Davanın reddi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz (genel mahkemeden devreden) davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Kadastro sırasında, Bitlis ili Ahlat ilçesi Güzelsu Köyü çalışma alanında bulunan 1612,1613 ve 1619 parsel sayılı sırasıyla 18.000.00,25.000.00 ve 183.000.00 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduklarından söz edilerek, malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir.
Davacı ... tarafından, davalılar Hazine ve ... Köyü Tüzel Kişiliği aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tescil davası, davaya konu olan parseller hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince, çekişmeli parsel tutanakları ile aktarılan dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; "... davacı taraf yararına zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği ve belgesiz sınırlamalarının dikkate alındığı ..." gerekçesiyle verilen davanın kısmen kabulüne, çekişmeli 1612,1613 parsel sayılı taşınmazlar ile 1619 parsel sayılı taşınmazın 08.07.1976 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 100.000,00 metrekare yüzölçümündeki kısmının ... ve 1619 parsel sayılı taşınmazın (B) harfi ile gösterilen 62.000,00 metrekare yüzölçümündeki kısmının ise Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline ilişkin ilk karar, davalı Hazine vekili ve davalı ... Köyü Tüzel Kişiliği temsilcisinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 20.02.2017 tarihli ve 2016/3258 Esas, 2017/985 Karar sayılı ilamıyla; "... yapılan değerlendirmenin dosya kapsamına uygun düşmediği, dava konusu taşınmazların dört tarafı tespiti hükmen kesinleşen 1862 parsel sayılı mera parseli ile çevrili olduğu, mera bütünlüğünü bozan bu taşınmazların da meradan açılmak suretiyle elde edildiğinin kabulünün zorunlu olduğu açıklanarak, özel mülkiyete elverişle olmadığı anlaşılan çekişmeli taşınmazlar hakkında açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesinin isabetsizliğine ..." değinilerek bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonunda; "davanın reddine, çekişmeli 1612,1613 ve 1619 nolu parsel sayılı taşınmazların Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline" karar verilmiş, hükmün bu kez davacı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 11.03.2021 tarihli ve 2018/3480 Esas, 2021/2363 Karar sayılı ilamıyla; "... dosya içeriğine ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, sair temyiz itirazlarının yerinde olmadığı ancak, dava, aktarılan dava niteliğinde olup, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 30/2. maddesi uyarınca re'sen araştırma ilkesi çerçevesinde taşınmazların gerçek hak sahibinin belirlenip, bu surette taşınmazların boş olan malik hanelerinin doldurulması zorunlu bulunduğuna ve hükmüne uyulan bozma ilamında da, çekişmeli taşınmazların meradan açılmak suretiyle elde edildiklerinin kabulünün zorunlu olduğu açıklanarak, davanın reddine karar verilmesi gereğine değinildiğine göre, davanın reddi ile taşınmazların kamu orta malı - mera vasfıyla sınırlandırılarak özel sicillerine yazılmasına karar verilmesi gerekirken, özel mülkiyete konu olacak şekilde Hazine adına tescillerine karar verilmesinin isabetsizliğine ... " değinilerek bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın reddine, çekişmeli 1612,1613 ve 1619 parsel sayılı taşınmazların kamu orta malı mera vasfı ile sınırlandırılarak özel sicillerine yazılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, hükmüne uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
06.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.