Esastan ret

Taraflar arasındaki yönetici sorumluluğundan kaynaklanan tazminat davası ile genel kurul kararının iptaline ilişkin karşı davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın ise aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmiştir.

Kararın davalı-karşı davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

Davacı-karşı davalı vekili dava ve karşı cevap dilekçesinde; şirketin %15 oranında hissedarı olup, 21.11.2007 ile 24.01.2011 tarihleri arasında şirkette yönetim kurulu üyeliğini üstlenen davalının, şirketten para çekme yetkisini kötüye kullanarak, şirkete ait paraları kendisine, yakınlarına veya irtibatlı olan şirkete transfer etmek sureti ile uhdesine geçirdiğini, müvekkili şirket adına herhangi bir harcamada ve tasarrufta bulunulmadığını, bu meblağlara ilişkin müvekkili şirkete herhangi bir resmi belge, fatura ve sair evrak sunulmadığını, davalının yapmış olduğu işlem ve tasarrufların hiç birinin belgesini şirkete ibraz etmediğini, davalı tarafından şahsi hesaplarına aktarılan veya elden çekilen meblağlar nedeniyle müvekkili şirketin uğradığı maddi zararın, şirket kayıtları üzerinde yapılan denetim ve raporu sonucunda ... olduğunu, ayrıca şirket evraklarının ve resmi belgelerinin davalı tarafından alınarak şirket dışına çıkarılarak zayi edildiğini, bu nedenle davalı hakkında; 20.01.2014 tarihli 2011,2012 ve 2013 yıllarına ait olağan genel kurul toplantı tutanağından da görüleceği üzere, sorumluluğunu kötüye kullandığından bahisle şirketi maddi zarara uğrattığı gerekçesi ile yetki alındığını, davet edildiği halde davalının genel kurula katılmadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydı ile 750.000,00, TL'nin davalıdan alınarak davacıya iadesini, karşı davacının davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde; davacı şirketin % 15 ortağı olan müvekkili hakkında zamanaşımı sürelerinin geçtiğini, Vezirhan adı altında alışveriş merkezinin açılışı ile şirkete kredi imkanı yarattığını, davacının mevcut yönetimindeki kişilerin tesisi işlemez duruma getirdiklerini, davalının şirkete borcunun bulunmadığını, bankalardan çekilen tutarların tamamının şirkete ait binanın yeniden yapımı işlerine sarf edildiğini, şirketin yegane zararının ise çekilen banka kredileri ile bunların döviz faizlerinden oluştuğunu, davacının 12.728.136,29 TL değerindeki binasının bilirkişi marifeti ile incelenmesi halinde yapılan harcamaların değerinin ortaya çıkacağını; karşı davada ise şirketin 24.01.2014 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararların usule ve yasal düzenlemelere aykırı olup yapılan inceleme neticesinde öncelikle işbu genel kurul kararlarının batıl olduğunun tespitine kabul edilmemesi halinde ise iptaline karar verilmesini talep etmek zorunda kalındığını, toplantı çağrısı ile genel kurul tarafından alınan kararların müvekkiline usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediğini, dava dilekçesinde yazılı adresinin tebligata elverişli adres olmadığının şirket tarafından bilindiğini, toplantı çağrısının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 437 nci maddesinde aranan nitelikleri taşımadığını, denetleme raporlarının genel kurul toplantısından en az 15 gün önceden pay sahiplerinin incelemesine hazır bulundurulmadığını, ... Canpotat'ın ibrasına yasaklanmış olmasına rağmen kendisinin de katıldığını, dolayısıyla bu kararın yoklukla malul olduğuna karar verilmesi gerektiğini, şirketin çoğunluğa dayalı hissedarlarının, yönetim hakkına dayanarak, haksız işlem tesis etmekte ve şirket paylarına el koymak amacı ile borç uydurarak dava hakkını kötüye kullandıklarını belirterek, asıl davanın reddine; karşı davanın ise kabul edilerek genel kurul kararının batıl olduğunun tespitine, kabul edilmemesi halinde ise iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davanın kısmen kabulü ile 845.739,85 TL'nin dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya verilmesine, karşı davanın ise aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı süresinin geçmesinden sonra açıldığını, şirket zararının ispatlanamadığını, müvekkili hakkında asılsız zimmet iddiası ile yapılan şikayetin takipsizlikle sonuçlandığını, müvekkilince şirket hesaplarından çekilen tutarların değişik tarihlerde şirkete iade edildiğini, bu işlemlerin yönetim kurulunun ve hissedarların bilgisi dahilinde gerçekleştiğini, şirketin Orkan ve Oktay Yurdakul'a gönderilen havaleler dolayısıyla zarar gördüğü iddiasını bu kişilere yönlendirmesi gerektiğini, müvekkilinin şirketten çektiği paraların fazlasıyla iade edildiğini, ... taraflı düzenlenen mizan kaydında müvekkilinin borçlu gösterilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin pay sahipliği sıfatının kalmadıgı gerekçesi ile iptale ilişkin karşı davayı reddettiğini, oysa müvekkilinin iptali istenen genel kurul kararı ile şirket ortaklığından ıskat edildiğini, usul ve yasaya aykırı şekilde toplanan genel kurulun 24.01.2014 tarihli toplantı çağrısının müvekkiline usule uygun şekilde tebliğ edilmediğini ileri sürerek, asıl ve karşı dava yönünden verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; şirket nezdinde herhangi bir karşılığı olmayacak şekilde para transferlerinde bulunmak suretiyle şirketi zarara uğratması nedeniyle davalının oluşan şirket zararından sorumlu olduğu, bilirkişi heyetinin ... ve ek raporları bir bütün halinde değerlendirildiğinde somut olaya uygun, gerekçeli ve denetime elverişli olmaları nedeniyle mahkemece hükme esas alınmasında bir isabetsizliğin bulunmadığı, karşı dava yönünden yapılan incelemeye gelince ancak pay sahiplerinin şirket genel kurulunda alınan kararların iptali ile butlanını isteyebilecekleri, ayrıca bu pay sahipliği durumunun davanın açılışında mevcut olması gerektiği gibi yargılamanın tüm aşamalarında kararın kesinleşmesine kadar varlığını sürdürmesinin zorunlu olduğu, karşı davanın açılışı sırasında davalının, şirkette pay sahibi olmakla birlikte, kuruluşta taahhüt edilen sermaye borcunun ödenmemesi nedeniyle 18.04.2014 tarihli şirket yönetim kurulu kararıyla uygulanan ıskat ile paydaşlık sıfatının sona erdiğini, iptali istenen genel kurul kararında sermaye borcunun ödenmesi ve ıskata dair bir kararın alınmadığını, ayrıca davalının karşı davasında çağrının usulsüz olduğundan başka yönetim kurulu üyelerinin ibrası ve denetçi seçimine ilişkin kararların hukuka aykırı olduğunu ileri sürdüğü, 6102 sayılı Kanun'un 482 nci ve 483 üncü maddeleri uyarınca mütemerrit pay sahibini ıskatın yönetim kurulunun yetkisinde olduğunu, nitekim davalının da yönetim kurulu kararı ile ıskat edildiğini, yapılan bu ıskat işlemi nedeniyle yönetim kurulu kararının iptali istemli bir dava açıldığının da davalı-karşı davacı tarafından iddia edilmediğini, bu halde davalı-karşı davacı yargılama sırasında yapılan ıskat ile paydaşlık sıfatını kaybetmiş olup, karşı dava yönünden taraf sıfatının kalmadığı, bu nedenle mahkemece, karşı davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Asıl dava davalısı karşı dava davacısı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebep ve gerekçelerle hükümlerin bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, anonim şirket yöneticilerinin 6102 sayılı Kanun'un 553 üncü maddesi uyarınca sorumluluğuna ilişkin tazminat; karşı dava ise çağrının usulsüz olduğundan bahisle şirket genel kurulunda alınan kararların butlan ile malul olduğunun tespiti, olmadığı takdirde genel kurul kararların iptali istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı karşı davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

04.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.