Esastan ret

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı Paşam Temizlik Ltd. Şti. ile davacı arasında düzenlenen satım sözleşmesine istinaden davacı tarafından davalıya davalının malları teslim edileceği tarih olan 10.09.2019 vadeli çek düzenlenerek davacı yardımcısı ...'e teslim edildiğini, ... ile davalı şirket yetkilisi ...'ün banka şubesine birlikte gittiklerinde davalı ...'ün çeki çalarak bankadan ayrıldığını, satıma konu malların davacıya teslim edilmediğini, davacı tarafından keşide edilen ve davalı şirkete teslim edilen çekin ... ve ...'a ciro edildiğini, hamilin davaya konu çekin bedelsiz olduğunu bilerek zarar verme amacıyla çeki kötü niyetle iktisap ettiği, davalı Paşam Ltd. Şti. yetkilisi ve tek ortağı olan ...'ün kendisi ile işlem yapmasının yasak olduğunu, ...'ün daha önceki dönemde de ...'a ticari defter ve kayıtlarını çaldığını, ...'ın herhangi bir mal varlığı bulunmadığı gibi ticari faaliyetinin de bulunmadığını, cirantaların birlik içinde hareket ettiklerini belirterek çekin bedelsizliğinin ve davacının çek ve icra takibi dolayısıyla borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

1. Davalılar Paşam Temizlik Teks. Sos. Hizm. San ve Tic. Ltd. Şti. ve davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalı şirketin davacıya faturalarda belirtilen malları satarak teslim ettiğini ve dava konusu edilen çeki davacıdan teslim aldığını, sunulan tahsilat makbuzunda da görüleceği üzere söz konusu ticari ilişki nedeniyle iki adet çek düzenlendiğini, çeklerden tarihi önce olan dava konusu olmayan çekin davalı tarafından tahsil edildiğini, taraflar arasındaki ticari ilişkinin iki tarafın ticari defter ve kayıtlarında bulunduğunu hiç bir tacirin teslim almadığı mallar dolayısıyla düzenlenen faturayı alıp defterlerine işlemeyeceğini, davacının davalının çeki çaldığı iddiasının iftira niteliğinde olduğunu, çekin tahsili konusunda davalının düzenlediği tahsilat makbuzu aslı davacıya teslim edildikten sonra davalıya lazım olduğunda davacının muhasebe iç elemanı tarafından e posta ile kendilerine gönderildiğini, bundan başka ... isimli bir şahıs tarafından aynı çekle ilgili çalıntı iddiası ile suç duyurusunda bulunulduğunu ve 2019/455 E. sayılı dosyada ödeme yasağı kararı aldırıldığını, bu iki iddianın aynı anda ileri sürülmesinin davacının iyi niyetli olmadığını gösterdiğini savunarak davanın reddine ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatı istemiştir.

2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalının iyi niyetli hamil olduğunu, davacı ve diğer davalılar arasındaki ilişki hakkında bilgisi olmadığını, davacının günlerce kendisini oyaladığını icra takibine geçmesini ötelediğini, davacının delil yaratma gayreti ile kötü niyetli hareket ettiğini, davasında yazılı delilleri ispat etmesi gerektiğini belirterek iyi niyetli halim davalı hakkında açılan davanın reddine, davacı aleyhine % 20 kötü niyet tazminatı istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı Paşam Ltd. Şti. tarafından davacı adına düzenlenen toplam 643.518,90 TL bedelli 6 faturanın davacı ve davalının ticari defterlerine kaydedildiği, faturalara karşılık dava konusu edilen 395.518,00 TL bedelli çek ile 250.000,00 TL bedelli çekin davacı tarafından keşide edilerek davalı Paşam Tem. Ltd. Şti.'ye teslim edildiği, çekin davacı defterlerinde verilen çekler hesabına, davalı Paşam Tem. Ltd. Şti.'nin defterlerinde ise alınan çekler hesabına kayıt edildiği, davalı Paşam Ltd. Şti. tarafından davalı adına düzenlenen tüm faturaların ve bu faturalara karşılık aynı miktarda davacı tarafından davalı Paşam Ltd. Şti. lehine düzenlenen iki çekin her iki şirketin ticari defterlerine kaydedilmesi ve vergi dairelerinden temin edilen BA-BS form bildirimlerinde beyan edilmesiyle birbirini doğruladığı, davacının ticari defterlerinde 23.09.2019 takip tarihinden sonra olmak üzere 28.09.2019 tarihinde kendi defterlerinde "düzeltme beyanı ile kayıtlarından çıkarılan KDV" açıklaması ile ters kayıt yapılarak davalıdan alacaklı gösterilmiş ise de bilirkişi tarafından ilgili dönemlerde kayıtlardan çıkarılan faturalara ilişkin KDV beyannamelerinde faturalarla ilgili iptal/iade/düzeltme vb işlem yapılmadığının tespit edildiği, dava konusu çeke ilişkin aleyhine takip başlatıldıktan sonraki bir tarihte davacı tarafından kendi defterlerinde ters kayıt yapılması işlemine itibar edilemeyeceği, davacının Paşam Ltd. Şti. yönünden bedelsizlik iddiasını kanıtlayamadığı, ödenmediği sabit olan dava konusu çekin usulüne uygun ciro yoluyla diğer davalılara verildiği ve çek hamili tarafından kambiyo senetlerine özgü takip başlatılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, davacı aleyhine %20 tazminata hükmedilmesine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; alınan bilirkişi raporunun davalılar arasındaki ilişkiyi net olarak ortaya koyabilir nitelikte olmadığını, davalı ...'a ait BA BS formlarında ... ile arasında ticari ilişki olduğuna dair herhangi bir beyan olmadığını, davalı Paşam Temizlik Ltd. Şti.'nin defter ve kayıtlarının sunulduğunu, diğer davalılar tarafından hiçbir belge ve delil sunulmadığını, BA BS formlarında davalılardan her ikisinin kayıtlarında da birbirlerine kesilmiş bir faturaya rastlanılmadığını, davalı Paşam Temizlik Ltd. Şti.'nin faturaya konu malları envanterinde bulundurup bulundurmadığının tespitinin Mahkemece yapılmadığını, davalı şirketin herhangi bir ürün almadığını, 10.000.000,00 TL değerinde ürün sattığını, bilirkişilerce şirkete ait hesaplara para girişinin bulunmadığının tespit edildiğini, davalı şirketin 10.000.000,00 TL değerinde ürün satılmasına karşılık banka hesaplarına giriş olmamasının davalının gerçeğe aykırı fatura düzenlediğini gösterdiğini, teslim konusunda ispat külfetinin davalıda olduğunu ancak davalı tarafından teslime ilişkin herhangi bir belge sunulmadığını, davalının gerçeğe aykırı olarak fatura kestiğini, bildirdikleri tanıkların dinlenmediğini, istinaf başvurusunun kabulü ile Yerel Mahkeme kararının bozularak davanın kabulüne karar verilmesini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemece, yargılamanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda (6100 sayılı Kanun) düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, İlk Derece Mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön olmamasına ve özellikle davacının ileri sürdüğü iddiaları ispat edememiş olmasına göre davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen dikkate alınacak sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.

Dava, menfi tespit davasıdır.

6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

06.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.