1-... (Kendi adına asaleten, müteveffa ..., ... ve ...'a veraseten, mirasçılar ... ve ...'a velayet)
2-... vekilleri Avukat ...
3-... (Devir Olan Türkiye Sigorta Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği) vekili Avukat ...
4-... vekili Avukat ...
...
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen rücuen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın davalı ... (SGK) bakımından kabulüne, diğer davalılar yönünden reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı SGK vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...'ın sürücüsü bulunduğu sigortasız aracın 12.09.2004 tarihinde yaptığı kaza neticesinde araç içinde bulunan davalı ..., ..., ..., ...'ın yaralandıkları, sonrasında ... ve ...'ın vefat ettiği kazada, davalıların davacı hastaneye getirilerek tedavilerine başlandığını, kazada davalı ...'ın %100 oranında kusurlu olduğunu, müvekkili hastanenin davalıların tedavisi için yaptığı tedavi giderleri için davalı ... Hesabına başvuru yaptıklarını ancak davalı kurumun kazada davalı ...'ın kusurlu olması ve diğer davalıların da A...'ın çocukları olması nedeni ile tedavi giderlerini ödemediğini, sadece kazada hayatını kaybeden ... için faturaların Sağlık Bakanlığı tarifesine göre ödeme yapılacağını beyan ettiğini, davacı hastanenin yaklaşık cari fiyatlara göre 150.000,00 TL, Sağlık Bakanlığı tarifesine göre ise 97.582,52 TL tedavi gideri yaptığını, ve bu giderleri talep etme hakkı bulunduğunu beyan ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile toplam 97.582,52 TL tedavi giderinin kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davalı ... ve ... vekili; 12.09.2004 tarihli kazada davalı ..., eşi ... ve çocukları ..., ... ve...ün yaralandıklarını, kaza yerinde olan üçüncü şahıslar tarafından davacı hastane aciline getirtildiklerini, sonrasında ... ve ...'ın vefat ettiğini, davalı ...'ün ise yaptıkları ısrar sonucu başka hastaneye sevkini sağladıklarını ve bir süre sonra bu davalının da vefat ettiğini, davacının gereksiz işlemler ve tedaviler uygulayarak hastane masraflarının artmasına neden olduklarını, üstelik davacı hastane tarafından istenen bir kısım ilaç ve araçları davalılarca temin edildiğini, kaza tarihinden itibaren avans faizi istenemeyeceğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... vekili; davacının kendilerinden talepte bulunamayacağını, bu taleplerin muhatabının sigorta şirketleri olduğunu, kendilerinin ise mağdurların zararını karşılayan bir kamu kurumu olduklarını, tacir yada sigorta şirketi olmadıklarını, alacaklı ve borçlu sıfatının birleşecek olması nedeni ile ödeme yapılamayacağını, zira kazaya küçüklerin babası ...'ın sebep olduğunu, ayrıca kazada kusur oranlarının tespitini talep ettiklerini, teminat limiti ve kusur oranı ile sorumluluklarının sınırlı olduğunu, tedavi giderlerinin tespitinde Sağlık Bakanlığı fiyat tarifesinin esas alınmasını, kazaya karışan araçların poliçelerinin araştırılmasını, kaza tarihi itibari ile avans faizi istenemeyeceğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Dahili davalı SGK vekili; dava açılmadan kuruma başvuru yapılması gerektiğini bunun dava şartı olduğunu, bu davaya bakmakla görevli mahkemenin iş mahkemesi olduğunu, yasal düzenlemeler gereği trafik kazaları nedeni ile sunulan sağlık hizmet bedellerinin SUT kapsamında kurumca karşılandığını, kendilerine başvuru yapılıp yapılmadığı ve ödeme yapılıp yapılmadığı hususunda yazışmalarının devam ettiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
İstanbul 37. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03.07.2012 tarihli ve 2011/22 Esas, 2012/157 Karar sayılı kararıyla; 12.09.2004 tarihli kazada davalı ...'ın kusurlu olduğu, sürücülüğünü yaptığı araca ait trafik sigortası bulunmadığı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 8 ve 98 inci maddelerinde tedavi hizmetlerinin ödenmesine ilişkin düzenleme mevcut olduğu, her ne kadar 25.02.2011 tarih 6111 sayılı Kanun ile önceki tarihli kazalardan dolayı da SGK'nın tedavi giderlerinden sorumlu olduğu belirtilmiş ise de olayın bu kanunun yayım tarihinden önce meydana geldiği, olay tarihinde Güvence Hesabının trafik sigortası olmayan durumlarda trafik kazası ile neden olunan tedavi giderlerini ödemek zorunda olduğu, 2012/5 sayılı ve 07.02.2012 tarihli Genel Sağlık Sigortası Genelgesinde trafik kazasının oluş tarihine ve kazazedenin genel sağlık sigortalısı olup olmadığına bakılmaksızın 25.02.2011 tarihinden önce üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmi ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarınca verilmiş ancak, "Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası" kapsamında olmadığından dolayı sigorta şirketlerince ödemesi yapılmayan sağlık hizmet bedellerinin SUT hüküm ve ekleri esas alınarak Sosyal Güvenlik Kurumunca karşılanacağı belirtildiğinden ve bu genelgenin kapsamı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nda tanımlanan trafik kazası tarifine uyan ve ülkemiz sınırları dahilinde meydana gelen trafik kazaları sonucu oluşan tedavi giderlerinin karşılanması ile sınırlı olduğu, buna göre gerçek kişi davalıların, davacı hastanenin tedavi gideri talebinden sorumlu olmayacakları gerekçesi ile davalı ... Hesabına karşı açılan davanın kısmen kabulüne, ... için yapılan 12.240,41 TL, ... için yapılan 509,30 TL, ... için yapılan 40.000,00 TL (... teminat limiti ile sınırlı olduğundan) ...'a yapılan 4.875,39 TL, ...'a yapılan 2.085,00 TL olmak üzere toplam 59.710,10 TL'lik tedavi gideri tutarının, dava tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile bu davalıdan (...) tahsili ile davacıya verilmesine, diğer davalılar hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 03.02.2014 tarihli ve 2013/15220 Esas, 2014/950 Karar sayılı ilamıyla; 1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, özellikle oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranlarının hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan tedavi giderlerinin tazmini istemine ilişkindir.
Yargılama sırasında yürürlüğe giren ve 2918 sayılı Kanun'un 98 inci maddesinde değişiklik yapan 6111 sayılı Kanun'un 59 uncu maddesinde, “trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın "Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı", Kanun'un geçici 1 inci maddesi ile de "Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı, söz konusu sağlık hizmet bedelleri için bu Kanun'un 59 uncu maddesine göre belirlenen tutarın %20'sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve Güvence Hesabının yükümlülüklerinin sona ereceği" öngörülmüştür.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91 inci maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A-1. maddesinde, sigortacı poliçede belirtilen aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği, düzenlenmiştir. Karayolları Trafik Kanun'a göre, zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırmak zorunludur.
Sigorta poliçesinde belirtilen, motorlu aracın işletilmesinden kaynaklanan kaza nedeniyle sigorta şirketi zarar görenlerin tedavisi için ödenen giderleri zorunlu olarak teminat altına alır. Sigorta şirketinin yasadan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır.
Yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere göre, 2918 sayılı Kanun'un 98 inci maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluk "Sosyal Güvenlik Kurumu'na" geçtiğinden eldeki davada yasal hasmın "Sosyal Güvenlik Kurumu" olması gerekir.
Bu durumda, mahkemece dava konusu tedavi giderlerinin niteliği değerlendirilerek, 2918 sayılı Kanun'un 98 inci maddesi kapsamında kalan giderler yönünden sorumluluk Sosyal Güvenlik Kurumu'na geçtiğinden, adı geçen kurumun davaya dahil edilmesi, taraf delillerinin toplanması, yasa kapsamındaki giderler yönünden kurum sorumluluğuna hükmedilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
3-Davalı ...'ın sürücüsü olduğu araç otomobil olup ticari niteliği bulunmadığından temerrüt faizi olarak yasal faize hükmedilmesi gerekirken ticari faize hükmedilmesi de isabetli değildir," gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; mahkemenin 03.07.2012 tarihli kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği, davalı ... Hesabının kararı temyizi üzerine verilen bozma kararı ile tedavi giderleri yönünden sorumluluğun 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu 98 inci maddesi gereği Sosyal Güvenlik Kurumu'na geçtiğinden adı geçen kurumun davaya dahil edilerek Kanun kapsamındaki giderler yönünden inceleme yapılması ve yasal faize hükmedilmesi gerektiğinin belirtildiği, kurumun davaya dahil edildiği, 14.04.2015 tarihli karar ile mahkemenin görevsizliğine karar verildiği, dosyanın İstanbul 19. İş Mahkemesi'ne gönderildiği, ilgili mahkemenin de görevsizlik kararı vererek dosyanın İstanbul 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderildiği, ilgili mahkemenin de görevsizlik kararı vererek dosyanın İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderildiği, Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin yargı yeri olarak mahkemelerini belirlemiş olduğu, mahkemece yargılamaya devam edildiği, 26.10.2011 tarihli bilirkişi raporu ile tedavi giderinden SGK'nın sorumlu olduğunun, 18.04.2012 tarihli bilirkişi raporu ile davalı ... Hesabının davacının tedavi gideri talebinden sorumlu olmadığının belirtildiği, 12.03.2018 tarihli bilirkişi raporu ile davalı SGK'nın SUT hükümleri kapsamında 37.089,76 TL tedavi giderlerinden sorumlu olacağının, 01.06.2021 tarihli bilirkişi raporu ile yapılan işlem ve takipler sırasında kullanılan ilaç ve malzemelerin ilim ve tıbba uygun olduğu, 07.01.2022 tarihli bilirkişi raporu ile de 97.582,52 TL tutarında beş davalı adına düzenlenmiş fatura bulunduğu, 2918 sayılı KTK'nın 98 inci maddesinde yapılan değişiklikle, trafik kazalarına bağlı acil hal teşkil eden tedavi giderlerinden özel veya devlet hastanesi ayrımına gidilmeksizin ve SUT konusunda bir değerlendirme yapılmaksızın tüm tedavi giderlerinin Sosyal Güvenlik Kurumunca karşılanacağı, işleten, sürücü, ilgili sigorta şirketleri ve Güvence Hesabının yükümlülüklerinin sona erdiği gerekçesi ile davanın davalı ... yönünden kabulü ile 97.582,52 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, diğer davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı SGK vekili temyiz dilekçesinde; mahkemenin görevsiz olduğunu, taleplerin zamanaşımına uğradığını, SUT hükümleri gereğince inceleme yapılmadığını, raporlar arasında çelişki bulunduğunu, kuruma başvuru yapılmadığını, harçtan muaf olduklarını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Uyuşmazlık, 12.09.2004 tarihli kaza nedeni ile yapılan tedavi giderlerinin tahsili isteminden ibarettir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 46 ncı maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 98 inci maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeler ile bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmamasına, davanın asliye hukuk mahkemesinde açıldığı ancak mahkemece görevsizlik kararı verilerek kararın kesinleşmiş olmasına, davanın uzamış ceza zamanaşımı süresi içinde açılmış olduğunun anlaşılmasına, talep edilen tedavi giderlerinin belgeli olduğunun anlaşılmasına göre, dahili davalı SGK vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu'nun 36 ıncı maddesi uyarınca dahili davalı ... karar ve ilam harcından muaf olduğu halde aleyhine harca hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
Ne var ki, bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.
1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle dahili davalı SGK vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle dahili davalı SGK vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün D. bendinin hükümden çıkartılarak yerine "Davacı tarafından yargılama sırasında yapılan toplam 7.647,10 TL ( 2,10 TL VSH, 7.400,00 TL bilirkişi ücreti, 245,00 TL posta ve tebliğler,) yargılama giderinin dahili davalı ...'ndan alınarak davacıya verilmesine" bendinin yazılmasına ve kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA;
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
06.03.2024 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.
(Karşı Oy)
Dava, trafik kazası sonucu oluşan yarlanmaya ilişkin tedavi gideri yapan davacının, zarar sorumlusu olan davalılardan tedavi giderlerinin tahsili istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın kısmen kabulü ile 59.710,10 TL'nin davalı ...'ndan tahsiline dair verilen kararın davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesi tarafından davaya konu edilen belgeli tedavi giderleri bakımından 6111 sayılı Kanun'un 59 ve geçici 1 inci maddeleri gereği yasal hasım haline gelen SGK'nın davaya dahil edilmesiyle karar verilmesi için bozulduğu; bozmaya uyarak SGK'yı davaya dahil edip yargılama yapan mahkemece, 97.582,52 TL'nin SGK'dan tahsiline karar verildiği görülmektedir.
İlk Derece Mahkemesinin bozmadan önce verdiği kararda davacının talep edebileceği alacak miktarının 59.710,10 TL olduğu kabul edilerek karar verilmiş ve davacı yan alacak miktarı bakımından mahkeme hükmünü temyiz etmemiş olup anılan miktar davacı yönünden kesinleşmiştir. Davalı yararına hükmün bozulmasından sonra yargılama yapan mahkemenin, davacı bakımından kesinleşen zarar miktarını aşmayacak biçimde karar vermesi, usuli kazanılmış hakların korunması bakımından zaruridir. Her ne kadar dahili davalı SGK Başkanlığı bozma öncesi yargılamada davanın tarafı olmasa da davacı bakımından kesinleşen (davacının itirazı olmayan, temyize taşınmayan) alacak miktarının bozmadan sonra davaya dahil edilen davalı için de cari olacağı kabul edilmelidir. Aksi yöndeki kabul, lehine hükmedilen alacak miktarını kabul eden davacı yanın daha fazla alacağa kavuşması sonucunu doğurur ki bu durum da miktar bakımından oluşan usuli kazanılmış hakları ihlal edici nitelik taşır.
Açıklanan nedenlerle; 59.710,10 TL'lik alacak miktarının davacı yan için kesinleşmiş olduğu da gözetilerek sonradan davaya dahil edilen SGK'nın sorumluluğunun bu miktar ile sınırlanmasına karar verilmesi için mahkeme hükmünün bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun harç bakımından mahkeme kararının düzeltilerek onanması yönündeki kararına katılmıyorum.