Davacılar vekili; .....köyü, 1023 parsel sayılı taşınmazda müvekkillerinin müşterek malik iken Bakırköy 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/17 Esas sayılı dosyasında kamulaştırmasız elatma nedeniyle tazminat davası açıldığını, mahkemenin kabul kararı verdiğini, davadan önce taşınmazın 55,60 m2'sinin müvekkil ...'a, 83,39 m2'sinin ...'e ve 5,00 m2'sinin ...'ya ait olduğunu, taşınmaza el atma tarihinden itibaren fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 30.000 TL ecrimisil bedelinin yasal faizi ile tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; taşınmazın kamulaştırıldığını, yola terkin edildiğini, idarenin ecrimisilden sorumlu olmayacağını, ecrimisilin 5 yıl için istenebileceğini, müvekkil idarenin kötüniyetli olmadığı, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulü ile 02.12.2011-11.02.2016 tarihleri arası davacı ... için 870,45 TL, davacı ... için 1.305,67 TL ve davacı ... ... için 78,84 TL ecrimisilin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmiştir. Davalı vekili süresi içerisinde istinaf talebinde bulunmuştur. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurma dilekçesinin HMK'nin 345,346/2 ve 352/1 maddeleri uyarınca miktar yönünden reddine karar vermiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı da davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, ecrimisil talebine ilişkindir.
Somut olayda davacı vekili, 02.12.2011-11.02.2016 tarihleri arası toplam 30.000 TL ecrimisil bedeli talep etmiş, mahkemece davanın kısmen kabulüne, 02.12.2011-11.02.2016 tarihleri arası davacı ... için 870,45 TL, davacı ... için 1.305,67 TL ve davacı ... Bayrakçı için 78,84 TL ecrimisilin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine hükmetmiştir. Davalı vekili kabul edilen toplam 2253 TL için temyiz talebinde bulunmuştur.
6100 sayılı HMK’ye 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK’un 14.07.2004 tarihli ve 5219 sayılı Kanunla değişik 427.maddesi uyarınca, temyiz konusu yapılan ecrimisil miktarı temyiz kesinlik sınırının altında kalmaktadır.
Temyiz kabiliyeti olmayan kararlara karşı temyiz isteği yönünden mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 tarihli ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay’da da bir karar verilebilir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz talebinin miktar itibariyle reddine, 26.04.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.