Taraflar arasındaki trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; 04.11.2011 tarihinde davacının yolcu olduğu ve davalı tarafından zorunlu mali mesuliyet sigortası yapılan aracın karıştığı tek taraflı trafik kazasında davacının yaralandığını ve malul kaldığını iddia ederek açtığı belirsiz alacak davasında fazlaya ilişkin talepleri saklı kalmak kaydı ile iş gücü kaybından dolayı 3.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, talebini 19.10.2016 tarihinde 170.023,27 TL'ye artırmış, 17.01.2018 tarihinde ise talebini 200.000,00 TL'ye ıslah etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe miktarı ile sınırlı olduğunu, dava konusu olayda poliçe limitinin kişi başına 200.000,00 TL olduğunu, dava konusu olayda araç sürücüsünün bir kusuru olmadığını, poliçede davacının sürekli maluliyet hallerinin teminat altına alındığını, davacının sürekli maluliyeti olup olmadığının Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi Başkanlığı'ndan alınacak rapor ile davacı tarafından ispatlanması gerektiğini, yaralanan veya maluliyetinin olduğunu iddia edenin müterafik kusurunun tazminattan düşülmesi gerektiğini, müvekkili şirketten dava tarihinden önceki bir tarihten itibaren faiz talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin 02.05.2018 tarih ve 2014/258 E., 2018/272 K. sayılı kararı ile; tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre maddi tazminat talebinin kabulü ile 200.000,00 TL iş gücü kaybı tazminatının dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde; yerel mahkemece hükme esas alınan aktüer ek raporunda davacının gelirinin 2014 yılı maaş bordrosuna göre asgari ücretin 3,52 katı olduğu kabul edilerek hesaplama yapıldığını, oysa davacının kaza tarihindeki maaşına göre hesaplama yapılması gerektiğini, yine davacı devlet memuru olup iyileşme döneminde maaşını almaya devam ettiğinden geçici iş göremezlik tazminatı alamayacağını, aynı davada ikinci kez ıslah yapılamayacağından yerel mahkemece ikinci bedel artırım dilekçesine göre hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, davacı takılması zorunlu olan emniyet kemerini takmadığından tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerekirken yapılmamasının da doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin 04.11.2019 tarih ve 2018/2429 E., 2019/1983 K. sayısı belirtilen kararı ile; davacının kaza tarihindeki gelirine dair delillerini ibrazının sağlanması, varsa işyerinden kaza tarihindeki sürekli ve net kazanç durumunun sorulması, kaza tarihinden itibaren günümüze kadar tüm maaş bordrolarının ve sosyal güvenlik kayıtlarının getirtilmesi, davacının kaza tarihinde fiili olarak çalışmadığının belirlenmesi halinde asgari ücretin gözönüne alınacağının; kaza tarihinde çalıştığının belirlenmesi halinde maaş bordrolarına göre hesaplama yapılması gerektiğinin düşünülmesi, aynı davada ikinci kez ıslah yoluna başvurulamayacağından yerel mahkemece ikinci bedel artırım dilekçesine değer verilmesinin hatalı olması, kaza tarihinde davacı öğretmen olup geçici iş göremezlik döneminde devlet memuru olan davacının kaza tarihinden itibaren 6 aylık geçici iş göremezlik döneminde maaşını (ek ders ücreti dahil) tam olarak alıp almadığı araştırılmadan geçici işgöremezlik tazminatına hükmedilmesinin de doğru olmaması gerekçeleri ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı ile belirtilen kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesi'nin gönderme kararı sonrası davacının geçici iş göremezlik süresi içinde gelir elde edip etmediği, kaza tarihi itibariyle gelirinin ne miktarda olduğu araştırılmış, dosya ek rapor için bilirkişiye verilmiş, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda ancak Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararında belirtildiği şekilde ikinci ıslaha değer verilmeden davanın kısmen kabulüne, 170.026,27 TL sürekli iş göremezlik tazminatının (3.000,00 TL'sine dava tarihinden, kalan kısmına 19.10.2016 ıslah tarihinden itibaren işleyecek) yasal faizi ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; 24.11.2020 tarihli bilirkişi raporunda müvekkilinin yaralanması nedeniyle sürekli iş gücü kaybı zararının 200.000,00 TL olarak belirlenmesine karşın eksik miktarın hüküm altına alınmasının hatalı olduğunu, davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107 nci maddesi gereğince belirsiz alacak davası olarak açıldığını, 09.10.2016 tarihli dilekçelerinin ıslah olmayıp, miktar artırım dilekçesi olduğunu, buna göre 17.01.2018 tarihli ıslah dilekçelerine değer verilerek hüküm kurulması gerektiğini, ayrım yapmadan tüm miktarın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz olması gerekirken ıslah tarihinden itibaren denilerek faiz uygulamasının hatalı olduğunu, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve esasa aykırılık arz ettiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...İstinaf talebinde bulunan davacı vekilinin ileri sürdüğü sebepler ve yukarıda yapılan açıklamalar kapsamında yapılan inceleme sonucunda Dairemizin 2018/2429 Esas-2019/1983 Karar sayılı kararı ile verilen ortadan kaldırma kararındaki davacı vekilinin 19.10.2016 tarihli bedel artırım dilekçesinin ıslah dilekçesi olduğu değerlendirmesi ile 17.01.2018 tarihli dilekçesinin 2. ıslah olarak kabulü maddi hata niteliğinde olduğundan ve bahsi geçen maddi hatanın, kamu düzeninden olan hususları nazara almadan yapılan, açık, tartışmasız ve her türlü değer yargısı dışında başka surette yorum yapılamayacak nitelikte bir hata olup, usulî kazanılmış hakkın istisnasını oluşturduğu kanaatine varıldığından, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü gerektiği" gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm tesisi ile davanın kabulüne, 200.000,00 TL maddi tazminatın 170.026,37 TL sinin dava tarihinden, 29.973,63 TL sinin 17.01.2018 olan ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde; ikinci ıslah dilekçesinin dikkate alınarak karar verilmesinin hatalı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesinin ikinci ıslah dilekçesine değer verilerek karar verilmesinin hatalı olduğuna dair kararı sonrası İlk Derece Mahkemesinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına uyarak ilk ıslah miktarı kadar karar vermesi ile bu miktar açısından davalı yönünden usuli kazanılmış hak oluştuğunu, Bölge Adliye Mahkemesinin temyize konu kararı ile usuli kazanılmış hakların ihlal edildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

Uyuşmazlık, davalı ... tarafından Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi düzenlenen aracın karıştığı kazada yaralanan ve malul kalan yolcunun, iş gücü kaybından kaynaklanan maddi tazminat talebine ilişkindir.

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu' nun 51 inci, 54 üncü maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90 ve 91 inci maddeleri.

Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeple;
Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

04.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.