Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiline trafik sigortalı aracın davalının işleten ve ...'nın sürücüsü olduğu araç ile yaptığı kaza neticesinde 'nın vefat ettiğini, ının mirasçıları olan annesi ... ı ve kızı ... adına Sigorta Tahkim Komisyonunun verdiği karar uyarınca icra dosyasına 140.612,91 TL ödeme yaptıklarını, ancak kaza tarihinde sürücünün ehliyetsiz olduğu ve uyuşturucu madde kullanmış olması nedeni ile yaptıkları ödemenin rücuya tabi olduğunu, davalı hakkında Konya 12. İcra Müdürlüğünün 2018/8885 sayılı dosyası ile takip başlatıldığını ancak davalının itiraz ettiğini, yapılan itiraz haksız olduğundan itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; kazada vefat eden ...'nın tam kusurlu olduğundan bahisle ödeme yapıldığını, ancak üç şeritli yolda en sağ şeride araç arızası nedeni ile plakalı aracın park edildiğini, yola uyarıcı levha yerleştirilmediğini, söz konusu araç sürücünün de kusurlu olduğunu bu nedenle öncelikle kusurun tespiti gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davanın sigorta kapsamında ödenen tazminatın rücuen tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptaline ilişkin olduğu, mahkemece makine mühendisinden alınan kusur raporunda kazada vefat eden ...'nın asli ve tam kusurlu olduğu, plakalı araç sürücünün ise kazada kusurunun olmadığı, davacı şirket tarafından ... mirasçılarına 140.613,91 TL destek tazminatı ödemesi yapıldığı, tahkim kurulu kararına esas bilirkişi raporu tarihi itibari ile destek tazminatının belirlenmesi maksadı ile yapılan hesaplama neticesinde müteveffanın kızı için 64.981,15 TL, annesi için 116.661,40 TL olmak üzere toplam 181.642,50 TL hesaplama yapıldığı, dava konusu aracın olay tarihi itibari ile davalı adına kayıtlı olduğu, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın "Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve Sigortacının Sigortalıya Rücu Hakkı" başlığı altında düzenlenen B.4/c maddesiyle alkol etkisi altında araç kullanmak ve B.4/b maddesi ile sürücü belgesi olmadan araç kullanılması halinde oluşacak zararın sigortalıya rücu imkanı verdiği, olayda vefat eden nın ehliyetinin olmadığı gibi esrar kullanmış olması nedeni ile davacının ödemiş olduğu tazminatı rücu edebileceği gerekçesi ile davanın kabulü ile davalının Konya 12. İcra Müdürlüğünün 2018/8885 sayılı takip dosyasına bildirdiği itirazın 140.613,91 TL asıl alacak yönünden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmek suretiyle takibin devamına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; dosyada mevcut 06.07.2013 tarihli sözleşmeden anlaşılacağı üzere müvekkilinin aracın devrini 'a onun da ...'ya gerçekleştirdiğini, müvekkilinin araçla ilgili olarak dosyada işleten sıfatı bulunmadığını, her ne kadar araç geçersiz bir satış işlemi ile devredilmiş ise de sicilde halen adı görünmekte olan aracı devreden kişinin belirli hususları ispat ederek sorumlu olmayacağını, somut olaya ilişkin eksik inceleme yapıldığını, aracı devrettiği için herhangi bir sorumluluğu bulunmayan müvekkilinin sırf Trafik Tescilde aracın adına kayıtlı olması nedeni ile sorumluluğu doğduğunu, ayrıca plakalı araç sürücüsünün kazada kusurlu olduğunun dosya kapsamında sabit olduğunu ancak kusur değerlendirmesinde dikkate alınmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; uyuşmazlığın trafik kazasından kaynaklanan rücuen tazminat talebi için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B.4.a maddesi gereğince “Tazminatı gerektiren olay, sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş ise, meydana gelen kaza sonucunda üçüncü kişiye ödenen tazminatı, sigortalıdan rücuen talep edilebilir" hükmü uyarınca kazaya neden olan aracın poliçesindeki sözleşmenin tarafının davalı olduğu, davalının adına kayıtlı aracı kaza tarihinden önce haricen sattığını savunmuş ise de; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 20/d maddesinde, trafikte kayıtlı motorlu araçların her çeşit satış ve devirlerinin araç sahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi esas alınarak noterce yapılacağı, noter tarafından yapılmayan satış ve devirlerin geçersiz olduğu düzenlenmiş olup, dosyadaki bilgi ve belgelere göre davacının aracı kaza tarihinden önce yasal prosedüre uymaksızın harici olarak satıp teslim ettiği yönündeki savunmanın hukuki sorumluluğu kaldırmayacağı gibi sigorta sözleşmesinin olay tarihinde yürürlükte olduğu ve davalının sigorta sözleşmesinin tarafı olması nedeniyle sözleşmeden kaynaklanan sorumluluğunun devam ettiği, araç sürücüsünün kaza tarihinde kanında esrar tespit edilmiş olması ve sürücü belgesinin olmaması ve ayrıca alınan kusur raporu ile kazada %100 oranında kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre davacının ödediği tazminatın rücuen tahsilini talep edebileceği gerekçesi ile davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; aracın satışının gerçekleşmesi nedeni ile işleten sıfatı bulunmadığını, kusur oranını kabul etmedikleri gerekçesi ile kararın bozulmasını talep etmiştir.
Uyuşmazlık, davacının ödediği destekten yoksun kalma tazminatının araç malikinden rücuen tahsili için yapılan icra takibine yapılan itirazın iptali talebidir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90,91 inci maddeleri.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, kazada vefat eden ... ve dava dışı kişi arasında yapılan satış sözleşmesinin adi yazılı şekilde yapılmış olması nedeni ile üçüncü kişileri bağlayıcı olmamasına, kaza tarihinde aracın trafik tescilinin davalı adına kayıtlı olmasına, kaza tespit tutanağı ve bilirkişi raporunda müteveffa sürücünün kazada kusurlu olmasına, müteveffanın sürücü belgesi olmamasına ve kanında uyuşturucu madde tespit edildiğinin anlaşılmasına göre, karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,
6502 Sayılı Tüketici'nin Korunması Hakkında Kanun'un 73/2.maddesi gereğince davalı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.