Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen itirazın iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...'nin işleten ve davalı ...'nin sürücüsü olduğu sigortasız motosikletin 05.01.2012 tarihinde yaptığı kazada motosiklette yolcu olan ...'in %33 oranında malul kaldığını ve davacı kurumun şahsa 56.365,36 TL tazminat ödediğini, motosiklette yolcu olan...'in ise kaza nedeni ile %5 oranında malul kaldığını ve davacı kurumun 9.323,00 TL olmak üzere toplam 65.688,36 TL tazminat ödediğini, davalılara ödenen tazminatın rücusu amacıyla Antalya 7. İcra Müdürlüğünün 2013/3828 sayılı dosyası ile takip başlattıklarını ancak borca yapılan itiraz nedeni ile takibin durduğunu beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile Antalya 7. İcra Müdürlüğünün 2013/3828 sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin 65.688,36 TL üzerinden devamına 56.365,36 TL için ödeme tarihi olan 29.03.2013 tarihinden itibaren, 9.323,00 TL için 18.02.2013 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesini ve %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; taleplerin zamanaşımına uğradığını, aracın davalı ... tarafından kullanılmadığını ...'in kullanıldığını, zira müvekkilinin ehliyetinin olmadığını ve motosikletin kullanılmasına ailesinin izin vermediğini, olay günü Mehmet ve kardeşi Şerife'nin motosiklete binmek için çok ısrar ettiklerini, aracı kullananların kazada yaralanan kişiler olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 18.02.2015 tarihli ve 2014/1115 Esas, 2015/150 Karar sayılı kararıyla; 6102 sayılı TTK'da değişiklik yapan ve 01.07.2012 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6335 sayılı kanunun 2. maddesi ile 6102 sayılı kanunun 5. maddesinin 3. fıkrası değiştirilmiş ve asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olarak düzenlendiği, 22.03.1944 tarih Esas 37, Karar 9 nolu 03.07.1944 tarihli resmi gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kararında ve Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2013/573 Esas - 2013/2095 Karar nolu ilamında da açıklandığı üzere "sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle halefiyet davası ticari bir dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış oluduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası içinde söz konusudur," dosya kapsamı incelendiğinde; davacı sigorta şirketi olup, uyuşmazlık haksız fiilden kaynaklandığından ve haksız fiilden kaynaklanan davalara bakmak görev ve yetkisi Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğundan dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay (kapatılan) 17 Hukuk Dairesinin 2015/7143 Esas, 2015/8639 Karar sayılı ilamıyla; "
"5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14/b maddesinde rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan teminat tutarları dahilinde sigortasını yaptırmamış olanların neden olduğu bedensel zararlar için zorunlu sigortalara ilişkin olarak koşulların oluşması halinde ortaya çıkan zararların, bu sigortalarla saptanan geçerli teminat miktarlarına kadar karşılanması amacıyla ... oluşturulacağı,
Yasanın geçici 2. maddesine dayanılarak çıkarılan ... yönetmeliğinin 16/c maddesinde zarardan sorumlu olan kişilere veya yükümlü sigorta şirketine hesaptan yapılan ödemeler nedeniyle rücu hakkının kullanılacağı,
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1483 vd. maddelerinde Zorunlu Sorumluluk Sigortaları, 6102 Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde bu kanundan doğan davaların ticari dava sayıldığı,
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/2 maddesinde de ticari davalara Asliye Ticaret Mahkemeleri'nce bakılacağı, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu düzenlenmiştir.
Somut uyuşmazlıkta; davacı ... Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası bulunmayan davalıların işleteni ve sürücüsü olduğu aracın neden olduğu kazada yaralanan dava dışı kişiye, sigorta teminatı dahilinde ödediği tazminatı zarardan sorumlu olan davalılardan rücuen talep etmektedir.
Açıklanan yasal düzenlemelere göre, dava konusu uyuşmazlıkta sigorta hukuku uygulanacağından mahkemece yargılamaya devam edilip işin esası yönünden varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiştir." gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın trafik kazası nedeni ile ödenen maluliyet bedelinin araç sürücüsü ve malikinden tahsili amacıyla açılan itirazın iptali davası olduğu, Antalya 25. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/597 Esas sayılı dosyasında motosikleti ...' in kullandığı, ...' nin kullanmadığı gerekçesi ile ... hakkında suç üstlenmekten dolayı mahkumiyet kararı verilmekle somut olayda motosikleti ...'nin kullanmadığı, ...'in kullandığının kabul edildiği, bu nedenle davalı ... yönünden davanın reddine karar verildiğini, Necati Cömert'in kazada %100 oranında kusurlu olduğu alınan Adli Tıp Kurumu raporu ile sabit olup bu kişinin kendi kusuru ile yaralanmış olması nedeni ile tazminat hakkı olamayacağı ve davacının bu kişiye ödediği bedeli davalı ...'den isteyemeyeceği,...'in kazada yaralanması nedeni ile 3 aylık geçici iş göremez olduğu ve karşılığında 2.103,39 TL tazminat hakkı bulunduğu gerekçesi ile davacının davalı ...'ye karşı açmış olduğu davanın kısmen kabulü ile davalı ...' nın Antalya 7. İcra Müdürlüğünün 2013/3828 sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptaline, takibin 2.103,39 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren uygulanacak avans faizi ve takip giderleri ile birlikte tahsile imkan verecek tarzda takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, alacak yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı talebinin reddine, davalı ... bakımından davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı ... ve ... lehine vekalet ücreti verilmesinin hatalı olduğu, maluliyet raporlarını kabul etmedikleri gerekçeleri ile kararın bozulmasını talep etmiştir.
Uyuşmazlık, sigortasız aracın 05.01.2012 tarihinde yaptığı çift taraflı kaza neticesinde davacı kurumun ödediği tazminat miktarlarını rücu amacıyla başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3/2 maddesi atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı HUMK'nun 427 vd. maddeleri, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 46 ncı maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90,91 inci maddeleri, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, ... Yönetmeliği 9/d, 16'ncı maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67'nci maddesi.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeler ile bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmamasına, kaza tarihi itibari ile geçerli yönetmelik hükümlerine uygun şekilde maluliyet raporlarının tanzim edilmiş olmasına, davalı ... yönünden takdir edilen vekalet ücretinin usul ve yasaya uygun olmasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacının diğer temyiz itirazlarına gelince;
05.01.2012 tarihli kaza nedeni ile tanzim edilen kaza tespit tutanağında sürücünün ... olduğu belirtilmiş, davalı ... kollukta verdiği 10.01.2012 tarihli ifade de aracı kendisinin kullandığını beyan etmiştir. Davacı tarafından dava dışı ...'e 29.03.2013 tarihinde 56.365,36 TL, dava dışı...'e ise 18.02.2013 tarihinde 9.323,00 TL ödeme yapılmıştır. Yargılama sırasında davalı ...'nin aracı kendisinin kullanmadığını ifade etmesi üzerine mahkemece davalı hakkında 12.09.2018 tarihli celsede suç duyurusunda bulunulmuş, Antalya 25 Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/597 Esas, 2020/910 Karar sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde davalı ... hakkında suç üstlenmek suçu nedeni ile mahkumiyet kararı verilmiştir.
Motosiklet sürücüsü olmadığı halde aracı kendisinin kullandığını ifade eden davalı ..., aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermiştir. Bu halde davalı ... lehine vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değildir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.
1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün "Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 5.100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'ye verilmesine," şeklindeki 7 nci bendinin hükümden çıkarılmasına ve kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA;
Peşin alınan temyiz harcının davacıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
06.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.