasko bedelinin 93.428 TL,aksesuar bedelinin ise 50.000 TL ile teminat altına alındığını, aracın tam hasarı nedeni ile Can Ekspertiz şirketi aracılığı ile eksper atandığını, eksperin tazminat bedeli olarak KDV dahil 239.543,53 TL tespit ettiğini, bunun sadece araç hasarına ilişkin olduğunu, araç iç donanımı hakkında bu tespitte değerlendirme yapılmadığını, davacının prim borçlarını ödemesine rağmen davalının tazminat bedelini poliçe kapsamında ödemediğini, aracın tam hasarlı olması nedeni ile poliçedeki bedellerin ödenmesi gerektiğini, arabuluculuğa başvurulmasına rağmen sonuç alınamadığını belirterek fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulması ile perte ayrılan araç için davalının sigorta poliçesi ile üstlenmiş olduğu araç bedeli ve donanımı toplam 143.428,00 TL’nin kaza tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; eksper incelemesi sonucu araçta 203.007,23 TL hasar oluştuğunun hesaplandığını, bedelin yüksek olması nedeni ile araca pert işlemi uygulanmasının gerekli olduğunu, pert işlemi uygulanması için aracın piyasa rayiç bedelinin bilirkişi tarafından tespiti gerektiğini, aracın piyasa rayiç bedelinin poliçede belirtilen tutardan az olduğunu, aracın sovtaj bedelinin tespiti gerektiğini, davacının talep ettiği aksesuar bedelinin teminat kapsamında olmadığını, talebin standart dışı aksesuar klozuna dahil edilmesi düşünülecek ise bu teminat limitinin azami 50.000 TL olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ; bilirkişi heyetinden 05.04.2021 tarihli rapor alındığı, rapora göre aracın piyasa rayiç değerinin 60.000 TL olarak belirlendiği, bilirkişi raporunun bu miktar yönünden denetime elverişli ve hükme esas alınacak nitelikte olduğu, davacının sovtaj bedeli talebinin olmadığı, davalı ile davadan önce yapılan yazışmalarda davalının 50.000 TL araç aksesuar bedelini ödemeyi kabul ettiği, bu hali ile davacının aksesusar bedeli talebinin de yerinde olduğu, davalı yönünden temerrüdün 07.07.2019 tarihinde gerçekleştiği kabul edilerek bu tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerektiği, aracın piyasa rayiç değeri ile aksesuar bedeli olarak toplam 110.000 TL talebin yerinde olması nedeni ile, davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile, 110.000,00 TL tazminat bedelinin temerrüt tarihi olan 07.07.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; ambulansın tam hasara uğraması nedeni ile davalı ... şirketince atanan eksper tarafından yapılan inceleme sonucunda tazminat bedelinin KDV dahil 239.543,53 TL olarak tespit edildiğini, davalı tarafından belirlenen ekspertizin söz konusu raporunda araç değerinin 93.428 TL olarak belirlendiğini, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesince yapılan yargılama sırasında bilirkişi tarafından araç değerinin 60.000 TL olarak tespit edildiğini, bilirkişi tarafından araç, normal kullanıma özgülenmiş bir kamvonet olarak kabul edilerek araç değerinin belirlenmeye çalışıldığından yapılan tespitin hatalı olduğunu, zira herhangi bir kamyonetin ambulans olarak kullanılmasının söz konusu olmayıp ambulans olarak kullanılacak araçların gerek tıbbi gerek mekanik düzenlemeye uygun olması gerektiğini, aracın rayiç bedeli hesaplanırken benzer nitelikteki bir ambulansın referans alınarak araç rayiç değerinin belirlenmesi gerektiğini, kaza nedeni ile pert işlemi yapılan ambulans için bilirkişi tarafından hazırlanan raporda sovtaj bedeli 13.000 TL. olarak hesaplandığını ve aracın bedelinden bu meblağın indirilerek iç donanım hariç ödenecek tazminat miktarı hesaplanmış ise de pert olarak ayrıldığı ve tamiri mümkün görünmeyen ağır hasarlı kazalı ambulans için kullanılabilir- değerlendirilebilir olduğu düşünülen malzeme hesaplamasının hatalı olduğunu zira tamir masrafının 239.548,53 TL olarak hesaplandığı; eş deyişle tamir masrafının piyasa değerini geçtiği ekspertiz raporu ile belirlenmiş aracın sovtaj bedelinin farazi ve yüksek olarak belirlendiğinin açıkça gösterdiğini, ayrıca, pert işlemi uygulanan durumlarda sigortalının hasarlı aracı talep etmemesi halinde sigortacı tarafından ödenecek tazminattan sovtaj düşülmemesi gerektiğini, Yargıtay'ın kararlarının da bu yönde olduğunu, bilirkişi raporuna yaptıkları itirazların dikkate alınmaksızın ve dosya yeniden bilirkişiye gönderilmeksizin araç rayiç değeri 60.000 TL olarak kabul edilerek istinafa konu hüküm kurulduğunu, ayrıca dava dilekçesinde araç kasko bedeli olan 93.428 TL, Aksesuar (Standart Dışı) sigorta bedeli olan 50.000 TL olmak üzere toplam 143.428 TL'nin davalı ... (tacir) tarafından müvekkili idareye temerrüt (ticari) faizi ile ödenmesini talep etmiş olmalarına karşın yasal faizi ile ödenmesine karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, aracın piyasa bedelinin neye göre belirlendiğinin ayrıntılı şekilde açıklanmadığını, dava konusu aracın 2013 model bir araç olduğunu, kaza tarihi itibari ile aracın 531.688 km'de olduğunu, bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, aracın raporda da belirtildiği üzere davaya konu kazanın öncesinde 4 farklı kazasının söz konusu olduğunu, ilgili kazaların raporda belirtilmiş ise de bu kazaların aracın piyasa değerine etkisi araştırılmaksızın ve herhangi bir gerekçe gösterilmeden 60.000,00 TL bedel takdirinin yerinde olmadığını, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda doğrudan aracın 20.05.2019 kaza tarihinde piyasa rayiç bedelinin 60.000,00 TL olduğu, aracın iç teçhizatındaki donanımların sağlık sektörü ile ilgili özel donanımlar olması sebebiyle bilirkişilerin uzmanlık alanına girmediğini, davacı ile müvekkili şirket arasında aracın iç teçhizatı değeri hakkında görüşmelerde 50.000,00 TL rakamının belirlendiğinin dikkate alınabileceğini, buna göre araç teçhizatının 50.000,00 TL olduğunun kabul edilmesi halinde aracın iç teçhizat dahil piyasa rayiç değerinin 110.000,00 TL olabileceği belirtildiğini, aracın sovtaj bedeline ilişkin olarak ise 13.000,00 TL bedelin takdir edilmiş ise de bu tutarın da oldukça düşük olduğunu, yerel mahkemece sovtaj bedeli de davacıya ödenecek şekilde hüküm kurulmuş ise de aracın hurda halinin çekme belgeli şekilde müvekkili şirkete bırakılması hususunda herhangi bir açıklık getirilmediğini, bu hususta hüküm kurulmadığını, rapora konu aracın rayiç bedelinin tespiti konusunun bilirkişilerin uzmanlık alanının dışında kalmasına rağmen bu rayiç bedel araştırmasının hangi parametreler esas alınarak yapıldığının ayrıntıları ile açıklanmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda aksesuar bedeli bakımından 50.000,00 TL teminatın tamamının ödenmesi gerektiği belirtilmiş ise de raporda herhangi bir gerekçe gösterilmediğini ve bu hususta araştırma yapılmadığını, aracın iç teçhizatındaki donanımların sağlık sektörü ile ilgili özel donanımlar olması sebebiyle bilirkişi uzmanlık alanının dışında olduğu, ancak davacı ile müvekkili şirket arasında aracın iç teçhizatı değeri hakkında görüşmelerde 50.000,00 TL rakamın belirlendiğinin bu nedenle de bu tutarın hükmedilmesinin uygun olacağının belirtildiğini, ancak, söz konusu iç donanımın kaza sonrasında ne kadarlık bir kısmının kullanılamaz ... geldiği, bunların bir sovtaj bedeli olup olmayacağı hususlarının araştırılmadığını, bilirkişiler tarafından düzenlenen hesap raporunda aracın iç teçhizatındaki donanımlar sağlık sektörü ile ilgili özel donanımlar olması sebebiyle bilirkişi olarak uzmanlık alanlarının dışında olduğunun belirtildiği, bu bağlamda alanında uzman kişiler tarafından aracın rayiç bedelinin tespit edilerek değer tespiti yapılması gerekir iken mahkemece eksik inceleme ürünü bilirkişi raporu üzerinden hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, davacının talep ettiği aksesuar bedelinin teminat kapsamında olmadığını, yerel mahkemece verilen ilamda, tarafların iddiaları ve savunmalarının hiçbir şekilde değerlendirilmediğini, reddedilen veya kabul edilen kısımla ilgili gerekçelere yer verilmediğini, delillerin tartışılmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda sigortaya konu edilen aracın pert kabul edilmesi gerektiği değerlendirilerek piyasa rayiç değerinin 60.000,00 TL olduğu, aracın hurda değerinin 13.000 TL olduğu belirtilmiş olup davacı 22.04.2020 tarihli dilekçesinde sovtaj taleplerinin bulunmadığını açıkça beyan ettiğinden hükmedilecek tazminat tutarının bu sonuca göre belirleneceği, bahse konu eksikliğin giderilmesi amacıyla Türkiye Noterler Birliğine müzekkere yazılmış olup gelen cevabi yazı incelendiğinde; ... plakalı araç kaydının aktif olduğunun belirtildiği, gelen cevabi yazı ve hükme esas alınmaya elverişli 05.04.2021 tarihli bilirkişi raporundaki tespitler ışığında davacının gerçek zarar miktarının 47.000 TL olduğunun kabul edilerek davalının bu yöndeki istinaf talebinin kabulüne karar vermek gerektiği, öte yandan davacı yanın dava dilekçesinde hüküm altına alınan alacağa temerrüt faizi işletilmesini talep ettiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, TTK'da düzenlenen ve mutlak ticari işlerden olan sigorta sözleşmesinden kaynaklandığı, bu durumda mahkemece hüküm altına alınan tazminata ticari faiz niteliğindeki avans faizi işletilmesine karar verilmesi gerekirken yasal faiz işletilmesine karar verilmesinin isabetsiz olduğu, davalı ... şirketinin 50.000 TL'lik aksesuar bedeline yönelik istinaf talebi yönünden yapılan değerlendirmede; her ne kadar davalı mahkemece araştırma yapılmadan 50.000 TL aksesuar bedelinin belirlenip karar verildiğini belirterek hükmü istinaf etmiş ise de davalı ... şirketince 22.05.2019 tarihinde eksper atandığı, yapılan inceleme ve değerlendirme sonucu aracın rayiç bedeli olarak davacıya 35.000 TL, aksesuar bedeli olarak 50.000 TL teklif edildiği sabit olup davacının şirkete verdiği cevabi yazıda 50.000 TL donanım bedeline bir itirazının bulunmadığı, davalı tacir olup 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 21/3 madde hükmündeki; "Telefonla, telgrafla, herhangi bir iletişim veya bilişim aracıyla veya diğer bir teknik araçla ya da sözlü olarak kurulan sözleşmelerle yapılan açıklamaların içeriğini doğrulayan bir yazıyı alan kişi, bunu aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde itirazda bulunmamışsa, söz konusu teyit mektubunun yapılan sözleşmeye veya açıklamalara uygun olduğunu kabul etmiş sayılır." düzenlemesi karşısında davalının 50.000 TL donanım bedeli ödemeyi davadan önce kabul ettiği yine TTK 1409.maddesi uyarınca sözleşmelerde öngörülen rizikolardan herhangi biri veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığının ispat yükümlülüğünün sigortacıya ait olup sigortacının bu yöndede dosyaya delil sunmadığı görülmekle davalının bu yöndeki istinaf talebinin yerinde olmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçesiyle davacının ve davalının istinaf başvurularının kabulü ile, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.2.maddesi gereğince Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin istinafa konu edilen 02.06.2021 tarih ve 2020/433 E - 2021/379 K sayılı nihai kararının kaldırılmasına, düzeltilerek yeniden karar verilmesi ile davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile 97.000,00 TL tazminat bedelinin temerrüt tarihi olan 07.07.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, rayiç bedelin düşük belirlendiğini, aracın normal kullanıma özgülenmiş kamyonet gibi değerlendirildiğini, kısmen redde ilişkin kısmı kabul etmediklerini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
davalı ... tarafından Kasko Sigorta Poliçesi ile teminat altına alınan davacıya ait araçta meydana gelen hasar bedelinin tahsili talebine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1401 vd. maddeleri, Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/J maddesi uyarınca davacıdan harç alınmamasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.