Hükümlü hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.12.1999 tarihli ve 1999/145 Esas, 1999/250 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (765 sayılı Kanun) 450 nci maddesinin dördüncü fıkrası, 62 nci maddesini birinci fıkrası, 59 uncu madesi, 31 inci maddesi, 33 üncü maddesi gereğince 16 yıl 8 ay ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 03.07.2000 tarihli ve 2000/1174 Esas, 2000/2184 Karar sayılı kararıyla onanarak hükmün kesinleşmesi üzerine uyarlama yargılaması neticesinde Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.04.2016 tarihli 1999/145 Esas 1999/250 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince 16 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

3. Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 26.01.2021 tarihli ve 2020/1417 Esas, 2021/352 Karar sayılı kararıyla hükmün bozulması üzerine Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 01.06.2021 tarihli 2021/88 Esas 2021/165 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince 14 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Hükümlü müdafiinin temyiz sebepleri özetle; sanık hakkında teşebbüs nedeniyle daha az ceza verilmesi gerektiğine, takdiri indirim hükümlerinin uygulanması gerektiğine vesaire ilişkindir.

Hükümlü hakkında tasarlayarak kasten öldürmeye teşebbüs suçundan 765 sayılı Kanun’un 450 ve 62 maddeleri uyarınca kurulup Yargıtay 1. Ceza Dairesince onanmak suretiyle kesinleşen hükmünden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9 uncu maddesi uyarınca yeniden duruşma açılarak yapılan inceleme sonucu kurulan hükümde herhangi bir hukuka aykırılık görülmemiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 01.06.2021 tarihli ve 2021/88 Esas, 2021/165 Karar sayılı kararında hükümlü müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden hükümlü müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

06.03.2024 tarihinde karar verildi.
K A R Ş I O Y
İncelemesi yapılan davada hukuki uyuşmazlık konusu uyarlama yargılamasında belirli sınırlar arasında uygulama yapılırken ilk verilen cezadaki oranlara ne derece uyulması gerekeceği yolundadır.
Hükümlü hakkında 765 sayılı Yasa 454/4,62 nci maddeler uyarınca 20 yıl ağır hapis cezası verilmiş 59 uncu maddeler uyarınca da 1/6 oranında indirim yapılmıştır.
Uyarlama yargılaması yapan Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi TCK 82/1-a maddesi uyarınca ağırlaştırılmış müebbet, 5237 sayılı Yasa 35/2 nci madde uyarınca 17 yıl hapis cezası ve TCK'nın 62 nci maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yaparak sonuçta 14 yıl 2 ay hapis cezası vermiştir.
765 sayılı Yasa'nın 62 nci maddesi tam teşebbüsü düzenlemiş ve alt sınırını 20 yıl geçici hapis cezası olarak tanımlamıştır. En önemlisi 765 sayılı Yasa'nın tam teşebbüs kavramında eyleme yönelik olarak failin elinden gelen bütün icrai hareketleri bitirmesi ve fakat sonucun meydana gelmemesi kıstası konulmuştur. Oysa 5237 sayılı Yasa 35 inci madde de tehlike ve zararın ağırlığını kıstas almıştır.
Bu minvalde uyarlama duruşması yapılırken 23.02.1938 tarihli 23-9 sayılı içtihati birleştirme kararı ve 5252 sayılı Yasa 9 uncu maddeler dikkate alındığında esasen delil tartışmasına ve suç nitelendirmesine gerek olmayacaktır. Karşılaştırma yaparken de önceki hükümde alt sınırdan ceza verilmiş ise uyarlama yargılamasında da alt sınırdan hüküm kurulmalı takdir teştid uygulanmış ise yeni yasada ceza verirken bu orana dikkat edilmelidir.
Bu çerçevede mevcut davada yeni yasa teşebbüse sanık lehine bir kıstas daha getirmiş eylemin icra hareketinin bitmesi ile beraber ayrıca ceza miktarının zarar ve tehlikenin ağırlığına göre belirleneceğini bildirmiştir. 765 sayılı Yasa 62 nci madde de sadece eyleme yönelik icra hareketlerinin bitmesini kıstas olarak aldığına göre ve orada hükümlüye alt sınırdan 20 yıl ceza verildiğine göre bunun ötesinde de yeni TCK da tek koşul bu olmadığına göre 765 sayılı Yasa'da ki iki maddelik aleyhe teşebbüs düzenlemesi sanığa fazla ceza olarak yüklenemez. Netice de teşebbüs uygulaması yapılırken sanık için alt sınırdan uygulama yapılmalıdır.
Bu gerekçelerle uyarlama yargılamasında sanık için teşebbüs derecesinde alt sınırdan uzaklaşılarak yeniden delil değerlendirmesi yapacak şekilde fazla ceza tayini ile verilen karar hakkında onama yolunda görüş bildiren sayın çoğunluğa iştirak etmiyoruz.