İtirazın iptali-menfi tespit
Ret
Taraflar arasındaki asıl davada alacak karşı davada itirazın iptali-menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davalılar/karşı davacılar tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar/karşı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi.
Davacı/karşı-davalı vekili dava dilekçesinde; davalıların müvekkilin ürün tedarikçisi olduğunu, bu kapsamda davalılardan mal satın aldıklarını, karşılığında 8 adet fatura karşılığı 1.257.440,00 TL ödeme yaptıklarını, daha sonra fatura tutarının revize edilerek 550.800,00 TL'ye indirilmesinin davalılara teklif edildiğini, teklifin 15.11.2017 tarihli yazılı beyanla davalılarca kabul edildiğini, buna göre KDV dahil 775.302,80 TL tutarında fiyat farkı faturasının davalılar adına yetkili davalı ...’ın teslim aldığını, faturaya itiraz edilmediğini, faturaların kesinleştiğini, fiyat farkı faturasının 71.195,58 TL' lik kısmını 16.11.2017 tarihinde 185.000,00 TL'lik kısmını 20.11.2017 tarihinde nakden ödeyeceklerinin kabul ve taahhüt edildiğini, ... Kimya adına hareket eden davalı ...’ın ... firmasının müvekkiline sattığı mala ilişkin alacağı olan 39.336,00 euro yani 174.107,22 TL'nin ... A.Ş’nin borcundan mahsup edilmesini, kalan 345.000,00 TL için de teminat senedi vermek suretiyle fiyat farkı faturası bedelini tamamen ödeyeceklerini gayrikabili rücu olarak kabul ve taahhüt ettiğini, 345.000,00 TL bedelli üç adet senedin davalı ... tarafından düzenlenerek müvekkiline teslim edildiğini, 17.11.2017 tarihinde 71.195,00 TL, 21.11.2017 tarihinde 150.000.00 TL ve 30.11.2017 tarihinde 35.000,00 TL olmak üzere toplamda 256.195,00 TL ödendiğini, kalan 345.000,00 TL ödenmediğini belirterek bu bedelin davalılardan müştereken ve müteselsilen dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Davalılar/karşı davacılar vekili cevap dilekçesinde; ... yönünden; 15.11.2017 tarih 216816 numaralı ve 15.11.2017 tarih ve 216817 numaralı iki adet fiyat farkı faturasının davalı ... tarafından elden teslim edilerek kesinleştiğinin iddia edildiğini, ancak 216816 numaralı ... adına kesilmiş olan faturanın haksız olarak müvekkilin bilgisi dışında düzenlenmiş olması ve böyle bir faturanın olmaması sebebiyle 15.12.2017 tarihinde 45231 numaralı ihtarname ile davacıya iade edildiğini, ...'ın iddia edildiği gibi şirket adına tek başına işlem yapma yetkisinin bulunmadığını, işlem yapmak için her iki şirket yetkilisinin imzasının gerekli olduğunu, imza yetkisi olsa dahi 15.11.2017 tarihinde zor kullanarak ...'a beyan olarak imzalattırılmış olan belgeye ilişkin suç duyurusunda bulunduklarını, ... yönünden; 216817 numaralı ... adına kesilmiş olan faturanın haksız olarak müvekkilin bilgisi dışında düzenlenmiş olması ve böyle bir faturanın olmaması sebebiyle 15.12.2017 tarihinde 45227 yevmiye numaralı ihtarname ile davacıya iade edildiğini, davaya dayanak gösterilen bonoların ...'a tehdit yoluyla imzalattırıldığını, müvekkillerinin 15.11.2017 tarihli 775.302,80 TL bedelli, 216816 no.lu ve 07.12.2017 tarihli, 167.620,00 TL bedelli iki adet faturayı böyle bir iskonto olmaması nedeniyle noter aracılığı ile iade ettiklerini, anca müvekkili ... tarafından davacı hesabına sehven 21.11.2017 tarihinde 150.000,00 TL, 16.11.2017 tarihinde 71.195,00 TL gönderdiklerini, ... tarafından davacıya 30.11.2017 tarihinde borç olarak 35.000,00 TL gönderildiğini, sehven yapılan bu ödemenin iadesini davacıdan talep ettiklerini ancak davacıların iade etmediğini, bunun üzerine icra takibine başladıklarını belirterek açılan davanın reddine, karşı dava olarak başlatılan icra takibine itirazın iptaline, müvekkilinin iddia edildiği gibi davacıya borcu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında 15.11.2017 tarihli belge düzenlendiği, bu belge ile davacı ile davalılar ... ve ... arasındaki akdi ilişkiye dair alacak borç hesabının yeniden güncellendiği, belgenin hukuka aykırı olarak elde edildiğinden bahisle geçerli olmadığı savunulmuş ise de yapılan soruşturma neticesinde iddiaların sübut bulmaması nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğinden bu yöndeki savunmaya itibar edilmeyerek alacağa dayanak belge çerçevesinde iddia ve savunmaların mahkemece tartışılıp değerlendirildiği, belgede yazı ve imzaya itiraz edilmediğinden davalı ... yönünden belgenin hüküm ifade edeceği, her ne kadar davalı ... yönünden belgeyi adına düzenleyen davalı ...'ın tek başına temsil yetkisi yok ise de şirketin belge çerçevesinde devam işlemleri gerçekleştirdiği, kısmi ödemeler yaptığı, süresinde teslim edilen faturaya itiraz getirilmediğinden belge içeriğinin davalı ... yönünden de benimsendiği, bu belgede davalı ...’in borcu üstlenmesi söz konusu değil ise de bu belgeye istinaden verilen teminat senetlerinde davaya konu alacak miktarı yönünde kefaleti bulunduğundan borcun tahsilinin bu davalıdan da talep edilebileceği mahkemece kabul edilmiş, bu kabuller çerçevesinde asıl davanın kabulüne, asıl davaya konu alacak nedeniyle davalıların karşı davasının reddine, davalı ... tarafından belge çerçevesinde yapılması taahhüt edilen bir kısım ödemelerin zuhulen yapıldığından bahisle ayrıca tahsili amacıyla başlatılan takibe itirazın iptali davası da karşı dava olarak açılmış ise de belirtilen gerekçelerle karşı itirazın iptali davasının reddine karar verilmesi gerektiği belirtilerek asıl davanın kabulüne, 345.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle davacıya ödenmesine, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar-karşı davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalılar/karşı davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/2 E. sayılı dava dosyası ile ... adına adına kesilen 775.302,80 TL tutarındaki iade faturasının aynı mahkemenin 2018/3 E. sayılı ... Kimya adına kesilen 232.073,22 TL tutarındaki iade faturasının iptal edildiğini, kararların kesinleştiklerini, böylece davacının davasının dayanaksız kaldığını, bu kararların ve bilirkişi raporunun mahkemeye sunulmuş olmalarına rağmen mahkemece böyle bir delilden dahi söz etmeye gerek duymadığını, yerel mahkemece 'beyan' başlıklı belgeye itiraz edilmediği yönünde değerlendirme yapılmışsa da böyle bir değerlendirmenin kabulünün mümkün olmadığını, fiyat farkı koşullarının oluşmadığını, ''beyan'' başlıklı belgede imzası bulunan ...'ın tek başına imza yetkisi olmadığını, mahkemece yapılan değerlendirmelerin usul ve yasayı yok sayar nitelikte olduğunu, mahkemece ticari defter incelemesi dahi yapılmadan alacağın ispat edildiği yönündeki kabulün hatalı olduğunu, davacının ispat yükünün hukuka aykırı şekilde tersine çevrildiğini, mahkemece bir çok delilin değerlendirilmesinin yapılmadığını, birçok kabulün gerekçesinin bildirilmediğini, davanın reddinin izahının da bulunmadığını, müvekkiller ile davacı şirket arasında fiyat farkı uygulanacağına dair herhangi bir sözleşme bulunmadığını, böyle bir sözleşme bulunmadığı gibi geçmişe dönük böyle bir uygulama da bulunmadığını, müvekkilin alacağı sabit iken davacıya söz konusu ticari ilişkiden kaynaklı mal teslimi yapılmış iken fiyat farkı uygulamasına gidilecek herhangi bir sebep bulunmadığını, mahkemenin 'beyan' başlıklı belgenin müvekkil ...'a zorla, iradesi dışında imzalatıldığı yönündeki beyanımızın, kovuşturmaya yer olmadığı yönünde karar verilmesi sebebiyle dikkate alınmadığı yönündeki kararının da kabulünün de mümkün olmadığını, hukuk hakiminin ceza hakiminin beraat kararı (işbu olayda kovuşturmaya yer olmadığı kararı yönündedir) ile bağlı olmadığını bildirerek kararın bozulmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olması, imzası ve içeriği inkar edilmeyen beyan başlıklı belgeden fiyat farkı faturası düzenlenmesi hususunun kabul edildiği, davalı ...'ın davalı ... Şirketi yönünden tek başına imza yetkisi olmasa da ödeme olarak sunulan dekontlardan bu fatura içeriğinin benimsendiği ve karşı davaya da konu edildiği, ayrıca davalı ...'ın da bu belgeye istinaden verilen teminat senetlerinde davaya konu alacak yönünden kefaleti bulunduğu gerekçesi ile davalılar vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar/karşı davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalılar/karşı davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları aynen tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, asıl davada faturadan kaynaklı alacağın tahsili, karşı davada ise davacı/karşı davalı aleyhine başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ve asıl dava konusu alacaktan borçlu olmadıklarının tespiti istemine ilişkindir.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra İflas Kanun'un 67 inci ve 72 inci maddeleri.
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar/karşı davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.