Kısmen kabul
İLK DERECE
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "..." ibareli marka başvurusunun 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 5 ... maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi gereğince Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kısmen reddedildiğini, bu karara karşı yaptıkları itirazın da dava konusu YİDK kararı ile reddine karar verildiğini, oysa redde mesnet markalar ile dava konusu başvuru arasında ayırt edilmeyecek derecede benzerlik bulunmadığını, müvekkilinin dava konusu ibareyi 2012 yılından beri kullandığını, kullanıma dayalı ... hak sahipliğine sahip olduğunu, anılan ibarenin ticaret unvanının çekirdek unsurunu oluşturduğu gibi 2015/32440 sayılı markası nedeniyle de müktesep hakkı bulunduğunu ileri sürerek YİDK kararının iptalini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı markası ile redde mesnet gösterilen markanın görsel, işitsel ve kavramsal açıdan aynı olduğunu redde konu olan mallar bakımından da birebir aynı bulunduklarını, bu nedenle 5 ... maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendindeki koşulların oluştuğunu, Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının dava konusu başvuru üzerinde önceki markasından kaynaklanan müktesep hakkı bulunmadığı, dava konusu başvuru ile redde mesnet 2011/34678, 2005/11567,2011/56709, 2016/49338 sayılı markaların 6769 sayılı Kanun'un 5 ... maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi anlamında aynı/ayırt edilmeyecek kadar benzer olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile YİDK kararının iptaline karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu başvuru ile redde mesnet 2011/34678, 2005/11567,2011/56709, 2016/49338 sayılı markaların ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu gibi uyuşmazlık konusu mal ve hizmetlerin redde mesnet markaların kapsamında da yer aldığını, bu nedenle 6769 sayılı Kanun'un 5 ... maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi kapsamındaki koşulların oluştuğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvuru konusu marka ile redde mesnet 2011/56709, 2016/49338 sayılı markalar arasında, başvuru kapsamından çıkarılan 42 nci sınıf hizmetler yönünden, 6769 sayılı Kanun'un 5 ... maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi anlamında ilk bakışta ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunmadığı, bu bağlamda dava konusu YİDK kararının anılan hizmetler yönünden yerinde olmadığı, buna karşın dava konusu başvuru ile redde mesnet 2011/34678, 2005/11567 sayılı markalar arasında başvuru kapsamından çıkarılan 12 ... ve 37 ... sınıf mal ve hizmetler yönünden, anılan madde kapsamında ilk bakışta ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunduğu dikkate alınarak davanın başvuru kapsamından çıkarılan 42 ... sınıf hizmetler yönünden kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmadığı gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile TÜRK PATENT YİDK’ın 10.05.2019 tarih, 2019-M-3914 sayılı kararının 42 nci sınıf hizmetler yönünden kısmen iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin ''...'' markası ve ticaret unvanı altında 2012'den beri faaliyetlerinin yoğun olarak devam ettirdiğini, 2015 yılında da ''...'' ibaresini marka olarak tescil ettirdiğini, 2018 yılında ise bu markanın logo olarak ... bir versiyonunu tasarlayıp kullanmaya başladığını, bu logo için 22.09.2019 tarihinde kurum nezdinde başvuruda bulunduğunu, başvurunun Marka Dairesi Başkanlığı tarafından kısmen reddedildiğini ve nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verildiği ancak istinaf mahkemesince kararın kaldırılarak kısmen kabulüne karar verildiğini, öncelikle kısmi bozma kararında davacının müvekkilin markasına benzer bulunan markanın tescil sayısının yanlış yazıldığını, redde mesnet markaların hiçbirinin sayısının 2005/11567 sayısı ile örtüşmediğini, özensiz inceleme yapıldığını, kararın müvekkil lehine bozulması gerektiğini, somut uyuşmazlıkta karşılaştırılan markalar arasında herhangi bir takdir yetkisine yer bırakmayacak derecede yakın bir benzerlikten söz edilmesinin mümkün olmadığını, ''...'' markasının 2012 yılından beri ticari faaliyetlerinde kullanıldığını, zaten bu markanın 2015/32440 numara ile davacı adına tescilli olduğunu, kısmı ret işleminde bahsi geçen 12 ve 37 nci sınıflara giren mal ve hizmetlerde zaten müvekkil adına koruma altında olduğunu, davacı müvekkilin tescilli markasına ilişkin mutlak ret nedenlerinin olmadığına kurum tarafından kanaat getirildiği, ancak şimdi anılan madde kapsamında benzer bulmasının idare işlemlerinde istikrarın esas olması gerektiği hukuk kaidesine aykırı olduğunu, tescilsiz marka veya ticaret sırasında kullanılan işaretlere dayalı ... ve öncelikli hakkın markanın ... hak sahipliğinin korunmasını sağladığını, davacının kazanılmış haktan ... öncelikli koruma hakkının olduğunun açık olduğunu, 2012'den beri bu markayı marka ve ticaret unvanı adı altında yoğun olarak yürüttüğü ticari faaliyetlerini tevsik eden belgeleri dosyaya sunduğunu, ... kurumsal kimlik çalışmaları kapsamında logosunu değiştirmiş olmasının ''...''ibareli marka üzerindeki hakların kaybedilmesi ile sonuçlanmaması gerektiğini belirterek davanın kısmen reddi yönünden kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususlara ilaveten dava konusu marka ile redde mesnet markalarda ''...'' ibaresinin kullanıldığını, redde mesnet markalarda kullanılan ''mühendislik'' ve ''inşaat'' ibarelerinin herhangi bir ayırt ediciliği bulunmadığını, kullanılan şekil unsurlarının markaların ayırt edilemeyecek kadar benzerliğini ortadan kaldıracak kadar ... olmadığını, emtiaların ortak olduğunun ve emtia benzerliğinin anılan madde uyarınca gerçekleştiğinin mahkemece kabul edildiğini, markaların ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu gerçekleşmiş olduğundan davanın tümüyle reddine karar verilmesi gerektiğini, kısmen kabule ilişkin kısmın hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
2. 6769 sayılı Kanun'un 5 ... maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi.
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden taraflara ayrı ayrı yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.