Esastan ret
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin ülkemizde mühendislik üzerine bilgisayar yazılımı üreten sayılı firmalardan biri olduğunu ve lisans hakkı kendilerine ait olan "NET CAD" isimli bilgisayar yazılımının FSEK mevzuatı uyarınca eser sahibi olduğunu ve TPMK nezdinde "NET CAD" isim hakkını marka olarak tescil ettirdiğini, müvekkili şirkete gelen ihbarlar ve şikayetler üzerine Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2018/172 D.İş dosyasında yapılan tespit neticesinde alınan bilirkişi raporuna göre mali hakları müvekkili şirkete ait olan NETCAD 5.1 yazılımı ile CNVAPP, EDİTOR, GIS, HARITA, IMAR, NCMACRO, NETPRO, UTILS, RASTER, PLAN ve VECTORY modüllerinin bilgisayarda kurulu ve aktif olarak çalışır durumda olduğunun tespit edildiğini, bu şekilde müvekkili şirket yazılımlarının izinsiz olarak yüklenerek kullanılmakta olduğunun tespit edildiğini, davalılar hakkında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/83094 soruşturma numarası ile şikayette bulunulduğunu ve davalıların söz konusu eylemlerinin müvekkilinin mali haklarına tecavüz ettiğini ileri sürerek müvekkili şirkete ait bilgisayar programlarının davalılar tarafından izinsiz ve lisansız kullanılması nedeniyle müvekkili şirketin mali haklarının ihlalinden dolayı fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL'nin, öncelikle programların yükleme tarihlerinin tespit edilmesi halinde yükleme tarihinden itibaren, mümkün olmaması halinde ise haksız eylemin gerçekleştiği tarih olan 02.07.2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davacı vekili 09.09.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile tazminat talebini, 122.750,00 TL artırarak 132.750,00 TL'ye yükseltmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin bağlı olduğu ve merkez ve şube adresi olmayan bir adreste yapılan tespit nedeniyle müvekkili şirketin sorumluluğuna gidilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davalı şirketin merkez ve şubesi dışında yapılan tespitte, incelenen bilgisayarın müvekkiline ait olduğunun tespit edilmesi gerekirken raporda böyle bir tespitin yapılmadığını, bilgisayarın şirkete mi ait olduğu, yoksa şahısa mı ait olduğu hususunun belli olmadığını, müvekkili şirket anonim şirket olduğundan, şirket ortaklarının sorumluluğu yoluna da gidilemeyeceğini, bu nedenle diğer müvekkilleri yönünden davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, davaya konu program ile müvekkili şirketin faaliyet konusunun örtüşmediğini, söz konusu programın kullanılmasında müvekkilinin herhangi bir yarar ve faydasının bulunmadığını, bu nedenle söz konusu programdan müvekkilinin menfaat elde ettiği iddiada isabet bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının hak sahibi olduğu bilgisayar programlarının 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (5846 sayılı Kanun) anlamında eser olup, koruma kapsamında olduğu, davalıların herhangi bir lisans bedeli ödemeden bu programları bilgisarlarında ve işlerinde kullandıklarının tespit edildiği, programların emsaline göre bilirkişi raporuna göre 5846 sayılı Kanun'un 68 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca istenebilecek maddi tazminat tutarının üç katı üzerinden toplam 132.750,00 TL olup, davalı şirketin yöneticisi olan diğer davalıların haksız fiil mahiyetindeki bu eylemden müteselsilen sorumlu oldukları gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; şirket ortakları ... ve ... yönünden husumete yönelik itirazlarının mahkemece dinlenilmediğini, itirazlarının değerlendirilmeden karar verildiğini, Anonim Şirket ortaklarının sorumluluklarının, sadece şirkete karşı sermaye ödeme borcu ile sınırlı olduğunu, haksız fiil nedeniyle üçüncü kişilere karşı sorumluluklarının bulunmadığını, keşif yapılan adresin müvekkili şirkete ait merkez ve şube adresi olmadığını, adresin müvekkili ile bağlantısının bulunmadığını, keşif tutanağında adres ile müvekkilinin bağlantısının kurulmadığını, müvekkiline ait olmayan bir adreste, inceleme yapılan bilgisayarın kime ait olduğu ve kimin tarafından kullanıldığına ilişkin bağlantı kurulmadığını, davacı tarafın davaya konu ettiği programın, müvekkilinin faaliyet konuları ile örtüşmediğini, Mahkemece 5846 sayılı Kanun'un 68 inci maddesinin birinci fıkrası gerekçe gösterilmek suretiyle maddi tazminat tutarının neden ve niçin en fazla 3 kat sınırı üzerinden verildiğinin anlaşılamadığını, Mahkemenin takdirine bırakılan tazminat miktarının en fazla 3 kat olabileceği hükmü Mahkemece nedensiz ve gerekçesiz olarak hükme bağlandığını ve bu şekilde hüküm tesis edildiğini, Mahkemece zararın miktarı yahut dosyadaki deliller ve hayatın olağan akışı içinde değerlendirme yapılması gerekirken hiçbir neden gösterilmeden direkt olarak müvekkilin 3 kat tazminata mahkum edilmesinin kabul edilebilir olmadığını, tazminat miktarı doğru belirlenmemiş olup, hakkaniyete aykırı hareket edildiğini, Mahkemece gerekçe gösterilmeksizin nedensiz olarak 3 kat tazminata hükmedildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile usul ve yasaya uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik davalılar vekilinin istinaf taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek, husumete yönelik itirazlarının reddinin hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın davaya konu eyleme ilişkin yaptırmış olduğu keşif adresinin müvekkil şirkete ait bir adres olmadığını, davacı tarafın belirttiği adrese giden ve keşif yapan bilirkişilerin inceleme yaptıkları bilgisayarın müvekkil şirkete ait bir bilgisayar olmadığı yönündeki itirazlarının değerlendirilmediğini, müvekkil şirketin davacı tarafın davaya konu ettiği program ile faaliyet konularının örtüşmediğini, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından itirazlarının gerekçeli olarak açıklanmadığını, oluşturulan gerekçedeki kanun maddelerinin de yanlış yorumlandığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Dava, davacıya ait bilgisayar programlarının davalılar tarafından izinsiz ve lisanssız kullanılması nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.