DAVADA DAVALI: Selimoğlu Yapı İnş. Tic. A.Ş. vekili Avukat ... ... ...
Kısmen kabul
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın asıl ve birleşen davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Asıl ve birleşen davacılar vekili dava dilekçelerinde özetle; taraflar arasında, 21.08.2008 tarihinde Örnek Mahallesi hudutları içerisinde bulunan parsellerin kısmen kat ve bedel karşılığında yüklenici veya yüklenicinin göstereceği 3 üncü kişiler adına sözleşmeler yapılması konusunda komisyonculuk sözleşmesi imzalandığını, belirtilen sözleşme ile kat karşılığı olarak veya bedeli ödenerek satın alınan ve/veya sözleşme yapılan her brüt 1.000,00 m2 için 50.000,00 USD komisyon bedeli ödeneceğinin kararlaştırıldığını, keşide edilen 14.04.2011 günlü noter ihtarnamesiyle davalının temerrüte düşürüldüğünü, aynı şekilde 14.02.2011 tarihinde, Fikirtepe, ... ve Eğitim Mahallesi hudutları içerisinde bulunan parsellerin kısmen kat ve bedel karşılığında yüklenici veya yüklenicinin göstereceği üçüncü kişiler adına sözleşmeler yapılması konusunda komisyonculuk sözleşmesi yapıldığını, bu sözleşmeyle kat karşılığı olarak veya bedeli ödenerek satın alınan ve/veya sözleşme yapılan her brüt 1.000,00 m2 taşınmaz için 50.000,00 USD komisyon bedeli ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davalıya keşide edilen 14.04.2011 tarihli ihtarnameyle aracılık faaliyeti sonucunda brüt 4.000,00 m2'lik taşınmazın davalı tarafından satın alındığını ya da arsa payı kat karşılığı sözleşmesine konu edildiğini, bu nedenle 200.000,00'... USD komisyon ücretinin doğduğunu, ayrıca hizmetin ifası sırasında yapılan 30.000,00'... TL masrafın da talep edildiğini, yine Ümraniye, ... Mahallesi 1883,1884,1885,1886,1887 ile 1889 nolu parsellerin komisyon bedeli olarak davalı ile müvekkili ve ortağı arasında yapılan tarihsiz komisyon sözleşmesinde 6 parsel için nakit 250.000,00 TL komisyon ücreti ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davalıya keşide edilen ihtarnameler nedeniyle toplam 254,87 TL masraf yapıldığını, davalı tarafından tüm ihtarlara rağmen ödeme yapılmaması üzerine, müvekkili ... yönünden Kadıköy 3. İcra Müdürlüğünün 2011/15280 E. sayılı dosyasından; diğer müvekkili ... bakımından ise Kadıköy 3. İcra Müdürlüğünün 2011/15279 E. sayılı icra dosyalarından davalı aleyhine ayrı ayrı girişilen icra takiplerinin davalının itirazı sonucu durduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalının her iki takibe itirazlarının şimdilik 480.000,00 TL komisyon alacaklarına yönelik itirazının iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl ve birleşen davalarda davalı vekili cevap dilekçesinde; 21.08.2008 tarihli sözleşmenin üzerinden 3 sene gibi ... bir zaman geçtiğini, davacı tarafın kötüniyetli olduğunu, bila tarihli sözleşme bakımından plan tadilatı yapılıp hastane veya konut alanı olarak imarın kesinleştiği tarihten itibaren 20 gün içinde komisyon bedeli ödenme şartı gerçekleşmediğinden müvekkilinin bedel ödeme yükümlülüğünün bulunmadığını, 14.02.2011 tarihli sözleşmedeki bozucu şartın gerçekleşmesi neticesinde sözleşmenin hükümsüz hale geldiğini, bu nedenle davacının sözleşmeden kaynaklanan bir alacağının bulunmadığını, belirtilen sözleşmede müvekkili şirketin başka komisyoncularla çalışamayacağına yönelik bir maddenin bulunmadığını, aksine davacı komisyoncuların belirlenen irtibat bürosunda müvekkili şirketten başkasına hizmet veremeyeceği öngörüldüğü halde davacıların buna aykırı davrandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında imzalanan sözleşmelere göre, davacı simsarların, davalı yüklenici şirketin yapacağı inşaatlar için arsa sahipleri ile yüklenici arasında yapılacak kat karşılığı inşaat sözleşmeleri ile yüklenicinin satın alacağı taşınmazlar konusunda davalı ile bina ve arsa sahipleri arasında irtibat sağlamak, sözleşmelerin yapılmasına aracılık etmek şeklinde edimleri olup sözleşmede bu hizmeti karşılığında simsarlara hangi usul, miktar ve oranlarda ücret ödeneceğinin hükme esas alınan 17.01.2019 tarihli bilirkişi raporunun ekinde dökümü gösterilen her üç sözleşmeye ilişkin çok sayıda kat karşılığı inşaat sözleşmelerinin arsa sahipleri ile davalı yüklenici arasında yapıldığı, davacıların bu sözleşmelere aracılık ettikleri, taraflar arasındaki sözleşmelerin tamamının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 520 nci maddesindeki tanımlamaya göre bu maddede düzenlenen tellallık sözleşmesi niteliğinde bulunduğu, simsarlık sözleşmesinin yasal düzenleme gereği yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmayacağı kuralının yer aldığı, somut olayda her üç sözleşmesinin adi yazılı sözleşme niteliğinde bulunduğu dikkate alınarak şeklen geçerli oldukları, bunun yanında tarafların sözleşmenin varlığı ve içeriği konusunda anlaşmazlık içeriğinde bulunmadığı, anılan madde hükümleri gereğince simsarlık sözleşmesine kural olarak vekalete ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiği, aynı kanunun 521 ... maddesinin birinci fıkrasında simsarın yaptığı faaliyet sonucunda sözleşmenin kurulması halinde ücrete hak kazanacağının düzenlendiği, toplanan tüm deliller, alınan tapu kayıt örnekleri ile davacıların her üç sözleşmeye konu alanda yaptıkları çalışmalar, hazırlıklar ve görüşmeler sonrasında arsa sahipleri ile davalı arasında rapora ekli listede gösterilen kat karşılığı inşaat sözleşmelerine aracılık ederek gerçekleşmesini sağlamaları nedeniyle davacıların sözleşmede belirlenen ücreti almaya hak kazandıkları, taraflar arasındaki sözleşmelere uygun olarak yapılan hesaplamalara göre her bir davacının ... Mahallesi ile ilgili sözleşme uyarınca 125.000,00 TL, Kadıköy Fikirtepe ... Eğitim mahallesi ile ilgili sözleşme uyarınca 1.789.912,50 TL ve Örnek Mahallesi ile ilgili sözleşme uyarınca 324.514,45 TL olmak üzere ayrı ayrı toplam 2.239.426,95 TL simsarlık ücretine hak kazandıkları, davacı tarafın davalara konu icra takiplerinde daha yüksek miktarda alacak talebinde bulunmasına rağmen her iki davada da talebini sınırlayarak itirazın 480.000,00 TL üzerinden iptalini talep ettiği, talebe bağlılık ilkesi gereği iptali talep edilen miktarın davacıların alacaklarından daha düşük olması nedeniyle davanın kabulü ile her iki dosya yönünden davalının 480.000,00 TL alacağa ilişkin olarak yaptığı itirazının iptalinin gerektiği, alacağın likit ve hesaplanabilir olup davalının icra takibine haksız itiraz ettiğinden icra inkar tazminatı koşullarının oluştuğu gerekçeleriyle asıl ve birleşen davanın kabulüne, davalının dava konusu icra takiplerine itirazlarının asıl alacak bölümü için ayrı ayrı 480.000,00 TL yönünden iptali ile; takibin 480.000,00 TL asıl alacak ile bu miktardaki alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek yıllık %15 ve değişen oranlarda avans faizi üzerinden devamına, 480.000,00 TL asıl alacağın %40'ı oranındaki ayrı ayrı 192.000,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Asıl ve birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyaya sunulan tapu kayıtlarında yer ... bilgilere dayalı olarak davacıların ücrete hak kazandıkları sonucuna ulaşıldığını, oysa ki davacıların aracılık faaliyetlerini ispat etmeleri gerektiğini, tüm sözleşmelerin yalnızca müvekkili tarafından yapılan çalışmalar neticesinde düzenlendiğini, bilirkişi raporlarındaki çelişki giderilmeksizin ve itirazlar değerlendirilmeksizin karar verildiğini, bu bakımdan ... Mahallesine ilişkin komisyon sözleşmesi kapsamındaki parsellerin "... Sağlık Tesis Alanı" veya "Konut Alanı" olarak imarının kesinleşmemesi nedeniyle bu parsellerden dolayı davacının herhangi bir komisyon ücreti alacağına hak kazanamadığını, dolayısıyla muaccel bir alacaktan söz edilemeyeceğini, Örnek mahallesine ilişkin komisyon sözleşmesi kapsamında ise daha önce alınan; 26.01.2017 tarihli (ikinci ek) bilirkişi raporunda, davalı şirket adına satış ve kat karşılığı suretiyle intikal eden gayrimenkullerin tapudaki işlem tarihlerinin dava tarihinden sonraki tarihlerde yapıldığı, 28.01.2015 tarihli (birinci ek) bilirkişi raporunda, ada bazında 1.000,00 m2 arsa alanı için sözleşme yapılmadığından ve son olarak 03.11.2013 tarihli bilirkişi ... raporunda da komisyon sözleşmesinin akdedilmesinden dava tarihine kadar Örnek Mahallesinde bulunan arsaların sahipleri ile davalı şirket arasında taşınmaz satımı ya da arsa payı kat karşılığı kat yapımı sözleşmeleri akdedildiğine yönelik bir tespit yapılamadığı gerekçeleriyle davacıların bu sözleşme dolayısı ile davalıdan tellallık ücreti alacağına hak kazanamadığı kanaatine varıldığının belirtildiğini, Fikirtepe, ... ve Eğitim Mahallesine ilişkin komisyon sözleşmesi kapsamında ise, davacıların sözleşmeden kaynaklı yükümlülüklerini sözleşmede belirtilen süre içerisinde yerine getirmediğinden, herhangi bir alacağa hak kazanmadığını, bunun aksini savunan ve önceki tüm raporlar ile çelişkili olan son bilirkişi raporunda yer ..., hakimin yerine geçerek yapılan hukuki yorumların hükme esas teşkil etmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, zira bozucu şart gereğince, 14.02.2011 tarihli sözleşme kendiliğinden hükümsüz hale geldiğini, müvekkili tarafından 20.04.2011 tarihinde gönderilen ihtarname içeriğindeki beyanların hatalı olarak sözleşmenin yürürlükte olduğunun ve bozucu şartın artık geçerliliğinin kalmadığı şeklinde değerlendirilmesinin doğru olmadığını, zira bu yönde müvekkili tarafından açıkça bir irade beyanı dahi bulunmadığını, dolayısıyla bozucu şartın gerçekleşmesi nedeniyle hükmü kalmayan bir sözleşmenin yeniden taraflar arasında hüküm ifade edebilmesi için yeniden ve yazılı olarak yapılması gerektiğini, bu geçerlilik şartına uygun ... tarihli yazılı sözleşme bulunmadığı gibi sözleşme süresi içerisinde gönderilen ihtarnamenin de sözleşmenin devamı iradesini yansıtmadığını, yansıttığı kabul edilecekse dahi, ... taraflı irade beyanı içeren işbu ihtarnamenin yazılı sözleşme kapsamında değerlendirilemeyeceğini, dava konusu edilen alacağın likit olmaması nedeni ile icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bila tarihli sözleşmede komisyon bedelinin plan tadilatı yapılarak hastane veya konut alanı olarak imarın kesinleştiği tarihten itibaren 20 gün içerisinde komisyon bedellerinin komisyonculara ödeneceği şeklinde hüküm bulunduğu, bu hükümle 250.000,00 TL'nin geciktirici şarta bağlandığı, ancak İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi İmar ve Bayındırlık Komisyonunun 11.10.2012 tarihli ve 139 sayılı kararı ile plan tadilatı isteminin reddedildiği, bu durumda takip tarihi itibari ile sözleşmedeki plan tadilatına ilişkin geciktirici şart yerine getirilmediği gibi bu sözleşmede ...'in 3+1 daire alacağı belirtilmiş ise de sözleşmenin geçerliliği için resmi şekilde yapılması gerektiği, taraflar arasındaki sözleşmenin adi yazılı şekilde yapıldığı, geçerliliğinin bulunmadığı; 14.02.2011 günlü sözleşmede ise 20.04.2011 tarihine kadar 3.000,00 m2'lik arsa alanı için davalı ile arsa sahiplerinin arasında sözleşmenin sağlanmadığı ihtilafsız olmasına rağmen, noter ihtarnamesi ile sözleşmenin geçerliliğini koruduğunun belirtildiği, bu durumda 20.04.2011 tarihinden sonra da sözleşmenin yürürlükte olduğunun anlaşıldığı, anılan sözleşme doğrultusunda davacıların komisyon ücretine hak kazanabilmeleri için sözleşmeye konu olan ve toplanan parsellerin brüt ... toplamının takip tarihine kadar 1.000.00 m2'ye ulaşmasının gerektiği, bu kapsamda davacılar tarafından da itiraza uğramayan 17.01.2019 tarihli bilirkişi raporunun ekinde, icra takip tarihinden önce toplanan tevhidi mümkün parsellerin brüt alanının 1.000,00 m2'ye ulaşmaması nedeni ile davacıların ücrete hak kazanması için gerekli olan yasal ve sözleşmesel şartların gerçekleşmediği; 21.08.2008 tarihli örnek mahallesine ilişkin sözleşme kapsamında yapılan değerlendirmede ise, bitişik olarak parsellerin brüt alanınının 1.000,00 m2'ye ulaşması ve/veya 1.000,00 m2lik ... arsa alanı olma şartı bakımından 28.01.2015 günlü bilirkişi raporunda, 2259 adada 671,51 m2 olup buna ilişkin hak kazanımının söz konusu olmadığı, 2260 adada ise toplam 4.537,15 m2 arsa için ada bazında 4.000,00 m2 arsa ile sözleşme yapıldığı, dolayısıyla her bir davacının 100.000,00 USD komisyon ücreti talep edebileceği, alacağın likit olmaması nedeni ile icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceği gerekçesiyle ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında kurulan hüküm ile, asıl ve birleşen davaları ayrı ayrı kısmen kabullerine, her iki davada da itirazın dava konusu edilen alacak bölümü için 177.000,00 TL üzerinden iptali ile takiplerin 177.000,00 TL asıl alacak ile bu miktardaki alacağa takip tarihinden işleyecek yıllık % 15 ve değişen oranlarda % 15 oranlarda avans faizi üzerinden devamına, fazlaya ilişkin reddine, koşulları gerçekleşmediğinden davacılar lehine icra inkar tazminatı hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Asıl ve birleşen davada davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının avukatının istifa etmiş olması nedeni ile aleyhlerine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan 17.01.2019 tarihli raporda da belirtildiği üzere, 2259 ada 11,12,13,14 ve 15 parsel sayılı taşınmazlar için davalı ile malikler arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığı, bu parsellerin 2259 ada içerisinde tevhit edilerek 2259 ada 21 parsel numarasını aldıkları, 21 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün 1.579,00 m2 olduğu, 15 parselin tevhide katılmadığı, 11,12,13 ve 14 sayılı parsellerin toplamının 1.251,84 m2 olduğu, 15 parselin eklenmesi halinde yüzölçümünün 1.401,65 m2 ye ulaşacağı, yine 2260 ada 2,3,4,5,6,7,8,9,10,11,15,16,17,22,23,24,25 ve 26 numaralı parsellerin birleştirildiği, ... numarasının 2260 ada 28 parsel olduğu, dolayısıyla bu taşınmazın toplam alanının 17.01.2019 tarihli bilirkişi raporunda 5.932,01 olarak tespit edildiği, her iki ada ve parselin toplamının 7.333,66 m2 olduğu, dolayısıyla davacıların her birinin bu taşınmazların toplamına göre 366.683,00 USD simsarlık ücretine hak kazandıkları, ... mahallesine ilişkin sözleşmede de davacıların komisyon ücretine hak kazandıklarının açıkça yazılı olduğu, bu yerlerin imar alanları içerisinde olduğunun 17.01.2019 günlü raporla tespit edildiğini, taşınmaz devri geçersiz olsa dahi komisyon bedeli istenildiğinden müvekkilinin alacağa hak kazandığını, Fikirtepe, ... ve Eğitim mahallesi kapsamında yapılan sözleşmelerin toplam alanının 5.444,00 m2 olduğunu, dolayısıyla bu kısımlar yönünden de müvekkillerinin komisyon alacağına hak kazandıklarını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, simsarlık sözleşmesi gereğince hak edilen ücret alacağının tahsili için başlatılan icra takiplerine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup asıl ve birleşen davada davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.