Taraflar arasındaki maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; 31.10.2014 tarihinde davacının yolcusu olduğu minibüsün tek taraflı trafik kazası sonucu davacının yaralandığını ve malul kaldığını, aracın kaza itibari ile davalı şirkete zorunlu mali sorumluluk sigorta (ZMSS) poliçesi ile sigortasının bulunduğunu, aynı araç ve olay sebebi ile birçok kişi tarafından dava açıldığını ve davalı ... aleyhine hüküm kurulduğunu ve davanın kabulüne karar verildiğini iddia ederek fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydı ile şimdilik toplam 60.000,00 TL belirsiz alacağın, kalıcı iş göremezlik, geçici iş göremezlik, tedavi, bakıcı giderlerinin davalı ... şirketinin sorumlu olduğu poliçe miktarı ile sınırlı olmak üzere kaza tarihinden itibaren bankalarca uygulanan en yüksek ticari avans faizi oranı ile birlikte mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini toplam 123.147,16 TL 'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacın taleplerinin haksız olduğunu, hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının zararının zorunlu karayolu taşımacılık mali sorumluluk sigortası poliçesi teminatından karşılanması gerektiğini, aracın kendilerine zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, davacının dava dilekçesinde kaza esnasında yolcu konumunda bulunduğunu, herhangi bir kusurunun bulunmadığını belirttiğini ancak davacının emniyet kemerinin takılı olup olmadığı ve bu sebeple müterafik kusurunun bulunup bulunmadığının araştırılmasının gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen ilk karar Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kazanın istiap haddinin aşılmasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı ya da başka sebepten meydana gelip gelmediğinin araştırılarak, istiap haddi aşılmasaydı yine de söz konusu kazanın gerçekleşip gerçekleşmeyeceği ve davacının uğradığı zararın artmasında istiap haddinin aşılmasının etkili olup olmadığına ilişkin inceleme yaptırılması gerektiği gerekçesi ile kaldırılmıştır.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının meydana gelen trafik kazasında yaralanması nedeni maluliyetinin oluştuğunun belirlendiğini, düzenlenen bilirkişi raporlarına göre davacının meydana gelen kaza nedeni ile kusurunun bulunmadığı, Hazine Müşteşarlığının 01.07.2020 tarihli genelgesi dikkate alındığında mevsimlik işçi taşıyan sigortalı aracın yolcuları taşıdığı mesafenin 100 km'nin altında olması nedeni ile Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası yaptırma mecburiyeti olmadığı, taşıma karşılığı ücret ödenmediği bu nedenle davalı şirketin sorumlu olduğu gerekçeleri ile davanın kabulü ile 3.680,20 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 112.795,96 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 4.671,00 TL bakıcı gideri ile 2.000,00 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 123.147,16 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydı ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı istinafı; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, yolculuğun zorunlu taşımacılık kapsamında olduğunun açıkça ortada olduğunu, kazaya ilişkin olarak ilk önce Güvence Hesabına başvurulması gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte dosya içerisindeki tüm evraklarda ve kaza sonucu oluşan zarardan anlaşılacağı üzerine araç içerisinde istiap haddinin açıkça açıldığını, bu durumun da tazminattan indirim sebebi olduğunu, davacının bu araca binerek meydana gelen trafik kazasına gördüğü zararın artmasını açıkça göze aldığını, müterafik kusuru nedeniyle hesaplanan tazminattan %20 indirim yapılması gerekirken istiap haddinin aşıldığının kabul edilmediğini ve indirimin uygulanmaksızın tazminata hükmedilmesinin açıkça hakkaniyetsizlik teşkil ettiğini savunarak mahkemece verilen kararın ortadan kaldırılması ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Zorunlu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.6. maddesine göre Zorunlu Karayolları Taşımacılık ve Mali Sorumluluk Sigortası yaptırma zorunluluğunun bulunmadığı, yine Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası yaptırma mecburiyetinin de bulunmaması nedeni ile davalının sorumlu olduğu, kaldırma kararı sonrasında düzenlenen bilirkişi raporuna göre kazanın münhasıran istiap haddinin aşılması nedeni ile meydana gelmediği, istiap haddi aşılması dışında başka etkenlerin de kazaya sebebiyet verdiği, bu durumda müterafik kusur indirimi yapılmamasının isabetli olduğu gerekçeleri ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun uğradığı sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı, tedavi gideri ile bakıcı gideri talebine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 52,54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3,85,86,88,89,90 ve 111 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu 30 uncu maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, Zorunlu Karayolları Taşımacılık Sigortası yaptırılma zorunluluğunun bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 52 nci maddesi uyarınca zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış (müterafik kusur hâli söz konusu) ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından bu yönde bir savunma olmasa da resen dikkate alınması gerekir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 3 üncü maddesi uyarınca taşıma sınırı (istiap haddi/Kapasite), bir aracın güvenle taşıyabileceği en çok yük ağırlığı veya yolcu sayısını göstermekte olup ikincil mevzuat ve eki cetveller ile aracın trafik tescil belgesinde; yolcu taşıma izni verilen araçlarda azami kaç koltuk bulunacağı, kaç yolcu taşınabileceği, ayakta veya aracın römorkunda yolcu taşınıp taşınamayacağı hususları belirlenmiştir.
Davacının, yolcu taşıma kapasitesi aşılmasına rağmen sigortalı araçta seyahat etmek suretiyle zararın artmasında katkısının bulunduğu, dolayısıyla müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğine dair davalının savunması İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kabul edilmemiştir.
Somut olayda; araç tescil belgesine göre davalıya sigortalı minibüsün azami yolcu kapasitesi sürücü dâhil 24 kişi olmasına rağmen araçta 45 kişi bulunduğu hususu, trafik kaza tespit tutanağı ile kazaya ilişkin soruşturma evrakı içerisindeki tutanaklar ile sabit olmakla, bu durum zararın artmasına sebebiyet vermiş, davalı lehine müterafik kusur oluşmuştur. Kazanın da davalıya sigortalı aracın sürücüsünün direksiyon hâkimiyetini kaybetmesi sonucu meydana geldiği anlaşılmaktadır.
Buna göre; davacının yolcu taşıma kapasitesi aşılan araçta seyahat etmesi nedeniyle zararın artmasında katkısının bulunduğu gözetilerek TBK’nın 52 nci maddesi gereğince Dairemizin yerleşik uygulamasına göre %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle davalının sorumlu olduğu tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının davalıya iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.12.2023 tarihinde Başkan Vekili ... ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.
(Karşı Oy)
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3 üncü maddesi uyarınca taşıma sınırı (istiap haddi/kapasite), bir aracın güvenle taşıyabileceği en çok yük ağırlığı veya yolcu sayısını göstermekte olup ikincil mevzuat ve eki cetveller ile aracın trafik tescil belgesinde; yolcu taşıma izni verilen araçlarda azami kaç koltuk bulunacağı, kaç yolcu taşınabileceği, ayakta veya aracın römorkunda yolcu taşınıp taşınamayacağı hususları belirlenmiştir.
Davacının yolcusu olduğu araç otobüs olup 1 sürücü ve 44 yolcu ile seyir halinde iken sürücünün aracın hızını yol durumuna göre ayarlamaması suretiyle tek taraflı kaza meydana gelmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, kazanın meydana gelmesindeki sebebin istiap haddinin aşılması olup olmadığı konusunda rapor alınarak, davacının olayda müterafik kusurlu olup olmadığının irdelenip tartışılması, ondan sonra varılacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince kaldırma kararı sonrasında Karayolları Genel Müdürlüğü fen heyetinden alınan 13.05.2020 havale tarihli bilirkişi raporunda sürücünün %100 kusurlu olduğu, hangi yolcunun araca sonradan bindiğinin tespit edilmesi mümkün olmadığından davacının kusursuz olduğu bildirilmiştir.
Davacının istiap haddi fazlası yolcu olduğunun kabulüne elverişli bir delil veya emare bulunmadığı, istiap haddinden dolayı indirim yapılmamasının yerinde olduğu ve kararın onanması gerektiği görüşünde olduğumdan, sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum.