Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.01.2013 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
B. İzmir 10. Sulh Ceza Mahkemesinin, 14.03.2013 tarihli ve 2013/141 Esas, 2013/231 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir.
C. Sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uymadığının bildirilmesi üzerine dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda, İzmir 31. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.10.2014 tarihli ve 2014/284 Esas, 2014/99 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan lehine olan 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası, aynı Kanun'un 62 inci maddesi uyarınca hükmedilen 10 ay hapis cezasının, 5728 sayılı Yasa ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası ve sekizinci fıkrası uyarınca açıklanmasının geri bırakılmasına ve sanığın beş yıl süre ile denetim süresine tabi tutulmasına karar verilmiştir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, 10.10.2014 tarihinde kesinleşmiştir.
D. Sanığın denetim süresi içinde 18.02.2015 tarihinde işlediği suçtan İzmir 7. Ceza Mahkemesince verilen 09.02.2016 tarihli ve 2015/542 Esas, 2016/118 Karar sayılı mahkûmiyet kararının kesinleştiğinin ihbar olunması üzerine dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda, İzmir 31. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.05.2016 tarihli ve 2016/334 Esas, 2016/333 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin onbirinci fıkrası uyarınca hüküm açıklanarak, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, aynı Kanun'un 62 inci maddesi, 53 üncü maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılması ile hak yoksunluğuna hükmedilmiştir.
Sanık 05.05.2016 tarihli dilekçesi ile temyiz talebinde bulunmuştur.
"Sanığın olay tarihinde kullanmak amacı ile esrar ihtiva eden hint keneviri temin ettiği, polis memurlarının bunu bulup muhafaza altına aldıkları, bu olayla ilgili olarak sanık hakkında cezalandırılması için kamu davası açıldığı, 10. Sulh Ceza mahkemesinin 14/03/2013 tarih 2013/141 - 2241 sayılı kararında 5237 sayılı TCK nun 191/2 md si gereğince sanık hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın kesinleştiği ve infaza verildiği, infaz aşamasında sanık ... ın tedavisinin 24/10/2013 tarihinde olumsuz sonuçlanması nedeniyle denetimli serbestlik müdürlüğünce hazırlanan uyarı yazısının bu sanığa tebliğ edilmesine rağmen bu sanığın haklı mazereti olmaksızın 12/05/2014 tarihli randevuya gitmeyerek tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranmadığı, iddia, bu olayla ilgili olarak mahkememizin 02/10/2014 tarih 2014/284-99 sayılı kararında "sanığın TCK nun 191/1,62,53 maddesi gereğince cezalandırılmasına, CMK 231/5 maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, CMK 231/8 maddesi gereğince sanığın 5 yıl süre ile denetim süresine tabi tutulmasına" karar verildiği, kararın 10/10/2014 tarihinde kesinleştiği, sanığın denetim süresi içinde 18/02/2015 tarihinde işlediği kasti suç nedeniyle İzmir 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 09/02/2016 tarih 2015/542 esas 2016/118 karar sayılı kararıyla TCK nun 106/2a, 29,62 maddeleri gereğince cezalandırıldığı, bu kararın 03/03/2016 tarihinde kesinleşmesi üzerine açıklanması geri bırakılan hükümle ilgili olarak değerlendirme yapılmak üzere davanın 2016/334 sayılı esasa kaydedildiği, 10. Sulh Ceza Mahkemesinin 2013/141 esas sayılı dosyası, mahkememizin 2014/284 esas sayılı dosyası, İzmir 7. Asliye Ceza Mahkemesinin kararı, denetimli serbestlik şube müdürlüğünün yazısı, tebligat evrakı, sanığın beyanları, sanığın randevulara gitmediklerine ilişkin tutanaklar ve tüm dosya kapsamından anlaşıldığı" gerekçesiyle hükmün açıklanması suretiyle mahkûmiyetine karar verildiği, görülmüştür.
Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde;
Kendisinde herhangi bir uyuşturucu ya da uyarıcı madde ele geçirilemeyen, daha önce kullandığını söylediği maddelerin de ele geçmemesi nedeniyle bu nitelikte olup olmadığı tespit edilemeyen, suç tarihinde uyuşturucu veya uyarıcı madde kullandığı teknik yöntemlerle saptanmayan, inceleme dışı diğer sanıklarla bulunduğu yerde ele geçen uyuşturucu madde ile ilgisi saptanmayan sanığın, atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, yeterli ve kesin delil bulunmadığı gözetilmeden, beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi nedeniyle hukuka aykırılık görülmüştür.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir 31. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.05.2016 tarihli ve 2016/334 Esas, 2016/333 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.12.2023 tarihinde karar verildi.