Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiline ait araç ile davalı ......ç'ın sürücü, davalı ...'nın işleten ve diğer davalı ... şirketine ZMSS ile sigortalı araç arasında 21.03.2015 tarihinde meydana gelen kazada davacının aracında hasar ve değer kaybı oluştuğunu, araçtaki hasarın 10.060,00 TL olduğunu ve davalının 6.970,00 TL'sini ödediğini, bakiye 3.090,00 TL masraf kaldığını, kaza nedeni ile polis memuru olan davacının yüzünde sabit iz meydana geldiğini beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 3.000,00 TL değer kaybı ve sigorta şirketi tarafından karşılanmamış 3.060,00 TL tamir ve çekici bedelinin sigorta şirketi limitleri dahilinde şirket yönünden dava tarihinden, diğer davalılar yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken tahsilini, 20.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve...kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken tahsilini talep etmiştir.
Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde; davacıya başvurusu nedeni ile 28.04.2015 tarihinde 6.970,00 TL araç hasar tazminatı ödemesi yapıldığını, davanın reddi ya da ödemenin tenzilini talep ettiklerini, kusur oranı ve poliçe limiti ile sınırlı sorumlulukları olduğunu, kusurun tespiti gerektiğini, temerrüte düşmediklerini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; kazada kusurları olmadığını, davacının beyan ettiği gibi aracın kullanılamaz ... gelmiş olması halinde sigorta şirketinin pert kaydı oluşturacağını, talep edilen tazminat miktarlarının afaki olduğunu, davacıya ait aracın 13.12.2007 tarihinde kaza yaptığını, bunun dikkate alınması gerektiğini, kaza sonrası davacı ile ilgilenildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 03.06.2016 tarihli ve 2015/300 Esas 2016/156 Karar sayılı kararıyla; davanın trafik kazası nedeni ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, kazada yaralanan davacının şikayetçi olmaması nedeni ile Karabük Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/2358 E., 2015/1537 K. Sayılı kararı ile Kovuşturmaya Yer Olmadığı kararı verildiği, alınan rapor ile davacının BTM ile giderilir şekilde ve yüzünde lezyon oluşmuş şekilde yaralandığı, kusur incelemesi neticesinde Adli Tıp Kurumundan alınan raporda davalı...'ın kazada %75 oranında, davacının ise %25 oranında kusuru bulunduğunun belirlendiği, maddi tazminatın belirlenmesi amacıyla alınan rapor ile araçta meydana gelen zararın 7.050,00 TL olarak belirlendiği, %75 kusur oranı üzerinden 5.287,50 TL'den davalıların sorumlu olduğu, 6.970,00 TL ödeme yapıldığı ve maddi tazminatın karşılanması nedeni ile reddi gerektiği, kazada davacının yüzünde sabit iz kalacak şekilde yaralandığı hak ve nesafet kurallarına göre 3.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, maddi tazminatın reddine, 3.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar Sercan ve Numan Fikri'den müştereken tahsiline karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay (kapatılan)17 Hukuk Dairesinin 15.05.2019 tarih,2016/11702 Esas, 2019/6170 Karar sayılı ilamında;
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı taraf, çift taraflı kazada aracının hasarlandığını ve değer kaybına uğradığını, davalı trafik sigortası tarafından yapılan ödemenin gerçek zararını karşılamadığını belirterek aracın değer kaybından dolayı 3.000,00 TL, hasar bedeli olarak 3.090,00 TL maddi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece benimsenen makine mühendisi bilirkişi raporu doğrultusunda, davacıya ait aracın değer kaybına uğramadığı, davalı ... tarafından 6.970,00 TL ödeme yapıldığı dikkate alındığında davacının karşılanmamış zararı bulunmadığı belirtilerek davacının maddi tazminat talebinin reddine karar verilmişse de, mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporunda araç değer kaybı hesaplaması Daire kriterlerine uygun biçimde doğru yapılmamıştır.
Davacı ...'nin aracında kaza nedeniyle hayatın olağan akışına göre değer kaybı oluşacağı muhakkaktır. Mahkemece; yapılacak iş araç değer kaybı konusunda, tüm dosya kapsamına göre; davacı aracının modeli, markası, kaza tarihindeki yaşı, kilometresi, hasarının nitelik ve niceliği vs. gibi hususlar gözönünde bulundurularak, kaza tarihi itibariyle serbest piyasadaki 2. el piyasa rayiç değeri (hasarsız haliyle) ile aracın hasarı onarıldıktan sonraki haline göre serbest piyasadaki 2. el piyasa değeri arasındaki fark (aradaki farkın değer kaybı olarak kabul edilmesi) hususunda ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli şekilde ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesinden ibarettir. Eksik incelemeyle, yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması isabetli değildir.
3-Davacı taraf, trafik kazası sonucu yaralanması nedeni ile yüzünde sabit iz meydana geldiğini ileri sürmüş, mahkemece bu konuda herhangi bir rapor alınmadan ceza yargılamasında alınmış rapora göre davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 3.000,00 TL'ye karar verilmiştir.
Mahkemece yapılacak iş, davacının yüzünde sabit iz oluştuğuna ilişkin iddiasına yönelik Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan, davacı bizzat hazır edilerek yeni ve denetime uygun bir rapor alınarak karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
4-Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir." gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın trafik kazası nedeni ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, kusur incelemesi neticesinde Adli Tıp Kurumundan alınan raporda davalı ...'ın kazada %75 oranında, davacının ise %25 oranında kusuru bulunduğunun belirlendiği, 03.06.2016 tarihli mahkeme kararında alınan bilirkişi raporu doğrultusunda araçta değer kaybı oluşmadığından maddi tazminat talebinin reddi, 3.000,00 TL manevi tazminata karar verildiği, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/11702 Esas, 2019/6170 Karar sayılı 15.05.2019 tarihli ilamı ile kaza nedeni ile araçta değer kaybı oluşacağından bu konuda rapor alınması gerektiği, davacının yüzündeki sabit iz oluştuğu iddiası ile ilgili olarak Adli Tıp Kurumundan alınacak rapor sonucunda manevi tazminata karar verilmesi gerektiği gerekçeleri ile kararın bozulduğu, bozma kararı sonrasında alınan ek rapor ve farklı bir bilirkişiden alınan rapor ile davacıya ait 1995 model aracın kaza tarihinde 20 yaşında olması, piyasa rayicinde kaza öncesi ve sonrası değeri arasında bir fark bulunmaması nedenleriyle araçta kaza nedeniyle değer kaybı oluşmadığının rapor edildiği, kazadaki kusur oranları, kaza nedeni ile davacının yüzünde sabit iz oluştuğuna dair Adli Tıp raporu ve manevi tazminatın zenginleşme aracı olarak kullanılmayacak olması birlikte değerlendirildiğinde 6.000,00 TL manevi tazminat verilmesi gerektiği gerekçesi ile 6.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, maddi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili; bozma ilamı ile araçta değer kaybı oluştuğunun belirtilmesine rağmen alınan rapor ile değer kaybı olmadığının belirtildiğini, bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, manevi tazminatın yetersiz olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Uyuşmazlık, davalı ... tarafından Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile teminat altına alınan davalıya ait aracın, davacıya ait araç ile 21.03.2015 tarihinde yaptığı kaza sonucu araçta meydana gelen hasar ve değer kaybı ile manevi tazminat talebine ilişkindir
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3/2 maddesi atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı HUMK'un 427 vd. maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49,56 ncı maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90 ve 91 inci maddeleri, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olmasına, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamasına, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmamasına, alınan bilirkişi raporları ile kaza nedeni ile davacının aracında değer kaybı oluşmadığının belirlenmiş olmasına, davacıda meydana gelen maluliyet dikkate alındığında manevi tazminat miktarının yeterli olduğunun anlaşılmasına göre temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
06.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.